Yaygın Kullanılan DEHB İlacı Obeziteye Mi Neden Oluyor
Uzmanlar ilacın faydalarının risklerden fazla olduğunu söylüyor.

Yakın zamanda yapılan geniş kapsamlı bir araştırmaya göre, DEHB ilacı kullanan çocuklar, ilerleyen yaşlarda aşırı kilo alma ve boy kısalığı riskleriyle karşı karşıya kalabilirler. Araştırma, dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğunda (DEHB) özellikle uzun süreli Ritalin tedavisinin, riskleri artırdığını gösteriyor.
Bu çalışmada, Güney Kore’de yaklaşık 35.000 gencin 12 yıl boyunca sağlık verileri incelendi. Araştırmacılar, 2008 – 2013 yılları arasında, DEHB tanısı alan 6 ila 19 yaş arası çocukları ele aldılar. Daha sonra onları 12 yıl boyunca, yani yetişkinliğe ulaşana kadar onları izlediler. Ardından, EHB ilacı kullanan çocuk grubunu ilaç kullanmayan yaşıtlarından oluşan kontrol grubu ile karşılaştırdılar.
Kilo ve Boy Değişimleri
JAMA Network Open’da yayınlanan bulgular, ilaç kullanan çocukların vücut kitle indeksinin daha yüksek olduğunu gösterdi. Buna göre ilaç kullanan çocukların ortalama VKİ’si 24,3 iken, kontrol grubunda bu değer 23,3 oldu.
Araştırmacılar özellikle piyasa adı Ritalin olan metilfenidat’ı bir yıldan uzun süre kullanan çocukları incelediler. Sonuçlara göre bunlar, yaşıtlarına kıyasla %60 daha fazla olasılıkla aşırı kilolu veya obez olma eğilimindeler.
Özellikle uzun süreli Ritalin tedavisi gören çocuklarda şiddetli obezite (VKİ 30 veya üzeri) yaygınlığı incelendi. Bu değer kontrol grubundaki %9,3’ten, DEHB ilacı grubunda %16,1’e yükselerek, neredeyse iki katına çıktı.
Çalışma ayrıca, uzun süreli Ritalin alan çocuklarda yetişkin boyunun daha kısa olma eğilimini ortaya çıkardı. Aslında ortalama boy farkı oldukça düşük: kadınlarda yaklaşık 0,6 santimetre ve erkeklerde yaklaşık 0,1 santimetre.
Araştırmacılar aynı zamanda, bu bulguları açıklamaya yardımcı olabilecek bazı faktörler olduğunu düşünüyor. Örneğin Ritalin’in iştah kesici etkileri ve uyku sırasında büyüme hormonu salımında bozulma.
Bununla birlikte çalışmanın, bulguların geçerliliğini etkileyebilecek birkaç önemli sınırlaması var. Araştırmacılar, ebeveynlerin VKİ ve boyu, ergenlik ve adet durumu, genetik, beslenme, uyku kalitesi, kalp atış hızı ve büyüme hormonu seviyeleri gibi, karıştırıcı faktörleri tam olarak kontrol edemediler. Çünkü bu faktörlerin hepsi kilo ve boy sonuçlarını önemli ölçüde etkileyebilir.
Buna ek olarak, Güney Kore’de gerçekleşen çalışmada izlenen çocukların tamamı Asya nüfusuna dâhil. Dolayısıyla ırka bağlı farklılıklar, bulguların ne kadar geniş bir alanda geçerli olabileceğini belirsiz hale getiriyor.
Çalışmada ayrıca beslenme, fiziksel aktivite, uyku düzeni gibi yaşam tarzı faktörlerinin ayrıntılı verileri de eksik. Sonuç olarak, araştırmacılar obezite riskinin öncelikli nedenini belirleyemediler. Olası kaynaklar şunlar: DEHB’nin kendisi, kullanılan ilaç ya da bunların etkileşimi. Ayrıca bu faktörlerden herhangi biriyle ilgili yaşam tarzı değişikliklerinden de ortaya çıkmış olabilir.
Bulgular Dikkat Çekiyor
Çalışmanın yazarları, DEHB tedavisinde metilfenidat kullanımı avantajlarının iyi bilindiğini belirtmektedir. Ancak obezite ve boy kısalığı gibi olası uzun vadeli etkiler için dikkatli klinik değerlendirme önemlidir.
Çalışmaya dâhil olmayan Dr. Nona Kocher, Miami’deki Quintessence Psikiyatri Kliniği’nde uzman psikiyatrist olarak görev yapıyor. The Epoch Times’a yaptığı açıklamada, bulguların dikkat çekici olduğunu, ancak uygun tedavinin engellenmemesi gerektiğini söyledi.
“Ritalin, birçok çocuğun DEHB ile başa çıkmasına açıkça yardımcı oluyor. Böylece okul performansını, sosyal yaşamını ve genel refahını iyileştirebiliyor” dedi. “Boy ve kilodaki küçük değişiklikler dikkate değer. Ancak çoğu çocuk için ilacın faydalarının önüne geçmiyor.”
Kocher, 1 santimetrenin altındaki boy değişikliğini ciddi bir sorun olarak değerlendirmediğini söyledi. Bununla birlikte tedavi edilmeyen DEHB’nin öğrenme, ilişkiler ve özgüven konusunda zorluklara yol açabileceğini belirtti. Dolayısıyla bu zorlukların da uzun vadede kendi sonuçlarını doğurabileceğini vurguladı.
Ayrıca büyüme veya kilo konusunda endişeler varsa, aileler ve doktorların bu durumu değerlendirebileceklerini söyledi. Örneğin farklı dozlama stratejilerini veya alternatif ilaçları görüşebileceklerini sözlerine ekledi.
Kocher, “Büyüme, kilo, beslenme ve egzersizi takip etmek, DEHB’yi etkili bir şekilde yönetirken uzun vadeli küçük etkileri gidermeye yardımcı olacaktır” dedi.
Çalışmanın yazarları ayrıca, gelecekteki araştırmalarda değiştirilebilir risk faktörlerinin belirlenmesi gerektiğini belirttiler. Araştırmalarda hedefin, tedavi yaklaşımlarını iyileştirmek ve DEHB’li bireylerde büyüme ve metabolik sağlığın izlenmesi için daha net kılavuzlar oluşturmak olması gerektiğini vurguladılar.
Yazan: George Citroner, The Epoch Times
Çeviren: Hatice Atmaca, The Epoch Times Türkiye