Pompeipolis’in Kalıntıları Nerede?

Pompeipolis’i  19. yüzyılda ziyaret eden ve yaptıkları ziyaretleri yazılı kaynaklara dönüştüren Beaufort ve Langlois, Pompeipolis’te sütunlu yolun dışında başka yapıların da olduğunu ifade etmişlerdi. Bu gezginler yazılarında kentte tiyatro, tapınak, hamam gibi yapıların ve nekropolisin bulunduğundan söz ettiler.  

200 sütün ile inşa edilen sütünlu yolun bugün 33’ü ayaktadır ve diğer yapıların neredeyse tamamı artık yoktur.

Kendileri artık yoklar ama peki kalıntıları nerelerdeler?

Bu konuda geçtiğimiz günlerde kentin tarihine dair çok ilginç bir hikaye dinledim. 

Mersin’in yerlisi olan pek çok kişi Şeref Ertaş’ı tanır ve bilir. Şu anda Hocam Kitabevi’nin sahibi olan Şeref Hoca, Mersin’de uzun yıllar futbol oynamış ve futbolculuğu bıraktıktan sonra kulüp kurup hem başkanlığını hem teknik direktörlüğünü yapmış, Mersin’in futbol tarihinde önemli bir isimdir.

Ben de kendisi ile geç de olsa köşe ve portre yazarımız, son zamanlarda da masatvnet Youtube kanalı ile adından söz ettiren Bekir Zorba sayesinde tanıştım.

Kendisi ile sohbet ederken laf lafı açtı ve konu Mersin tarihine geldi. Kilikya bölgesinde Helen ve Roma döneminden konuşurken Şeref Hoca çok ilginç bir anısını anlattı Bu hikâyeyi daha önce Mersin İdman Yurdu’nun efsanevi millî futbolcularından Tarkan Özyılmaz’ın Kral Sohbetler programında da dile getirmiş.

Şeref Hoca’nın anlattığına göre kendisi Mersin Türk Gücü’nde oynarken takım olarak antrenmanlarını Tevfik Sırrı Gür Stadyumu’nda yaparlarmış. Antrenman bittikten sonra soyunma odalarına gittikleri zaman odaların birinde Şeref Hoca duvara gömülü bir büst ile karşılaşmış. Bu büstün neden orada olduğuna o zaman hiç anlam verememiş.   

Aradan yıllar geçmiş. Bir gün tesadüfen Tevfik Sırrı Gür Stadı’nı ve lisesini yapan müteahhitin taşeronu ile tanışmışlar. Şeref Hoca da bu kişiye gördüğü büstü sormuş. Taşeron da ona bütün hikayeyi anlatmış.

Bu hikayeye göre 1943 yılında Tevfik Sırrı Gür Mersin’e ikinci kez vali olarak atanıp, göreve başladığında Mersin’e bir halk evi ve bir stadyum kazandırmak ister. Ama savaştan dolayı malzeme bulmak zordur ve Vali Gür de artık cemaati kalmamış, şimdi yerinde tarihi Zafer Çarşısı olan Ayayorgi kiliesinin malzemelerini kullanmak zorunda kalır. Altında soyunma odaları bulunan stadyumun kapalı tribünü kiliseden gelen malzeme ile yapılır ve bu büst te kiliseden gelen malzeme arasındadır.  Stadyum inşaatında çalışan ustalardan biri de büstü dolgu malzemesi yapmaya kıyamaz ve büstü soyunma odalarının birinin duvarına yüzü açıkta kalacak şekilde oturtur.

Aslında bu bilinen bir hikaye. Rahmetli H. Şinasi Develi bu taşların hikayesini www.yumuktepe.org sitesinde ayrıntıları ile yazmıştır. Ama orada bu büst hikayesi elbette yoktur.

Ama bu kişi Şeref Hoca’ya başka bir şey daha anlatır ki bu da Pompeipolis’in kayıp sütunları ve oradaki yok olan yapıların taşlarının hikayesidir.

Stadyumun yapıldığı yerin zemini ıslaktır ve hemen yüzeyin altı sudur. Zeminin dolgu malzemesi ile doldurulması gereklidir. İşte bu kişinin anlattığına göre stadyumun zemini Pompeipolis’ten gelen malzeme ile doldurulur. 

Şeref Hoca bu hikayeyi anlatınca kayıp bir bulmacanın parçaları tamamlanmış gibi hissettim. Ben de Viranşehir’de oturan bir Mersinli olarak bu konuyu hep merak ederdim. Pompeipolis kentinin kalıntılarının bir gecede yok olduğu ile ilgili hikayeyi de Viranşehir’de oturan yazar Veli Metin Türkoğlu’ndan da ayrı bir şekilde dinledim.

Eğer durum bu ise Pompeipolis’e ait pek çok kalıntı da şu anda Millet Bahçesi’nin altında gömülü olabilir demektir.

Aradan pek çok yıl geçmesine rağmen, taşın dayanımı düşünüldüğünde, belki Mersin’in antik tarihine ait önemli kalıntılar Millet Bahçesi kazılarak gün yüzüne çıkarılabilir.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.