Mersin Festivaller Kenti

Bir belgesel niteliğindeki bu yazımda, Mersin’imizin kültür-sanat hayatındaki festivallerin nasıl başladığını, neler yapıldığını paylaşmak gerekli diye düşündüm. İçinde yaşamış olduğum ve gönüllü olarak hizmet ettiğim festivalleri anlatmak istiyorum.

Akdeniz Tekstil ve Moda Festivali

Mersin’in en eski efsane festivali 7 Haziran 1975 yılında dönemin belediye başkanı Kaya Mutlu tarafından “Akdeniz Tekstil ve Moda Festivali” olarak düzenlendi. Festival alanı Atatürk Parkının içindeydi. Kocaman, üstü kapalı, 4 bin kişilik bir prefabrik konser salonu yapılmıştı. Ön tarafta tekstil ürünlerinin sergilendiği ve satıldığı küçük pavyonlar yer alıyordu.

“Merhaba Mersin Merhaba” sözleriyle başlayan, hâlâ Mersin’i en güzel anlatan, şehirle özdeşleşen şarkıyı; Ali Kocatepe, Ertan Anapa, Hümeyra, İskender Doğan, Kamuran Akkor, Melike Demirağ, Zafer, Banu, Hülya’dan oluşan “Amcalar – Yengeler Grubu” seslendirmişti. İzmir ve İstanbul’dan sonra Egemen Bostancı’nın birçok müzikalini, tiyatro oyunu ve ses sanatçılarını izleme olanağı bulmuştuk. Zeki Müren, Emel Sayın, Ajda Pekkan, Sezen Aksu gibi.

Bir ilk daha yaşanır bu festival içinde: Stadyumda Ankara Devlet Opera-Bale sanatçıları tarafından “Çardaş Prensesi” opereti sergilenir. Tevfik Sırrı Gür stadyumu, tek boş yer kalmamacasına dolar.

13 Ekim 1992 de dünyaca ünlü tenor Jose Carreras özel uçağıyla gelerek Mersin Kültür Merkezinde bir konser verir. Görüntü, yer bulamayanlar için salondan dışarıya dev perdelerde yansıtılır.

1989 de Kurulan İSK, 1992 Yılında açılan MDOB, 1994-1995 de kurulan Me.Ü. Devlet Konservatuarı, Mersin’de sanata ve kültüre çok katkıları olmuş kurumlardır. Ufkumuzu açan, genişleten, bizlere ve hayatımıza renk veren sanatçılardır. İyi ki varlar.

13 Ekim 1998 Yılında başlayan TV programcılığım – sunuculuğum haftada 5 gün olmak üzere kesintisiz 15 sene sürdü. “Sanat Hayattır” isimli programıma yüzlerce konuk geldi. Bahsettiğim kurumlardan gelen sanatçılarla yaptığımız canlı yayınlarda Mersin’e bir festival yakışır düşüncesini dile getiriyorduk.

Mersin Uluslararası Müzik Festivali

Mersin’in kıymetlileri Hanri Atat, Nevit Kodallı gibi saygıyla andığımız kişilerle birlikte MDOB Müdürü Erdoğan Şanal’ın gayretleriyle, dünyaya açık bir festivalin ilk temelleri atılmıştı.

MDOB, M. Kültür Der., İSK, Polifonik Korolar, tüm belediyeler ve odaların katkılarıyla, Mersin Uluslararası Müzik Festivali, opera – balenin 10. kuruluş yılında başlar.

MUMF Yürütme Kurulu Bşk. Erdoğan Şanal’ın yönetimindeki ekip yola çıkar. Nevit Kodallı’nın 2 perdelik bale eseri olan “Hürrem Sultan” ile 1 Ekim 2002 de perde açılır. 3 – 4 Ekim’deki ilk konserde şef İbrahim Yazıcı’nın yönettiği MDOB orkestrası, Fazıl Say’a eşlik eder.

Önce Kanal 2000’de ve saha sonra SUN RTV’de 5 sene boyunca; festivale katılan sanatçılarla, sponsorlarla ve yönetimle canlı yayınlar yapmıştım. Çok ilgi uyandırmıştı. Ayrıca iş arkadaşım Tahir Özgür ile gelen konuklarla Kültür Merkezi önünde yaptığımız söyleşiler bir ilk olmuştu.

Festivalin medya ayağından sonra yönetim – yürütme organlarındaki görevlerim 2022 senesine kadar sürdü.

Gönüllü olarak koşturduğumuz seneler içinde diğer arkadaşlarım gibi ben de günlerimi, işlerimi hep festivale göre ayarlıyordum. O dönemlerde sabah ofise gidiyor, gece geç saatlerde konser bitişlerinde ancak eve dönebiliyorduk. Bu zevkli organizasyonlarda hiç yakınmadan birlikte çalıştığımız ofis elemanlarıyla, yönetimle, başkanlarla, sanat yönetmenleriyle bir aile gibiydik. Birçok ünlü sanatçıyla birlikte olduk. Bazılarıyla arkadaş kalabildik, bazılarının kaprislerini yönettik. Dışarıdan bakınca çok zevkli görünse de bir o kadar zordur organizasyon yapmak. Avrupa Festivaller Birliği EFA’nın üyesi olmanın gururunu yaşadık. Kızkalesi, Kanlıdivane gibi antik alanlarda konserler düzenledik. Anılarımızı yazmaya kalksak sayfalara sığmaz.

Festival yöneticisi olmak, diğer derneklerde çalışmaya benzemez. Özverili olacaksınız. Ayrıca konser öncesi ve sonrasında, kulis temizliği dâhil yapmanız gereken işlerin tamamı tecrübe gerektirir. Müzik kulağınız, bilginiz olacak. Sadece Mersin’de değil Türkiye’de ve yurt dışındaki festivalleri izlemeniz, takip etmeniz gerekir. Fakat genelde derneklerde olduğu gibi bu platformlarda “Ben bilirim, ben yapabilirim, orada boy gösterip sosyalleşeyim” diyerek bulunursanız, yasal ya da etik olmayan üye kayıtlarını seçim gecesi yaparsanız, oluşumun kimyasıyla oynamış olursunuz. Sonuçta 21 yılını aşmış bir derneği kaoslarla, ekonomik zorluklarla, koşullarla dolu bir ortamda kaybedersiniz. Önemli olan krizi yönetebilmekti, maalesef Mersin’in bir markası daha bitti. Üzgünüm…

Mersin Narenciye Festivali

Mersin’i ulusal ve uluslararası alanda tanıtmak, narenciye tüketimini arttırmak amacıyla Ticaret Borsası tarafından ilk kez 2010 da düzenlenmişti. Kasım aylarında yapılıyordu. Türkiye’nin ilk meyve giydirme festivaliydi. 100 tona yakın meyve kullanılarak çeşitli figürler yapılıyordu. Ayrıca yine turunçgillerle yapılan yiyecekler ve defileler ilgi çekiciydi. Yabancı dans – folklor ekiplerinin gösterileri şahaneydi.
3 yıl, çok çalışkan bir ekiple, sahada bol bol C vitamini alarak çalıştım.

Nasıl ve niye olduysa, birkaç yıl daha sürdü sonra bitti! Adana’ya “Portakal Çiçeği Festivali” olarak kaptırdık diye düşünüp emeklerimize üzülüyorum.

Soli Güneş Festivali

2010’da bir festivalin doğuşuna sevinmiştik. Mezitli Belediyesi ile Makine Mühendisleri Odası’nın işbirliğiyle güneş enerjisine dikkat çekilmek istenmişti. Paneller, söyleşiler, el sanatlarının sergilendiği bir şenlikti. Akşamları yapılan konser etkinliklerinin 3 sene sanat yönetmenliğini yapmıştım. Açılış konserini MDOB üstlenmişti ve festivalin müziği ‘O Sole Mio’ idi. Yurt dışından gruplar, ünlü sanatçıları konuk etmiştik. Zaman içinde farklı konseptlerle devam ettiğini görüyoruz.

Engelsiz Sanat Festivali

2017 – 2018 Yıllarında Mersin B. Bld. tarafından yapılan festivalin çalışma komitesinde program hazırlama konusunda yardımcı oldum. Farkındalık yaratmak, engelin sadece kafalarda bitebileceğini göstermek için yapılan bu festival, dünyada bir ilk olma özelliğini taşıyordu. Engelli bireylere ve sorunlarına dikkat çekmenin, çözüm bulabilmenin; azmin, umudun, karanlıktan aydınlığa çıkısın mümkün olabileceği, 150 kadar sanatçıyı davet ederek gösterilmiş oldu. Bunlardan en ünlüsü Jose Feliciano idi. Yönetimin değişmesiyle birlikte bu festivalde kapandı.

Sonuç

Bir şehirde festival varsa bilin ki orada sanat – hayat vardır. Binlerce insanın yüzü gözü kulağı şenleniyordur. Festivallerin, sanat etkinliklerinin yapılabilmesi için sponsorlara ihtiyaç vardır.

Zorlu ekonomik zamanlardan geçiyor olsak dâhi bu şehre emek verecek insanlar, firmalar vardır.

Sanata, sanatçıya elimizden gelen desteği vermek zorundayız. Şehir demek yüksek binalar demek değildir.,

Ruhu, şarkısı olmalıdır bir kentin. Yine, yeniden üretmek, birlikte olmak zorundayız.

Kaynak: 1. Kitabım olan SANAT HAYATTIR dan alıntılar.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.