Yaşlılarımızı Eve Hapsetmek, Toplumu Hapsetmektir
Toplum olarak en büyük yanılgılarımızdan biri, yaşlılarımızı “korumak” adına evlere kapatmaktır. Oysaki yaşlıların en çok ihtiyaç duyduğu şey; gezmek, yürümek, sohbet etmek ve hayata karışmaktır.
Eskiden yaşlı, bir danışmandı; herkes ona bir bilge gözüyle bakar, fikir danışırdı. Bugün ise yaşlılarımızı huzurevlerine kapatıyoruz. Bu, hem onların hem de toplumun kaybıdır. Çünkü yaşlılarımız ne kadar çok gezer, dolaşır ve konuşursa; o kadar uzun ve sağlıklı yaşarlar.
Yaşlıların Aktif Hayata Katılımının Önemi
- Hareket: Düzenli yürüyüş, kasları ve eklemleri güçlendirir, düşme riskini azaltır.
- Sosyalleşme: Sohbet eden, kahve içen, torunuyla oyun oynayan yaşlıların zihinsel sağlığı daha güçlü olur.
- Bağışıklık: Dolaşan, gezen, insanlarla temas eden yaşlıların bağışıklık sistemi güçlenir.
- Yaşam Süresi: Araştırmalar, aktif yaşlıların yaşam süresinin uzadığını gösteriyor.
Eve Hapsedilen Yaşlı Ne Kaybeder?
- Yalnızlık: Sessizlik ve yalnızlık, depresyonu tetikler.
- Hareketsizlik: Kas kaybı, eklem sertliği ve hastalık riskini artırır.
- Umutsuzluk: Hayattan kopan yaşlı, yaşam enerjisini kaybeder.
Sivil Toplumun Rolü
Yaşlılarımızı hayata katmak sadece ailelerin değil, toplumun da görevidir.
- STK çalışmaları: Dernekler ve vakıflar, yaşlılarla gönüllü sohbet grupları oluşturmalı.
- Gönüllü sohbet grupları: Gençler ve yetişkinler, yaşlılarla düzenli buluşarak hem onların yalnızlığını azaltır hem de toplumsal bağları güçlendirir.
- Toplum bilinci: Yaşlıların değerini bilen bir toplumda huzurevine gerek kalmaz.
Yaşlılarımızı eve hapsetmek, onların ömründen çalmakla kalmaz; toplumun hafızasını da siler. Sivil toplum kuruluşları harekete geçmeli, gönüllü sohbet grupları kurulmalı. Toplum bilinçlenirse huzurevlerine gerek kalmaz; yaşlılarımız yeniden bilge, danışman ve yol gösterici olur.