Görünmez Zincirler

Fiziksel darbeler, morluklar ve kırıklar… Kadına yönelik şiddet denildiğinde zihnimizde beliren ilk fotoğraf genellikle budur. Çünkü gözle görülür, inkârı imkânsız bir vahşettir. Ancak kadını kuşatan, ruhunu ve özgürlüğünü ilmek ilmek kemiren şiddet, sadece fiziksel olandan ibaret değil. Toplum olarak ıskaladığımız, “normalleştirdiğimiz” pek çok görünmez zincir var.

Şiddet, sadece bir elin kalkması değildir o elin kalkacağını ima eden o tehditkâr bakış, yani psikolojik şiddettir. Bir kadının ne giyeceğine, kiminle görüşeceğine karar verme hadsizliği, kıskançlık kılıfına uydurulmuş kısıtlayıcı / sosyal şiddettir. Kadının kendi kazandığı paraya el koymak, çalışmasına engel olmak ya da onu ekonomik olarak muhtaç bırakmak, yani ekonomik şiddettir. Ve ne yazık ki en yakınındaki erkekten bile gelebilen, rıza dışı her türlü dayatma olan cinsel şiddettir.

Sokakta, evde, iş yerinde ya da dijital dünyada, adı ve yöntemi ne olursa olsun şiddetin her türü tektir: Bir tahakküm kurma çabası, bir hak gaspı.

Fiziksel morluklar zamanla geçer belki ama ruhun üzerindeki o görünmez zincirlerin izi kolay kolay silinmez. Kadına yönelik şiddetle mücadele etmek istiyorsak, önce zihnimizdeki “şiddet” tanımını genişletmeli ve o görünmez zincirleri ilk halkasından itibaren kırmalıyız. Çünkü sessiz kaldığımız her psikolojik baskı, yarının fiziksel şiddetine açılan bir kapıdır.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.