Yeni Kriz Alanı Doğu Akdeniz

“Güçlü olmayan, akla daha fazla ihtiyaç duyar”

ABD – İran savaşı sönümlenme aşamasına geldi. Anlaşma yapıldı. Çoğu gözlemci için bu süreç kalıcı değildir ve pamuk ipliğine bağlıdır. ABD’nin anlaşma yapmayı çok istediği ve kabul etmese de İran’a karşı üstünlük sağlayamadığı bariz biçimde ortadadır. Peki, o hâlde ABD niçin bir anlaşmada ısrar etti? Birinci sebep, savaşın ABD’ye askerî ve ekonomik maliyetidir. İkincisi ise yaklaşan ara seçimlerdir.

ABD, İsrail’in ittirmesiyle körfezde hızlı başarı umdu. Venezuela benzeri bir başarı, Trump’ın çok işine gelirdi doğrusu. İran’a karşı hızlı başarıyı cebine koyup, Çin ile bambaşka şartlarda masaya oturacaktı. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. İran sürpriz şekilde direndi ve başarılı saldırılar düzenledi.

Böyle bir sonuç Trump’ın hiç işine gelmedi. Trump ayrıca ne NATO ülkelerinden, ne Körfez ülkelerinden, ne de müttefik saydığı ülkelerden destek bulamadı. Kabul edin ya da etmeyin ama körfezde yaşanan büyük yenilgidir ABD ve İsrail cephesi için. Hele İsrail yönetimi bu durumdan hiç memnun değildir. Savaşı sürdürmek niyetindedir.

Bu beklenmedik başarı, İran’ın başını döndürmez ve bölgede boyundan büyük işlere yeltenmeye kalkışmaz dileriz. Zira böyle bir tehlikenin varlığından da söz etmek mümkündür.

Gerçi bu durum geleceğin sorunudur. Bizim daha öncelikli meselelerimiz vardır ki bunların başında Doğu Akdeniz gelmektedir. Biliyorsunuz Türkiye bu günlerde bir mavi vatan yasası çıkartmayı hedefliyor. Türkiye bu yasayla tüm denizlerdeki hak ve menfaatlerini azami ölçüde güvence altına almak istiyor.

Türkiye’nin bu alanda hızlanması ABD, İsrail, Yunanistan, Fransa, GKRY’ni de ortak menfaatler etrafında hızlıca topladı. Yunanistan ve GKRY durmadan bu ülkelerle güvenlik ve enerji işbirliği anlaşmaları imzalıyor. Anlaşılan, Doğu Akdeniz’de varlığı düşünülen 2 trilyon dolar değerindeki enerji kaynakları herkesin başını döndürmüş durumda.

Doğu Akdeniz’deki paylaşım anlaşmazlığının sıcak çatışmaya girmeden çözülmesini kimse beklemiyor. Eğer burada dik durmazsa Türkiye’nin çırak çıkacağı çok aşikârdır. Türkiye en yetkili ağzından gerekli uyarıları yaptı. Direneceği bilgisini iletti.

Öyle sanıyorum ki İran’dan istediğini alamayan ABD ve İsrail, şimdi de gözünü Doğu Akdeniz’e dikti. Fransa ise AB liderliğine soyunma, rol kapma peşinde.

Doğu Akdeniz krizi sadece denizleri kapsamıyor elbette. Doğu Akdeniz; Suriye, Lübnan, İsrail, Kıbrıs, Adalar ve Türkiye’nin güney bölgelerini de içine alan geniş coğrafyadır. Anlayacağınız Doğu Akdeniz sadece Doğu Akdeniz ile sınırlı kalmaz.

Zaten kutsal kitaplarda da İsrail ve müttefikleriyle yaşanacak bir Amik Ovası (Hatay) Savaşından söz edildiği bilinir. Acaba adına Armageddon Savaşı da denilen kıyamet savaşı bizim topraklarda mı yaşanacak?

Zira her iki tarafta da gözlemlenen ve uzun yıllara dayanan, gruplaşma ve askeri yığınaklar buna açıkça işaret ediyor. Hemen tüm otoriteler bir İsrail -Türkiye kapışmasını kaçınılmaz görüyor. İsrail -Türkiye derken, her iki ülke de kendi müttefikleriyle beraber tabii ki. Karşı tarafın müttefikleri net olmakla beraber, Türkiye’nin müttefikleri kimler olacaktır? İşte orası henüz belli değildir – ki Suriye, Mısır ve Pakistan’ın Türkiye safında yer almaları düşünülebilir.

“İstersen sulhu salah, hazır ol cenge” Barış isteyen savaşa hazır olmalıdır.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.