Üreticinin Emeğine Sahip Çıkmak İçin
Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Vahap Seçer’in, üreticilerimize verdiği değer ve tarımsal üretimi destekleyen vizyonu doğrultusunda yürüttüğü çalışmalar takdire şayandır. Bu kapsamda Mersin’in dört bir yanındaki üreticilere, çiftçilere ve kırsal mahallelere binlerce Akdeniz Meyve Sineği tuzağı dağıtılmıştır.

Ziraat Odası Başkanımız Sayın Musa Yılmaz’ın da katılımıyla, Mersin Büyükşehir Belediyemizin Güzelyayla Mahallemizde düzenlediği Akdeniz Meyve Sineği ile mücadele kapsamında gerçekleştirilen tuzak dağıtım törenine ben de bir üretici kadın çiftçi olarak katıldım.
Çiftçimizin emeğini koruyan, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine katkı sağlayan bu anlamlı çalışma dolayısıyla Mersin Büyükşehir Belediyemize, Daire Başkanımız Sayın Selçuk Şahıtoğlu’na ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor; dağıtılan tuzakların tüm üreticilerimize hayırlı, bereketli ve bol kazançlı bir sezon getirmesini diliyorum.

Akdeniz Meyve Sineği, özellikle sert çekirdekli meyvelerin en büyük düşmanlarından biridir. On beş, yirmi yıl önce bu zararlı bu kadar yaygın değildi. Çiftçilerimiz meyvelerini daha huzurlu bir ortamda yetiştiriyor, üretiyor ve pazarlayabiliyordu. Ancak son yıllarda değişen iklim koşulları, bozulan doğal denge ve artan çevresel sorunlar nedeniyle Akdeniz Meyve Sineği, üreticiler için en büyük tehditlerden biri hâline gelmiştir.
Dünyada çevre tahribatının artması, ormanların ve zeytinliklerin yok edilmesi, plansız madencilik faaliyetleri, doğal yaşam alanlarının daralması ve iklim değişikliği, tarımı da derinden etkilemektedir. Bu gelişmeler yalnızca doğayı değil; üreticiyi, tüketiciyi ve gıda güvenliğini de tehdit etmektedir.
Akdeniz Meyve Sineği ile mücadelede kullanılan zirai ilaçların fiyatları oldukça yüksektir. Üstelik etkili olabilmesi için yedi günde bir ilaçlama yapılması gerekmektedir. Bu kadar sık yapılan ilaçlamalar hem üretim maliyetlerini artırmakta hem de meyvelerde pestisit kalıntısı riskini yükseltmektedir. İhraç edilen ürünlerde yapılan kalıntı analizlerinde sınır değerlerin aşılması durumunda, tırlar dolusu ürün geri çevrilmekte ve büyük ekonomik kayıplar yaşanmaktadır. Bunun bedelini ise alın teriyle çalışan üretici ödemektedir.
Bugün çiftçimizin karşı karşıya olduğu sorunlar yalnızca bununla da sınırlı değildir. Mazot, gübre, zirai ilaç, işçilik, sigorta ve vergi maliyetleri her geçen gün artmaktadır. Tarım Bakanlığının üreticiye verdiği destekler ise birçok çiftçiye göre yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle bazı üreticilerimiz yıllarca emek vererek yetiştirdikleri meyve bahçelerini sökmek zorunda kalmakta, bazıları ise üretimden tamamen vazgeçmektedir.
Bu noktada Mersin Büyükşehir Belediyemizin üreticilere verdiği destek çok kıymetlidir. Ancak yerel yönetimlerin çabaları tek başına yeterli olamaz. Tarım, ülke politikası olarak daha güçlü desteklenmeli, üretici yalnız bırakılmamalıdır.
Ne yazık ki üretimin zorluklarını yaşamayan, toprağa emek vermeyen bazı kesimler çiftçinin yaşadığı sıkıntıları yeterince görememektedir. Oysa soframıza gelen her meyvenin, her sebzenin arkasında büyük bir emek, alın teri ve fedakârlık vardır.
Bir yandan üreticinin yaşadığı ağır sorunlar devam ederken, diğer yandan “üretimde ve ihracatta rekorlar kırıldığı” yönündeki açıklamalar, birçok çiftçinin moralini bozmaktadır. Çünkü tarlada ve bahçede yaşanan gerçekler, çoğu zaman açıklanan rakamlarla örtüşmemektedir.
Bütün zorluklara rağmen Türk çiftçisi toprağını terk etmemekte, üretmeye devam etmektedir. Çünkü bilir ki üretim yalnızca kendi geçimi değil; ülkenin geleceği, gıda güvenliği ve bağımsızlığı için de vazgeçilmezdir.
Üreticimizin sesi daha çok duyulmalı, emeği daha fazla desteklenmeli ve alın terinin karşılığını mutlaka almalıdır.