Organize İşler
“Ünlü olmaktan daha tatsız şey, eski ünlü olmaktır”
Türk toplumu ayrışmadan yapamaz mı? Hemen her konuda bir ayrışma nedeni buluruz. Oysa bizi birleştiren etkenler daha fazladır. İşte size yeni bir ayrışma konusu. Yılmaz Erdoğan’ın ‘Organize İşler’ dizisi Netflix’te vizyona girdi ve hemen saldırı başladı. Baştan söyleyeyim eğer niyetiniz kötülemek ise bahane kolay bulunur. Bunu ceza yazmak isteyen trafik polisi gibi düşünün. Sürücünün ve de aracın mutlaka bir eksiğini bulur ve cezayı yazar.
İşte bu ‘Organize İşler’ dizisi için de geçerlidir. Ya da daha doğrusu Yılmaz Erdoğan için diyelim. Türkiye’de azımsanmayacak bir hayran kitlesine sahip Yılmaz Erdoğan’ın en az bir o kadar da istemeyeni vardır. Yani burada asıl mesele Yılmaz Erdoğan’dır, yaptığı işler değil. Adam ne yapsa, nasıl bir sanat ürünü üretse malum tayfa hazır kıta bekler ve onu yerden yere vurur… Peki, suçu nedir bu adamın? Bana göre en başta Hakkari’de doğmuş olmasıdır. İkincisi oldukça başarılı ve zeki olmasıdır. Başarılı insanların çekemeyeni çok olur. Karizmatik ve zekidir. Türkçeyi çoğu Türkçeciden iyi bilmesi zaten başlı başına linç yemesine yeter. Yani nedir? Ana dili Türkçe olmayan birinin, Türkçeyi ve Türk kültürünü başarılı biçimde temsil etmesi ‘kafatasçı’ Türkleri rahatsız eder. Oysa bizim Türklüğümüz kültürel aidiyete dayanan bir Türklüktür. Eğer konuyu kan bağı aramaya götürürseniz işin içinden çıkamazsınız ki bu, tüm milletler için geçerlidir. Atatürk’ün Türklük tarifi nedir? “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Anadolu halkına Türk milleti” denir demişti ulu Önder. Bundan ötesini kurcalamak sadece sıkıntı verir. Türk milliyetçisi olmak ayrı, ırkçılık yapmak ayrıdır -ki ‘Organize İşler’ dizisi üzerinden bal gibi ırkçılık yapılmaktadır.
Sekiz bölümlük diziyi Netflix’te iki akşamda izledim. Genel olarak memnun ayrıldım. Evet, önceki iki filminin devamı niteliğinde ve senaryosu biraz zayıf ama genel olarak oyunculuklar, sahne, kostüm, mekân seçimleri çok başarılı. Komedi dizisinden bekleneni veriyor yapım. BKM prodüksiyonu dizi, yayınlandığı mecra göz önünde tutulursa, İstanbul’a yeni bir turist akını beklemek yersiz sayılmayacaktır.
Yapıcı eleştiri yapmayı bilmiyoruz. Ya toptan batırıyoruz ya da toptan kutsuyoruz. Oysa her sanat eseri eleştiriyi de övgüyü de hak eder. Dizi senaryosu zayıftı ve konu biraz sarkmıştı doğrudur ama bu yönü, başarılı oyunculuklar ve mekân seçimleri ve usta görüntü teknikleri ile aşılmış. Kim ne derse desin ‘Organize İşler’ bir İstanbul hikâyesidir ve başrolde İstanbul vardır. Tarihi ve turistik bölgelerde çekilen dizi, büyük bir İstanbul ve Türkiye tanıtımına imza atıyor.
Hani ne derler: “Memleketini en çok seven, işini en iyi yapandır”. Dizide de Yılmaz Erdoğan ve ekibi işini iyi yapmıştır. Demek ki bu insanlar memleketlerini seviyorlar. O halde koro halinde karalamak nedir? Neymiş efendim ‘Roman kabilesinde Kam davulu çalınmış’ mış. Bu mu yani tüm derdiniz? Adam dünyada Türkiye’nin tanıtımını yapıyor. Ortaya başarılı bir eser koyuyor. Hemen istemezükçüler devreye giriyor ve karalama kampanyası başlatıyor. Yılmaz Erdoğan’ın abisi Mustafa Erdoğan da bir zamanlar “Anadolu Ateşi” dans grubuyla dünyaya yıllarca Türkiye tanıtımı yaptı. Kardeşi Deniz Erdoğan ses sanatçılığı yaptı.
Demem o ki Erdoğan ailesi Türkiye’ye ve Türk kültürüne büyük katkı yapmış bir ailedir. Meyve veren ağaç taşlanır. Onlar da bundan nasibini alıyor. Anti-kampanyanın özü bence bu kadar basittir.