Savaşın Gölgesi

“Hiçbir taviz, mükemmel değildir”

İran Savaşı birinci ayını doldurdu. Savaşın gölgesi tüm dünya üzerine düştü. 2. Dünya Savaşı sonrasında yapılan hiçbir savaş dünyayı bu çapta etkileme gücüne sahip değildi – ki çoğunun lokal etkileri oldu. Fakat burada olan farklı. Dünyanın bir numaralı askeri gücü ile dünyanın önde gelen enerji gücü savaşıyor.

ABD’nin yancısı ise hava savaşlarının etkin gücü İsrail. İkisi de sırtını dünyanın en zengin para babalarına dayamış. İran, kendisinin enerji üreticisi olması yanında, Hürmüz’den dolayı diğer üretici ülkelerin de vanasını elinde tutuyor. Hassas bir bölgeyi kontrol ediyor.

Dünyanın adeta ense kökü diyebileceğimiz bir nokta Basra Körfezi. İnsan anatomisi üzerinden örnek verirsek, öldürücü noktalar vardır hani insan vücudunda. Basra Körfezi de işte dünya için öyle hassas bir nokta. Tüm dünyayı aynı anda etkileme kapasitesine sahip – ki tüm dünyada şimdiden piyasalar, ekonomiler yalpalamaya başladı.

Şu an bakıyorum da dünyada Rusya hariç tüm devletler, bundan zararlı çıkıyor. Başta ABD – İsrail ikilisi. Savaşın uzadığı her gün, tüm dünya ülkeleri zarar yazıyor. Dünya Uluslararası Enerji Başkanı bunun dünya tarihinde enerjiyi etkileyen en önemli olay olduğunu duyurdu.

Elbette savaşı herkes kendi ajandasına göre takip ediyordur. Ekonomik yıkımlar bir yana, savaşın daha da büyüme riski var. Sivil kayıplar telafisi mümkün olmayan yaralar açıyor. Savaşlar her zamanki gibi önce masumları, savunmasız insanları vuruyor.

Bana göre bu savaşın kazananı yok. Rusya avantajlı görünüyor şimdilik, o kadar. Onun dışında herkes kaybediyor. Fatura günden güne ağırlaşıyor. İranlı bir yetkili haklı ve ilginç bir açıklama yaptı. ABD’ye yönelik dedi ki: “Siz 250 yıllık bir geçmişle, bizim gibi 6 bin yıllık bir medeniyeti yenebileceğinizi mi düşünüyorsunuz?” Sözün altında tarihî gerçekler yatıyor. İran coğrafyası kolay tutunulabilecek bir bölge değildir. Kadim bir kültürün mirasçısıdır orası.

Peki, nasıl oldu da iki-üç gün içerisinde biter denilen savaş bu denli uzadı? Çünkü savaş teknolojileri değişti. Devir, roketlerin, dronların, İHA-SİHA’ların dönemi. Büyük, pahalı askeri yatırımlar pek işe yaramıyor. 10 milyar dolarlık bir uçak gemisi, 1-2 milyon dolarlık bir füze ile etkisiz hâle gelebiliyor. O bakımdan fakir ülkeler dâhi bu yeni, hızlı ve ölümcül yeni silah sistemlerini hem kolayca temin edebiliyor, hem de üretebiliyor.

Ardından tabii İran halkının kararlı ve inançlı duruşu geliyor – ki Batı âlemi bu duruşu pek anlamaz. Orada içten, samimi bir duruş, direnç vardır. Materyalist dünyanın bunu idrak etmesi zordur. Ayrıca daha evvel de bahsettiğimiz gibi, Trump hükümeti büyük bir şantaj ve komplo altında olabilir.

İktidara geldiğinde tüm savaşları bitirme ve yeni savaşlar başlatmama sözü veren Trump, ne oldu da böyle şahin kesildi? Belki de Trump kurmayları tarafından yanlış bilgilendiriliyor veya ABD’nin ağır borç yükü nedeniyle, savaşı bir çıkış yolu olarak görüyor. Rivayet muhtelif… Ama şu gerçek ki ne ABD, ne İsrail istediğini alamayacak. Hatta onlar için kötüye gidişin başlangıcıdır bu savaş. Bu arada Başkan Trump tüm güvenirliliğini yitirdi. Yaptığı çelişkili ve tutarsız açıklamalar dünyayı şaşırtmaya devam ediyor. Öyle ki Trump alay konusu olmaya başladı.

Dünya bundan böyle eski dünya olmayacak. Ne Körfez ülkeleri, ne Uzakdoğu ne Ortadoğu, ne de NATO, AB, BM aynı kalacak. Yeni sürpriz gelişmeler ve ittifaklar şekillenecek. Hiç ummadığımız kurumlar, müttefiklikler peydah olacak. Eğer Türkiye dikkatli ve sorumlu davranırsa, savaş sonrası daha iyi bir konuma yükselme fırsatı yakalayabilir.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.