Eski Pompeo Danışmanı: “Falun Gong Zulmü Bir Soykırımdır”

Dr. Miles Yu, eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi. (Foto: Tal Atzmon/The Epoch Times)

Sincan’da Uygur Türklerine yapılanların resmiyet kazanması ve soykırım olarak tanınması üzerine Pompeo’un eski danışmanı, Çin’deki Falun Gong uygulayıcılarına yönelik zulme de dikkat çekti. Dr. Miles Yu, Falun Gong zulmünün soykırım olarak tanınmasının, mevcut kanıtların fazlalığı nedeniyle Uygur zulmünden daha kolay ispatlanabilir olduğu için,  daha kolay olduğunu söyledi. Bu konuda birçok uzman da onunla hemfikir.

Özel bir röportajda, eski ABD Dışişleri Bakanlığı görevlisi Dr. Miles Yu, Çin’deki Falun Gong uygulayıcılarının maruz kaldığı zulmün, bir soykırım olduğuna dair sayısız kanıtın var olduğunu söyledi. Dr. Miles Yu, var olan kanıtların, Uygurların yaşadığı soykırımdan bile daha fazla olduğuna dikkat çekiyor.

Trump ve Biden yönetimlerinin ikisi de, Çin’deki Uygurlara yönelik zulmü soykırım olarak tanıdı. Yu, eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya Çin ile ilgili stratejiler konusunda hizmet vermekteydi. Yu, Uygurların yanı sıra, Falun Gong’un da soykırıma maruz kaldığına inanıyor.

Falun Gong, 1990’ların başında Çin’de popüler hale gelen, Taoist ve Budist ilkelere dayanan barışçıl bir harekettir. Grubun 1999 yılına kadar 70 ila 100 milyona ulaşan üye sayısı, Çin Komünist Partisi’ni (ÇKP) soykırıma dönüşen bir zulüm politikası izlemeye sevk etti. Komünist Parti, Falun Gong’u rejime bir tehdit olarak değerlendirdi.

Yu 9 Ağustos’ta Epoch Times’a bir e-posta yazarak, “ÇKP’ye karşı soykırım suçlamasının ÇKP’ye karşı uluslararası insan hakları kampanyalarının odak noktası haline gelmemesine şaşırdım.” dedi.

“Soykırım olarak sınıflandırılıp sınıflandırılmayacağına karar vermenin en zor yasal engeli, failin ‘niyetini’ kanıtlamaktır.” Bu niyeti tespit etmek, soykırımı ispatlamanın anahtarıdır. Bu, diğer ciddi uluslararası suçların aksine bir durumdur.

Falun Gong Soykırımını Kanıtlamak Daha Kolay

Uluslararası insan hakları avukatı Beth Van Schaack, Uygurlara yönelik soykırımla ilgili analizinde şöyle açıklıyor: “Soykırımın tesis edilmesindeki en büyük zorluk, faillerin yalnızca suç işlemekle kalmadığı, aynı zamanda ‘mens rea’ durumdur, yani (suçlu ruh) kriteridir. Burada eylemlerin altında yatan niyet önemlidir. Eylemler ayrıca ulusal, etnik, ırksal veya dini bir grubu tamamen veya kısmen yok etme niyetiyle işlenmelidir. Niyet unsuru, soykırımın ayırt edici özelliğidir ve onu savaş suçları veya insanlığa karşı suçlar gibi diğer uluslararası suçlardan ayıran en temel özeliktir.”

Yu, Falun Gong durumunda, bu kararı kanıtlamanın Uygurların durumundan çok daha kolay olacağına inanıyor. Yu’ya göre ÇKP, Uygurlara yönelik soykırım baskısını örtbas etmek için daha çok çabalıyor ama Falun Gong zulmü ise çok daha açık bir şekilde gerçekleşiyor.

Yu, Falun Gong zulmü ile ilgili çok fazla belgenin olduğunu ve işlenen suçun çok daha sistematik ve açık gerçekleştiğine dikkat çekiyor.

İnsan Hakları Hukuku Vakfı’nın genel müdürü olan uluslararası avukat Terri Marsh da aynı fikirde. 9 Ağustos’ta The Epoch Times’a gönderdiği bir e-postada, “Kanıtlar soykırım iddiasını destekliyor: Çin Falun Gong’u bastırmak için sistematik bir biçimde ve özenle koordine edilişmiş işkence, tecavüz, yargısız infaz gibi uygulamalara dair birçok belge ve kanıt mevcut. Bunlara her türlü akla gelmeyecek aşağılayıcı ve zarar verici muamele biçimleri dahil, hatta yargısız infazlar bile.” İfadelerinde bulundu.

Falun Gong’u Yok Ttme Kampanyası Kanıtlandı

2015 yılında, İnsan Hakları Hukuku Vakfı, ÇKP’nin ‘mücadelesini’ veya ‘Douzheng’ kampanyasını (斗争) kanıtlayan bir belge yayınladı. Gözaltı, işkence ve organ toplama gibi yasadışı yöntemlerle Falun Gong’u ortadan kaldırmak için kasıtlı soykırıma varan planlamalar ifşa edildi.

Ne yazık ki, bilimsel çevreler Falun Gong soykırımı ile yakından ilgilenmiyor. Uluslararası Genocide Studies and Prevention dergisinde, 2018’de yayınlanan bir araştırmaya göre Falun Gong soykırımı şiddetli ve yoğun bir biçimde göze çarpıyor fakat buna rağmen göz ardı ediliyor.

Yu, Falun Gong soykırımının raporlanması ve kovuşturulmasındaki bu boşluğu kapatmak için Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) tarafından daha önceki soykırım sınıflandırmalarının kullanılmasını tavsiye ediyor. Yu, “ICC’nin Ruanda ve Srebrenica için verdiği soykırım kararlarını, Falun Gong için de, gerçerli şablon olarak kullanmak doğru olacaktır.” diye yazdı.

Failler birçoğu Yaşlı

Falun Gong uygulayıcıları Toronto’da Temmuz 2021’de bir nöbette. (Fotoğraf: Evan Ning / The Epoch Times)

Yu, faillerin bazılarının yaşlandığını ve bunun sebebinin ise yavaş ilerleyen araştırmaların ve boşa harcanan zamanın olduğunu söyledi. Yu, “Genelde bu gibi durumlarda bir baş sorumlu olur. Burada ki baş sorumlu ise ÇKP genel sekreteri Jiang Zemin’dir. Fakat yaşından dolayı, zamanı dolmak üzere.” yorumunda bulundu.

“Jiang ortada yok ise, ICC sorumlu olacak başka birini bulmak zorunda kalacak. Bu, tüm ÇKP hükümeti olabilir. Bu daha sonra, ÇKP’nin vahşetinin diğer kurbanları, örneğin Tibetliler, farklı inançların dini takipçileri, Uygurlar, Moğollar vb harekete geçirebilir, yani böylece tüm ÇKP rejiminin soykırımcı olarak sınıflandırılması için baskı yapmak için bir araya gelebilirler.” dedi.

Soykırım, hem Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi hem de Amerikan hukuku uyarınca yasa dışıdır (18 U.S.C. § 1091). Her iki yasadaki soykırım tanımı, yalnızca etnik değil, aynı zamanda Falun Gong uygulayıcıları gibi dini grupları da yok etme girişimlerini içerir.

Bu imha toplu katliamlar şeklinde olabileceği gibi, zorunlu dönüşüm yoluyla da olabilir. Çin’deki milyonlarca Falun Gong uygulayıcıları, sistematik olarak gözaltına alınmasından tutun, türlü işkenceden geçtiler. Muhtemelen bir milyondan fazla uygulayıcının zorla ve yasa dışı organları alınarak öldürüldü. 2020’de Londra’da bir araya gelen China-Tribunal, yasa dışı organ ticareti ile ilgili kapsamlı kanıtlar buldu.

Yazar hakkında: Anders Corr, Yale Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi alanında lisans / yüksek lisans derecesi (2001) ve Harvard Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi alanında doktora derecesi (2008) aldı. Corr Analytics Inc.’de yönetici ve Politik Risk Dergisi’nin editörüdür ve Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’da kapsamlı araştırmalar yürütmüştür. “The Concentration of Power” (2021’den), “No Respassing” kitabının yazarı ve “Great Powers, Grand Strategies” kitabının editörüdür.

Çeviri: Evren Durmaz

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.