Sütten Panzehir Olmaz

Gazlı, dumanlı veya kimyasal maddelerin yoğun olduğu ortamlarda çalışanlar için süt ve yoğurdun koruyucu olduğu bilgisi tamamen bir mittir (şehir efsanesidir).

Bilimsel olarak süt ve yoğurdun, solunum yoluyla vücuda giren zehirli gazları, tineri, ağır metalleri veya kaynak dumanını temizleme, nötralize etme ya da bunlara karşı bir kalkan oluşturma özelliği yoktur.

Süt ve yoğurt sindirim sistemine giderken, kimyasal gazlar ve dumanlar solunum yoluyla akciğerlere ulaşır. Dolayısıyla, iki farklı sistem söz konusudur ve yoğurt tüketmek akciğerleri kimyasallardan korumaz. Hatta bazı durumlarda, “Nasıl olsa yoğurt yedim / ayran içtim, bana bir şey olmaz” algısı yaratarak işçilerin maske ve havalandırma gibi hayati güvenlik önlemlerini ihmal etmesine yol açtığı için tehlikeli bir yanılgıdır.

Beyaz Bir Yanılgı: Yoğurt Maskesi

Fabrika bacalarının homurdandığı, tiner kokusunun geniz yaktığı, kaynak kıvılcımlarının havada uçuştuğu o ağır sanayi atölyelerinde yıllardır kulaktan kulağa fısıldanan, adeta kutsal bir söz vardır: “Evlat, çıkışta bir kase yoğurt ye, süt iç de içindeki zehri alsın.”

İşverenlerin vicdan rahatlatma, işçilerin ise kendilerini güvende hissetme sığınağı haline gelen bu “beyaz kalkan”, ne yazık ki modern iş sağlığının en büyük ve en tehlikeli şehir efsanelerinden biridir.

Gelin, bu beyaz yanılgının arkasındaki çıplak gerçeğe bilimsel bir pencereden bakalım.

İki Farklı Yol, Tek Bir Yanılgı

Temel biyoloji bilgimiz bize şunu söyler: Havaya karışan gazlar, buharlar, tiner veya kurşun dumanları, solunum yoluyla akciğerlerimize çekilir. Oysa kaşıkladığımız yoğurt veya yudumladığımız süt, sindirim sistemimize, yani midemize ve bağırsaklarımıza gider. Akciğer sönümlenirken, midedeki yoğurdun oradaki kimyasala el uzatıp “Dur, ben seni temizleyeyim” demesini beklemek, tren istasyonunda vapur beklemekten farksızdır. Yoğurt, soluduğunuz karbonmonoksiti, kurşunu ya da solventi vücudunuzdan söküp atamaz.

Eski zamanlarda sindirim yoluyla olan bazı zehirlenmelerde (örneğin bozuk bir gıda yendiğinde) sütün kusmayı tetiklemesi ya da zehri seyreltmesi nedeniyle ortaya çıkan bu halk inanışı, zamanla her türlü zehirlenmenin “panzehiri” gibi algılanarak fabrikalara taşındı. Ancak işin aslı şu ki yoğurdun kimyasal gazlar üzerinde hiçbir koruyucu ya da temizleyici etkisi yoktur.

“Nasıl Olsa Yoğurt Yedim” Tehlikesi

Bu mitin en tehlikeli tarafı biyolojik değil, psikolojiktir. İşçi, vardiya sonunda önüne konan bir bardak ayranı veya yoğurdu gördüğünde gizli bir rahatlama yaşar. “Zehirlenmeyeyim diye bana bakıyorlar” duygusu, kişide sahte bir güvenlik algısı yaratır.

Bu sahte güven duygusu yüzünden

Yüzü terlettiği için takılmak istenmeyen o ağır maskeler çöpe atılır.

Havalandırma sistemlerinin yetersizliği göz ardı edilir.

İş sağlığı ve güvenliği önlemleri “bir kâse yoğurda” indirgenir.

Sonuç mu? Yıllar içinde sinsice ilerleyen KOAH, akciğer kanseri ve meslek hastalıkları… İşçiyi koruduğu sanılan o yoğurt, ne yazık ki gerçek önlemlerin önüne çekilen bir perdeye dönüşür.

Gerçek Panzehir Nedir?

Süt ve yoğurt elbette harika birer kalsiyum ve protein kaynağıdır, bağışıklığı destekler. İşçilerimiz bunları bol bol tüketsin ama beslenmek için tüketsin, korunmak için değil.

Gazlı ve dumanlı ortamlarda çalışan bir insanın tek bir gerçek panzehiri vardır: Mühendislik ve iş güvenliği önlemleri. Gazın kaynağında yok edilmesi, güçlü lokal havalandırma sistemleri, ortama uygun aktif karbonlu veya filtreli maskelerin eksiksiz kullanımı ve düzenli sağlık taramaları…

Fabrikalarda, atölyelerde işçilerimizin sağlığını batıl inançların veya maliyetten kaçan pratiklerin eline bırakamayız. Unutmayalım, hiçbir kimyasal zehre karşı “yoğurt maskesi” sökmez. İşçinin ciğerini sütsü beyaz bir efsane değil, ancak ve ancak ciddiyetle uygulanan iş güvenliği kuralları korur.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.