İzahı Yok

Neresinden başlamalı bir temmuzu ağıtla ağırlamanın.
Neresinden başlamalı hiç sebepsiz ağlamanın.
İnsan olmanın, yani ‘olamamanın’ çaresizliğini, “Adem ile Hayat” kıssasını anlamanın.
Yok işte hiç bir sözlükte karşılığı melâlin, insan iletken değil.

Çaresizsin, gidene elin, susana dilin yetişmiyor.
Her ayrılık bir Temmuz yanığı ruhunda.
“Çok canım yanıyor !” dediğinde sen ne kadar aktarabiliyorsun acını, duyan ne kadarını anlıyor.
Hiçbir lügatte karşılığı olmayan kelimeleri var ruhunun.
Üstelik sözler de iletken değil…

Derli toplu cümleler ummayın benden, bunu ben hayattan ummuştum, olmadı.
Siz önce şu dünyanızı yorganınıza göre uzatın.

Adam berbere gitmiş, “Nasıl olsun?” demiş berber. “İkisini de kısa kes” demiş adam.
Berber saç ve sakalı kastettiğini düşünürken eklemiş adam: “Saçı da, lafı da kısa kes…”
Adam ne kastediyor, berber ne anlıyor…
“Men çi gûyem tamburam çi zened”1 meseli.

Anlaşılması zaten güç olan bir meseleyi, bir de anlatmaya mı kalkmalıyım?
Bu daha da güç.
Hem ben yanlış anlamışsam?
Hem siz benim anlattıklarımdan kastetmediğim anlamlar çıkaracaksanız?
Neyi anlayacağız? Hiç bir şey anlamadığımızı mı?
İzahı yok bunun… hayatın.

Yaşamakla geçiştirdiğimiz bir şey, üzerinde fazlaca düşünmediğimiz, düşünürsek yoldan çıktığımız, yoldan çıkınca bir daha asla aynı yolu yürüyemediğimiz vakıa. Yaşayıp geçelim.

Uykudaki adama bütün gördüklerinin bir rüya olduğunu söylemem işe yarar mı?
Ya uyuyan adam da sadece benim gördüğüm bir rüyadan ibaretse?

Biliyorum söylediklerimden hiç bir şey anlamadınız, ben de öyle.
Biliyorum boşa konuştuğumu düşünüyorsunuz, hemfikiriz.
Boş verin, yaşayın geçsin, yaşayın bitsin.
Şimdiye kadar yığınla anlamlı sözcükler aktı kulaklarınızdan, hangisi işe yaradı?

Kulak vermek işe yaramadı, gönül vermeliydiniz.

  1. Men çi gûyem tamburam çi zened: Ben ne söylüyorum, tamburam ne çalıyor anlamında dilimize Farsça’dan geçmiş bir deyim. ↩︎
1 yorum
  1. doğan bilge diyor

    Kısa kesme meselesi; her işte, her olayda ve iletişimde gerçekten önemlidir. Dahası, sanatta çok daha fazla önem arz eder. Zaten sanat, kestirmeden en etkili yolu bulup anlatmak değil midir?

    Bazen uzun şiirler dinliyorum. Çok nadir de olsa dayanamayıp, “Efendim, sizden sonra kimse şiir yazamayacak.” şeklinde mukabelede bulunuyorum. Muhatabım ise, “Çok mu güzeldi?” diye cevap veriyor.

    Ben de, “Hayır efendim, tüm kelimeleri tükettiniz.” diyorum.

    Ömer Bey, anlatım üslubunuzda her zaman ayrı bir estetik var. Her yazınızda daha önce duymadığım, üzerinde düşündüren yeni bir bakış açısıyla karşılaşıyorum. Bu yüzden her hafta yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyor, fırsat bulur bulmaz büyük bir keyifle okuyorum. Bizlerle paylaştığınız her satır için teşekkür ederim.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.