Medyatikliğin Dayanılmaz Hafifliği

“Hayatını saklayan kişi güzel yaşamıştır”

Elektrikli arabalarda vergi avantajını kaldıran Trump ile Elon Musk arasında geçen ve birbirilerini suçlayan tartışma dünyada şaşkınlık yaratmıştı. Öyle ya biri devlet Başkanı, diğeri dünyanın sayılı insanlarından… İkisi de güçlü, medyatik, hırslı, başarılı, yüksek egolu ve frensiz… Sapkınlık iddiası, uyuşturucu bağımlılığı, delilik gibi suçlamalar dünyanın gözü önünde büyük bir şaşkınlıkla izlendi.

İkisi de medyaya çıkmayı ve görüntü vermeyi aşırı seviyor. Her fırsatta açıklamalarda bulunuyorlar. Gülü seven dikenine katlanırmış. Mademki medyatikliği bu denli seviyorlar, sonuçlarına da katlanırlar. Aslında konu diğer tüm gelişmelerle de alakalı. Dünyada kötülük mü arttı yoksa haberdar olma imkânları mı çoğaldı? Haberdar olma ve görünürlük o denli arttı ki bu, insanlara olumsuz şeylerin arttığı izlemini veriyor. Oysa kötülük hep vardı ama eskiden çabucak yayılmıyor, duyulmuyordu. Şimdi iletişim arttı, hızlandı. Anında her şeyden ve her yerden haberdar oluyoruz.

Şi Cinping ve Putin de en az Trump kadar, Musk kadar tanınırlığa, bilinirliğe sahiptirler. Ancak onların özel hayatları ve devlet işleri ortalığa saçılmıyor. Çünkü yaşamları korunaklı ve az görünür. Adam mosmor gözlerle kamera önüne çıkıyor, deli deli hareketler yapıyor. Elbette bu dünyanın diline düşer. Oysa mahremiyet denen bir şey var okyanusun bu tarafında. Birçok şuurlu insan buna uygun davranır.

Mahremiyet sadece gizlilik değildir. Dışarıya karşı saygıyı ifade eder. Ne denli gözlerden uzak yaşıyorsan, o denli başkalarının özel hayatlarına saygılısın demektir. Her şeyini ortaya döken, başkalarına saygı duymuyor demektir.

İnsan yakınındaki, yöresindeki kişilerin yeteneklerini pek dikkate almaz. Zira onu tüm yanlarıyla tanır, bilir. Ortada gizem, çekicilik kalmamıştır. O bakımdan o kişiyi ciddiye almaz. Bilir ki o da zaafları olan etten kemikten birisidir. Fakat uzaktaki öyle mi? Onu filmlerden, fotolardan, videolardan tanır, bilir. Sürekli iyi yanları, güzel taraftarıyla muhatap olur. Akıllarda öyle kalır onlar.

Televizyon öncesi veya tek kanallı dönemi düşünün! Ünlüler, oyuncular, yazarlar, siyasiler erişilmez, dokunulmaz idiler. Sadece kartpostallarda en güzel anlarıyla ve de TV’lerde kısa süreliğine, usturuplu halleri ile görülürlerdi. Hayranlık uyandırır, hayalleri süslerlerdi… Ama o kişileri ev halleriyle görseydiniz, arkadaşlık falan etseydiniz, büyük ihtimalle hakkındaki kanaatiniz değişirdi.

Birçok ünlüye ait özel anılar, yaşanmışlıklar bilirim. Önceleri yadırgadım, konduramadım. Ama zamanla üzerinde düşününce, ne denli insani olabileceğinin farkına vardım. Şaşırmamak gerektiğine ve hemen herkesin benzer davranışlar sergileyebilecek yapıda olabileceklerine kanaat getirdim.

Yaş almayla beraber karşıdakini daha çok anlayışla karşılıyor insan. Daha fazla empati yeteneği yükleniyor. Tecrübe belli bir yaştan sonra geliyor. Gençken az tolerans sahibi kişiler, yaşlandıkça şaşırmamaya başlıyor, sakin davranıyor.

Medyatiklik ya da gözler önünde yaşamak, bir tercih meselesidir. Kimileri bunu sever. Göstermeyi, hava atmayı, kıskandırma duygusu uyandırmayı, polemiğe girmeyi, didişmeyi severler ve bundan haz alırlar. O halde bu kişiler peşinen eleştirilmeyi, linç yemeyi falan kabul ediyorlar demektir. Hiç kusura bakmayın! Hem teşhir edeceksin hem de özel hayat diye şikayet edeceksin…

Para, güç, şöhret, maneviyat eksikliği, şımartır mı? Genellikle şımartır, herkes taşıyamaz bunu. İşte o bakımdan ünlülerin, güç sahiplerinin taşkınlıkları pek şaşırtmaz beni.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.