Marmara Denizi’nde Yeni müsilaj ve Hastalık Tehlikesi

Bilim insanları, küresel ısınma ve iklim krizinin denizler üzerindeki yıkıcı etkilerini sarsıcı verilerle ortaya koydu.
İklim değişikliği tüm dünyada etkilerini gösterirken Marmara Denizi de bu yıkımdan nasibini alıyor. Bilim insanları, denizlerin iklimin regülasyonunda büyük bir rol oynadığını belirtiyor. Çünkü denizler gezegendeki en büyük ısı emici olarak, iklim değişikliğinin neden olduğu aşırı ısının yüzde 90’ını emiyor. Araştırmalar denizlerin aynı zamanda insan kaynaklı CO2 emisyonlarının yüzde 23’ünü emen çok verimli bir karbon yutağı olduğunu da ortaya koyuyor. Tüm bu veriler, sürdürülebilir deniz yaşamının ve denizlerdeki çeşitliliğin korunmasının, insan hayatı ve geleceği için önemine dikkat çekiyor.
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, iklim değişikliği, küresel ısınma ve insan kaynaklı kirliliğin deniz suyu sıcaklıkları üzerindeki etkilerine dair hayati uyarılarda bulundu. Tecer, Türkiye denizlerindeki su sıcaklığının dünya ortalamasını ikiye katlayarak son 50 yılda 3 dereceye yakın arttığını açıkladı. Son yıllarda dünya genelindeki deniz suyu sıcaklıklarında ortalama 1,1 ile 1,5 °C arasında bir artış kaydedildiğini aktaran Tecer, Türkiye kıyılarındaki tablonun çok daha vahim bir boyuta ulaştığına dikkat çekti. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde, son yarım asırdaki sıcaklık artış oranının 2,5 ila 3 °C’lere kadar tırmandığını belirten Tecer, Ege ve Akdeniz’de 1,5-2 derece, Karadeniz’de ise 1,3 derece ortalama üstü artış yaşandığını ifade etti.
“Patojen mikroorganizmalar sıcaklık yükseldikçe çoğalabilir“
Deniz suyundaki sıcaklık artışının yalnızca deniz canlılarını değil, doğrudan insan sağlığını da tehdit edebileceğini belirten Tecer, salmonella ve kolera gibi hastalıklarla ilişkilendirilen patojen mikroorganizmaların sıcaklık yükseldikçe çoğalabileceği uyarısında bulundu.
Tecer, “Öncelikle patojen popülasyonda bir artış meydan geliyor ki salmonella dediğimiz, kolera dediğimiz patojen hastalık yapıcı mikroorganizmalar deniz suyu sıcaklıklarının artmasıyla çoğalıyor. Bu da insan sağlığının riske sokulması anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

“Balon balığı, aslan balığı ve denizanası gibi istilacı türler çoğalabilir”
Isınan denizlerin doğal yaşam dengesini bozduğunu vurgulayan Tecer, yerli türlerin yaşam alanlarından uzaklaşırken balon balığı, aslan balığı ve denizanası gibi istilacı türlerin daha geniş alanlara yayılabildiğini söyledi.
Marmara kıyılarında son dönemlerde dikkat çeken denizanası yoğunluğunun nedenlerinden birinin de deniz suyu sıcaklığındaki artış olabileceğini belirten Tecer, ekosistemdeki değişimin giderek daha görünür hale geldiğine işaret etti.
“Deniz ekosistemindeki denge köklü biçimde değişebilir.”
Deniz suyu sıcaklığındaki artışın sudaki çözünmüş oksijen miktarını da düşürdüğünü ifade eden Tecer, oksijene karşı hassas türlerin yaşam alanlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Bu durumun daha dayanıklı omurgasız türlerin denizlerde yayılmasına neden olabileceğini belirten Tecer, deniz ekosistemindeki dengenin köklü biçimde değişebileceği uyarısında bulundu.
“Gıda güvenliği üzerinde de doğrudan etkili.”
Türkiye denizlerinin önemli bir protein kaynağı olduğunu hatırlatan Tecer, deniz ekosistemindeki bozulmanın gıda güvenliği üzerinde de doğrudan etkili olabileceğine dikkat çekti.
Tecer, balık türlerinin azalması veya yaşam alanlarının değişmesinin deniz kaynaklı protein arzını tehdit edebileceğini belirterek, yaşanan sürecin yalnızca çevresel bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
“Can ve mal güvenliği açısından da risk.”
Isınan deniz suyunun buharlaşmayı artırdığına dikkat çeken Tecer, özellikle yaz aylarında kıyı bölgelerindeki nem oranının yükselebileceğini söyledi. Artan nemin kısa süreli ve şiddetli yağışlara zemin hazırlayabileceğini vurgulayan Tecer, bunun can ve mal güvenliği açısından da risk oluşturabileceğini kaydetti.
Deniz seviyesindeki yükselmenin kıyı şeridindeki tarım ve turizm alanlarını da tehdit edebileceğini belirten Tecer, Türkiye’de 27 ilin denize kıyısı bulunduğunu hatırlattı.

Deniz suyu sıcaklığındaki yükselişin yaz turizmini de olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Tecer, insanlar için deniz suyu sıcaklığındaki konfor aralığının 24 ile 26 derece arasında olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Tecer, “Biz denize serinlemek için girerken aslında 29 °C’nin üzerindeki sıcaklıklar bir bunaltıcı ve boğucu etki yapar. Bu da insan sağlığını ve insan konforunu etkileyen bir durumdur. Bu turizmi ciddi anlamda etkileyebilecek bir sonuç doğurur” dedi.

“İnsan kaynaklı kirlilik de süreci hızlandırabilir.”
Marmara Denizi’nde yaşanan sıcaklık artışının yalnızca küresel iklim değişikliği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Tecer, insan kaynaklı kirliliğin de süreci hızlandırabileceğini söyledi.
Tecer, “Dolayısıyla deniz suyu sıcaklığının insan sağlığından tutun da balık habitatlarına, balıkların içerisindeki ekosisteme kadar bütün dengeleri etkileyen bir durumdur. Bu da sadece iklim değişikliğinde açıklanacak bir durum değildir. Özellikle kapalı denizlerimizde, Marmara gibi atık su deşarjlarının oluşturduğu kirlenme ve deniz suyu sıcaklığının artması da bizim insan kaynaklı etkiler arasına giriyor” diye konuştu.