Ekmen: “Siyasetin Finansmanı İçerisinde Medya ve STK’lar da Var”

DEVA Partisi Mersin MV. Mehmet Emin Ekmen (Fotoğraf: Hikmet Durgun)

Mersin İstişare Kulübü’nün “siyasetin finansman kaynakları” temasıyla düzenlenen toplantısına katılan DEVA Partisi Mersin MV. Mehmet Emin Ekmen, siyasetin finansmanının yalnızca seçim kampanyalarından ibaret olmadığını, vatandaşın medya ve sivil toplumla birlikte geniş bir ekonomik ağın finansman yükünü taşıdığını söyleyerek, sistemdeki çarpıklığa dikkat çekti.

Mersin İstişare Kulübü’nün Nisan ayı toplantısı “Temiz Siyaset İçin Siyasetin Finansman Kaynakları” temasıyla düzenlendi. Toplantıya DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen ile Mersin Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ulaş Bayraktar konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda iş dünyası, akademi ve STK’lardan pek çok önemli isim yer aldı.

Mersin İstişare Kulübü Başkanı Ferudun Gündüz (Fotoğraf: Hikmet Durgun)

Toplantının açılış konuşmasını yapan Mersin İstişare Kulübü’nün Başkanı Ferudun Gündüz, konuşmasında siyasetin finansmanının temiz siyaset açısından kritik olduğunu vurguladı. Türkiye’de aday belirleme ve seçim süreçlerinin sorgulanması gerektiğini ifade etti. Ülkenin sorunlarının çözümünün nitelikli, dürüst ve liyakatli insanların siyasette ve yerel yönetimlerde yer almasıyla mümkün olacağını dile getiren Gündüz, mevcut sistemin bu nitelikte kadroların önünü yeterince açmadığını söyledi.

Ekmen: “Devlet yardımı parti içi demokrasiyi zayıflatıyor”

Ekmen yaptığı konuşmada mevcut yasal çerçevenin katılımcı bir finansman modeline imkân tanımasına rağmen, uygulamada sistemin büyük ölçüde devlet yardımlarına dayandığını belirterek, bunun parti içi demokrasiyi zayıflattığını söyledi.

Siyasi partilerin gelir kaynaklarının kanunda açıkça tanımlandığını hatırlatan Ekmen, “Pratikte üyelik aidatları ve gönüllü katkılar yok denecek kadar az. Finansman genel merkezde toplanınca karar alma süreçleri de merkezileşiyor” dedi.

Yeni Partiler İçin Eşitsizlik Vurgusu

Devlet yardımının tamamen kaldırılmasının çözüm olmadığını vurgulayan Ekmen, bu desteğin daha adil ve dengeli dağıtılması gerektiğini ifade etti.

Yeni kurulan partilerin uzun süre bu destekten yararlanamamasının siyasette eşitsizlik yarattığını dile getiren Ekmen, “Üye sayısına dayalı erken destek modelleri geliştirilirse daha kapsayıcı bir yapı kurulabilir” diye konuştu.

“Aday harcamaları denetimsiz”

Mevcut sistemde en büyük eksikliklerden birinin adayların kampanya finansmanına ilişkin yasal boşluk olduğunu belirten Ekmen, seçim süreçlerinde harcanan kaynakların şeffaf biçimde izlenemediğini söyledi.

Ekmen, “Adayların ne harcadığı, bu kaynağın nereden geldiği ve nasıl denetlendiği konusunda ciddi bir boşluk var. Bu alan şeffaflaşmadan siyasette güveni artırmak zor” ifadelerini kullandı.

Siyaset, medya ve sivil toplum ilişkisi

Siyasetin finansmanının yalnızca seçim kampanyalarından ibaret olmadığını dile getiren Ekmen, bu yapının medya ve sivil toplumla birlikte geniş bir ekonomik ağ oluşturduğunu söyledi.

Geçmişte medyanın siyaseti finanse ettiğini, bugün ise devletin medya üzerinden hem finansman hem de kontrol sağladığını ifade eden Ekmen, kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen medya satın almalarının ve finansman ilişkilerinin, ciddi maliyetler ve rant alanları yarattığını vurguladı.

“Toplum ağır bir maliyet ödüyor”

İktidara yakın medya ve sivil toplum yapılarının kamu bankaları ve büyük ihaleler üzerinden fonlandığını belirten Ekmen, “Bu sistem toplum üzerinde ağır bir ekonomik yük oluşturuyor” dedi.

Türkiye’de siyasi finansmanın etkin şekilde denetlenemediğine dikkat çeken Ekmen, siyasetin, medyanın ve sivil toplumun finansmanının birlikte ele alınarak şeffaf, etik ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

“Sorun sadece İBB’ye özgü değil”

Ekmen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturmalarda gündeme gelen iddiaların önemli bir bölümünün siyasetin ve seçim kampanyalarının finansmanından kaynaklanan yapısal sorunlarla bağlantılı olduğunu belirterek, bu durumun yalnızca İBB’ye özgü olmadığını, Türk siyasetinin genel bir problemi olduğunu söyledi.

“AK Partili belediyelerde bunun çok daha fazlası var.”

“AK Partili belediyelerde bunun çok daha fazlasının denetimsiz bir şekilde yapıldığını biliyoruz.” diyen Ekmen, bazı belediyelerde benzer uygulamaların daha yaygın ve denetimsiz şekilde sürdüğünü ifade etti. Ekmen, bu alanlarda etkili ve sonuç alıcı soruşturmaların yürütülmediğini dile getirdi. Denetim ve yargı süreçlerinin çoğu zaman “aç-kapa” biçiminde ilerlediğini savunan Ekmen, sistemin bu yönüyle ciddi bir zaaf taşıdığını vurguladı.

“Siyah-beyaz bir tablo yok”

Süreçlerin tek taraflı değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ekmen, “Bugün ortada siyah-beyaz bir tablo yok. Bu süreçlerin sağlıklı yönetilebilmesi için tüm tarafların daha şeffaf ve hesap verebilir bir yaklaşım benimsemesi gerekiyor” dedi.

Ekmen, CHP’nin de süreci yalnızca “partimize yönelik bir saldırı var” yaklaşımıyla ele almasının yeterli olmadığını belirterek, daha kapsamlı ve objektif bir değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı

Mersin Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ulaş Bayraktar (Fotoğraf: Hikmet Durgun)

Bayraktar: “Siyasi partiler büyük ölçüde devlet tarafından finanse ediliyor”

Toplantının diğer konuşmacısı olan Prof. Dr. Bayraktar, Türkiye’de siyasi partilerin finansman yapısına dikkat çekti. Bayraktar, sistemin önemli ölçüde devlet yardımlarına dayandığını ifade etti. Siyasetin finansmanında Parti üyelik aidatlarının son derece düşük seviyede kaldığını belirterek bu durumun seçmen ile parti arasındaki bağın zayıflamasına yol açtığına dikkat çekti.

Siyasi partilerin finansmanında şeffaflık sorununa da değinen Bayraktar, kapatılma riskleri ve yasal sınırlamalar nedeniyle partilerin resmi kayıtların dışında bütçeler oluşturabildiğini ifade etti. Bu durumun hem hesap verilebilirliği zayıflattığını hem de kamuoyunun gerçek finansman yapısını göremediğini belirtti.

Seçim süreci: “Adaylık pahalı ve belirsiz”

Seçim süreçlerinin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Bayraktar, adaylık sürecinde harcanan paraların şeffaf biçimde izlenemediğini söyledi. Yerel seçimler üzerinden örnek veren Bayraktar, büyük ilçelerde belediye başkanlığı için milyonlarca liralık harcamaların söz konusu olduğunu ifade etti. “Seçilmek için gereken oy sayısı üzerinden yapılan hesaplarda milyon dolarlık maliyetler ortaya çıkıyor” diyen Bayraktar, bu durumun siyasete giriş bariyerini yükselttiğini kaydetti.

“Seçim harcamaları sonradan telafi ediliyor”

Bayraktar, seçim sürecinde yapılan harcamaların, göreve geldikten sonra çeşitli yollarla telafi edilmeye çalışıldığına dair yaygın bir algı bulunduğunu belirtti. Bu durumun yerel yönetimlerde ihale süreçleri ve kaynak kullanımı üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.

Yerel yönetimlerin bütçe yapısına da değinen Bayraktar, belediyelerin önemli bir kısmının personel ve hizmet alımlarına harcandığını, yatırım için sınırlı kaynak kaldığını söyledi.“Kaynak yetersizliği nedeniyle belediyeler alternatif finansman yollarına yönelmek zorunda kalıyor” diyen Bayraktar, bunun da farklı ilişki ağlarını beraberinde getirdiğini dile getirdi.

Alternatif model: “Toplum finansmana ortak olmalı”

Bayraktar, çözüm olarak ise daha katılımcı finansman modellerini önerdi.

Kitlesel fonlama, üyelik aidatlarının güçlendirilmesi ve küçük ölçekli bağışların artırılması gerektiğini belirten Bayraktar, “Aidat ve aidiyet birbirine bağlıdır. Parasını vermediğiniz şeye ait hissetmezsiniz” dedi. Ayrıca siyasi partilerin ve yerel yönetimlerin ticari girişimlerle kendilerine kaynak yaratabileceğini de sözlerine ekledi.

Konuşmasının sonunda mevcut sistemin seçmen yerine belirli grupların etkisini artırdığını savunan Bayraktar, daha demokratik ve şeffaf bir finansman yapısının kurulması gerektiğini ifade etti.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.