Savaşsız Zenginleşmek Mümkün müdür
“Mal, masrafı da beraberinde getirir”
Tarih bize bugüne değin zenginliğin savaşlarla edinildiğini gösterdi. Savaşlar derken, buna sömürgecilik, yağma, işgal hepsi dâhildir ki güç kullanılmıştır. Teknoloji dünyayı büyük bir hızla değiştirirken, servetler de müthiş biçimde el değiştiriyor. Bugün dünyanın en zengin insanları bilişim sektöründe bulunanlardır. Ağır sanayi devleri, 20. asrın hantal üretim sistemi, varlık yokluk mücadelesi veriyor.
Refahı tabana yaymak ve refah toplumu kurmak için dünyanın kaynakları fazlasıyla yeterlidir. Ancak bugünkü kötü tablonun sorumlusu, adilane olmayan dengesiz paylaşımdır. Dünya zenginliğinin yarısı sadece nüfusun yüzde 1’ine ait iken, diğer yarısı nüfusun yüzde 99’u tarafından paylaşılmaktadır ve gelir adaletsizliği artarak devam etmektedir.
Öyle ki bugün dünya genelindeki dolaşımda olan para miktarı 100 trilyon dolar civarındadır. Borçlar ise 300 trilyon dolar. Yani piyasada bulunan zenginliğin üç katı kadar borç vardır. Bu, sürdürülemez aşamaya gelmiştir. Dünyadaki orantısız gelir dağılımı ve borçlanma limitleri tıkandı da denilebilir. Şu anki yaşanan sıkıntıların altında aslında bu borç stoku yatmaktadır ki ABD 40 trilyon dolar borcunu çevirmekte zorlanmaktadır. Zira dünyanın en borçlu ülkesi ABD’dir.
Modern zamanlarda materyalist dünyada zenginlik nasıl algılanır? Üretim bolluğu zenginlik alametidir. Üreten, satan, borçsuz ülkeler zengindir. Günümüzde buna en iyi örnek Çin’dir. Yıllık 1 trilyon dolardan fazla ihracat fazlası vardır. Bugüne değin üretimdeki ana unsurlar hammadde, insan kaynağı ve enerjidir.
Fakat artık hem üretim metodu hem de üretim için gerekli unsurlar değişim göstermektedir. Bundan böyle üretim için geçmişteki gibi insan gücüne ve fosil yakıt enerjisine gerek duyulmayacaktır. İnsan yerine robotik çözümler, konvansiyonel enerjiler yerine de sonsuz, ucuz, doğayı fazla kirletmeyen enerji kaynakları kullanılacaktır. Geriye tek hammadde tedariki kalmaktadır ki bu da daha çok nadir toprak elementleridir.
Ucuz, hızlı, çevreyle uyumlu üretim bolluğu yeni enerji kaynakları ve yüksek teknolojiyle mümkün olacaktır. Bilginin temele yayılması ile üretimde fırsat eşitliği de sağlanacaktır. Üretim bugüne değin olduğu gibi belli ülkelerin ve bölgelerin tekelinden çıkacaktır.
Ucuz, hızlı ve çevreyle uyumlu üretim, dünya sathına iyice yayıldığında ve yeterince üretim bolluğu olduğunda bu, refahı beraberinde getirecektir. Yeterli enerjiyle yeterli üretim, herkese yetecektir. Böylelikle savaşlara gerek duyulmayacaktır. Öyle ki bunun ön sinyallerini şimdiden almaya, görmeye başladık bile.
Bakmayın siz şu anki gergin ortama. Kriz dönemi aşıldığında yeni üretim biçimleri, yeni enerji kaynakları ve yeni teknolojilerle, yeni bir çağa yelken açılacaktır. Teknoloji bunu mümkün kılmaya muktedir olacaktır. Savaşlara gerek duymadan insanlık, uzay kolonizasyonu ve madenciliği ile bambaşka ufuklara taşınacaktır.
Sanıyorum iyimser bir yazı oldu ama iyimser olmaktan korkmayalım. Zira gerçeğe dönüşebilir.