Venedik Film Festivali’nde ‘Naza’ Belgeseli Dakikalarca Alkışlandı

İsrailli yönetmenler Yuval Abraham ve Rachel Szor, Oscar ödüllü “No Other Land” filminin ardından yeni belgeselleri “NAZA” ile yeniden gündemde.
İsrail ordusunun Gazze’deki saldırılarında görev alan 24 istihbaratçı ve askerin tanıklıklarına dayanan “NAZA”, Venedik Film Festivali’ndeki dünya prömiyeri yaptı. Other Land filmiyle En İyi Belgesel Oscar’ını kazanan Yuval Abraham ve Rachel Szor’un yeni belgeseli NAZA, dünya prömiyerini yaptığı 83. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde tarihi bir başarıya imza attı. The Guardian ve JW Films yapımcılığında hazırlanan belgesel, gösterimin ardından tam 25 dakika boyunca kesintisiz şekilde ayakta alkışlandı.
Uluslararası sinema otoriteleri ve İtalyan basını, bu sürenin Venedik Film Festivali tarihindeki en uzun ayakta alkışlama rekoru olduğunu belirtti. Bir önceki rekor, geçen yıl Gazze’de katledilen 6 yaşındaki Hind Rajab’ın hikâyesini anlatan Kaouther Ben Hania imzalı The Voice of Hind Rajab filminin 24 dakikalık alkışına aitti.
Lido Adası’ndaki tarihi gösterimde, filmin yürütücü yapımcılarından olan ve The Zone of Interest ile Oscar kazanan yönetmen Jonathan Glazer da ekibe sarılarak destek verdi. Salonda bazı izleyiciler Filistin bayrakları açarak belgeselin mesajına ortak oldu. Yapımcılar, filmin festivale sonradan dahil edilme gerekçesini, kaynakların kimliklerini gizlemeye yönelik hassas dijital çalışmaları tamamlayabilmek için kendi talepleri doğrultusunda gerçekleştiğini açıkladı.

“NAZA” ne anlama geliyor?
Filmin adı olan “NAZA”, İsrail askeri istihbaratında bir saldırıda öldürülmesi öngörülen sivil sayısını (erkek, kadın ve çocuklar dahil) ifade etmek için kullanılan İbranice bir kısaltmadan geliyor. Askeri terminolojide “tali-ikincil zarar” ya da “sivil zayiat” anlamına gelen “nezek agavi” ifadesinin Latin harfleriyle yazımı olan NAZA, belgeselde sivil ölümlerinin askeri çarklar içinde nasıl soğukkanlılıkla hesaplandığını gözler önüne seriyor.
İsrail istihbaratından 24 askerin itirafı ve yapay zekalı hedefleme
Belgesel, İsrail ordusunda ve askeri istihbaratında görev yapmış 24 ordu mensubunun ilk ağızdan şok edici tanıklıklarına dayanıyor. Katılımcılar yaşananları “Filistinli sivillerin sistemli şekilde öldürülmesi” olarak nitelendiriyor.
Güvenlik gerekçesiyle kimlikleri, sesleri ve yüzleri dijital olarak değiştirilen bu askerlerle görüşmeler, üç yıl boyunca Tel Aviv’de geceleri bina çatılarında gizlice çekildi. Konuşanlardan bir kısmının doğrudan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisine bağlı gizli bir istihbarat biriminde görev yaptığı belirtilirken, bir tanık bu birimin görevlerinden birini “barışı engellemek” olarak tarif ediyor.
Belgeselde konuşan asker ve istihbaratçılar, ordunun yapay zeka destekli kitlesel gözetleme sistemlerini ve uzaktan bombalama süreçlerini ayrıntılı şekilde ifşa ediyor:
Evlerin ve dairelerin gece saatlerinde bombalanması: Yapay zekanın potansiyel Hamas mensuplarını belirlediği, hedef seçilen kişilerin konumlarının telefon takibiyle izlendiği ve çoğu zaman içinde ailelerin, eş ve çocukların bulunduğu bilindiği halde evlerin gece saatlerinde kasten bombalandığı anlatılıyor.
Sahadan doğrudan şahitlikler: Askerler, Gazzelilerin sığınak olarak kullandığı yerleşim yerlerinin kasten yakılmasına ve gıda dağıtım noktalarında sivillerin öldürülmesine birinci elden şahitlik ettiklerini aktarıyor.
Buna karşılık İsrail yönetimi, Gazze’deki yüksek sivil kayıplarından Hamas’ı sorumlu tutuyor ve örgütün sivilleri “canlı kalkan” olarak kullandığını ileri sürüyor.

“70 Binden fazla Filistinliyi öldüren bir sistemi anlatıyoruz”
Venedik’teki basın toplantısında konuşan yönetmen Yuval Abraham, askerlere temel olarak “Ne yaptığınızı anlatın, bu sistemler nasıl çalışıyor?” sorusunu yönelttiklerini, bazı katılımcıların yaptıklarından pişmanlık duyarken bazılarının kayıtsızlıkla ya da gururla konuştuğunu söyledi.
Abraham, filmin özünü şu sözlerle özetledi:
“Gazze’de 70 binden fazla Filistinliyi öldüren bir ‘öldürme sistemi’ var. Biz bu sistemin işleyişini ve dünyanın buna nasıl göz yumduğunu göstermek istedik. Bu suçların inkar edilmesini zorlaştırmak için ölüm sistemlerini bizzat işleten ve tasarlayan memurların tanıklıklarını dinledik. Bu bir hata ya da kaza değil; en başından beri çok sistematik bir şeydi. Daha bu hafta festivaldeyken bile 7 yaşındaki bir kız çocuğu babasıyla arabasındayken katledildi; yani gösterdiğimiz şey hâlâ devam eden canlı bir durum.”
Yönetmen Rachel Szor ise, “Bu sistemleri bizzat tasarlayan ve işleten kişilerin kamera karşısına geçip bunu anlatmasını, çizimlerle göstermesini dinlemek bambaşka bir etki yaratıyor” diyerek belgeselin sinematik gücüne dikkat çekti.

Yuval Abraham’dan Avrupa güçlerine, inkar duvarına ve antisemitizm suçlamalarına eleştiri
Yönetmen Yuval Abraham, gösterim öncesi yaptığı açıklamalarda Avrupa’nın tutumunu sert bir dille eleştirdi:
“İtalya’da filmin dağıtım hakkına sahip olmak çok önemli çünkü burası, Almanya ile beraber, Avrupa’da İsrail’e karşı yaptırımları ve ABD ile İsrail arasındaki ticaret anlaşmasının sona ermesini engelleyen az sayıdaki ülkeden biri.”
Abraham ayrıca İsrail içindeki “inkar duvarının” çok kalın ve aşılması zor olduğunu, ancak bu filmin yaklaşan seçimleri değil, katledilen Filistinlileri odağına aldığını vurguladı.
Yapımcı James Wilson, antisemitizm iddialarına karşı Yahudi kimliği ile İsrail politikalarının bağdaştırılamayacağını ifade ederken, Altın Aslan için yarışan NAZA, festivalin iddialı yapımları arasında yer alıyor. Festival, ödül töreniyle sona erecek.