Zeytin Nasıl Yok Ediliyor
Zeytin tarımı, ilk kez 7.500 yıl önce Anadolu’da başlayıp ardından da Suriye, Girit ve Mısır üzerinden tüm Akdeniz kıyılarına yayılmıştır. Zeytinin anavatanı Adana’yı da içine alan Doğu Akdeniz sahili, Güneydoğu Anadolu ve Suriye topraklarıdır.
Mersin ilinde yer alan Elaiussa Sebaste antik kentinin adı Helenistik dönemde Elaiussa olarak biliniyordu. Elaiussa kelimesinin anlamı ise “zeytin” idi. Hititler zeytine SERDU veya ZERTUM derlerdi. Zeytinin Akadcası da Zertum’dur. MÖ 2000-1200’lerde Çukurova’da zeytincilik yapıldığı Hitit metinlerinden anlaşılmaktadır. Hitit yazışmalarında zeytin ağacı GIŞAGİS olarak da adlandırılmakta olup anlamı “Yağ ağacı”dır.
Antik çağ filozofları okullarını zeytin ağacı bahçelerinde kurarlar, derslerini ve felsefe söyleşilerini de zeytin ağaçları altında yaparlardı (Milet, Atina, Efes, Assos, İzmir gibi).
Yunan mitolojisine göre Tanrıların zeytin ağacının altında doğması gerekiyordu. Eski Yunan’da kutsal ağaç olarak kabul edilip zeytin tarımının sadece iyi ve dürüst insanlar tarafından yapılmasına izin verilmekteydi. Zeytin ağacına zarar verenler ölümle cezalandırılırdı. Antik Yunan’da evlenmeden ölen erkekleri kutsamak amacıyla onları gömmeden önce bedenlerine zeytinyağı sürülürdü.
Fidandan, dikme olarak yetiştirilen zeytin ağacı, kazık kök yapmaz ve çabuk yıkılır. Oysa dağda, tohumdan üreyen zeytin ağacı kazık köklüdür, yerinden kolay sökülmez.
Yere atılan zeytin çekirdeklerinin hiçbirinin çimlenmediğini belki fark edenler olmuştur.
Zeytin Ağaçları Nasıl Yetişir
Peki, zeytin tohumları bu şekilde çimlenmiyorsa, çevremizdeki zeytin ağaçlan nasıl ortaya çıkıyor?
Zeytin odununun çok sert bir yapıda olmasından ötürü zeytin içerisinde yer alan çekirdekleri de odunsu bir yapıda olur. Bundan dolayı bizler yediğimiz zeytinlerin çekirdeklerini toprağa attığımızda, o tohumlardan zeytin ağacı çıkamaz.
O halde doğal olarak bu iş nasıl gerçekleşiyor? Doğada zeytin meyvelerini en çok sevenler sadece insanlar değiller. İnsanların bu konudaki rakipleri karatavuk (Turdus merula) adı verilen küçük siyah renkli kuşlar. 24-25 cm boyunda ve simsiyah tüylerle kaplı olan ve gagaları sarı- kavuniçi renkli olan bu sevimli kuşlar zeytin meyvelerini çok severler. Bu meyveleri bir çırpıda yutan bu kuşlar kursaklarında zeytinin etli kısımlarını sindirirler. Ancak, onlar da bizim gibi odunsu yapıda olan zeytin çekirdeklerini sindiremezler ve dışkılama yoluyla sindiremedikleri çekirdekleri dışarıya atarlar. İşte sadece bu karatavukların kursağından geçmiş olan zeytin çekirdekleri toprağa düştüğünde çimlenebilir. Çünkü karatavuk kursağındaki küçük taşlarla ve sahip olduğu kuvvetli asitlerle zeytin çekirdeklerinin odunsu kabuğu, sindirim sırasında incelir ve yumuşar. Bu yüzden de karatavuklar tarafından kabukları inceltilmiş ve yumuşatılmış çekirdekler toprağa düştüğünde çimlenebilir. Zeytinlerin gerçek dostu olan karatavuklar sahip oldukları bu özellikle bizler için çok önemli. Eğer karatavukları avlayarak neslini tüketirsek gelecek yıllarda yeni zeytin ağaçları gelişmeyecek ve karatavuklardan bir süre sonra zeytin ağaçlarının da nesli tehlike altına girecek.
Yabani zeytin ağacı, orman yangınlarında yanan alanda birkaç ay içinde yeniden yeşerir. Çünkü bitkinin toprak üstü kısımları yansa da toprak altı kısımları ölmemiştir, yaşamaya devam eder. Bu türden bitkilerin yangına eğilimli ekosistemlerde kalıcılıkları çok yüksektir. Bin yıl kadar yaşayabilen zeytin ağacı Anadolu’da “ölmez ağaç” olarak nitelendirilir. Eski Romalılar zeytine “yedi canlı” anlamına gelen “Vivax Olivia” derlerdi.
Ekilmeden, kendiliğinden yetişen zeytine yabani zeytin veya delice (oleaster) denir. Köylülerin dağdaki deli zeytini sıkıp çıkardıkları ve ilaç gibi kullandıkları yağa da “çoral” denir. Delice, aşılanıp-ıslah edilerek, kültür bitkisine (sativa) dönüştürülüp, daha verimli bir hale getirilebilir.
Zeytin Nasıl Yok Edilmeye Başlandı
1951-1952 yıllarında İspanya Hükümeti, Türkiye’den çok yüksek miktarda odun kömürü satın almak ister. O güne kadar İspanya’ya yapılan ihracat kalemleri arasında yer almayan bu talebin bir de özel şartı vardır. Kömürlerin İskenderun’dan Saroz Körfezi’ne kadar Akdeniz ve Ege sahillerinde doğada kendiliğinden yetişen “delice” zeytininin ağacından elde edilmesi isteniyordu. İspanyolların bu isteği dönemin başbakanı Adnan Menderes ve Demokrat Parti yönetimi tarafından yüksek getirisinden dolayı sevinçle karşılanıyor, ülkemizde bol miktarda bulunan delice zeytin ağaçları yakılarak kömür haline getiriliyor ve kömürü ihraç edilmeye başlanıyordu. Görgü tanıklarının anlattıklarına göre, limanların üzeri gemi yüklemeleri sebebiyle kara bir bulut ile kaplanıyor göz gözü görmüyordu. Dönemin Dışişleri Bakanı’na ihraç edilen kömürün İspanya tarafından nasıl değerlendirildiği ya da nerelerde kullanıldığını araştırıp araştırmadıklarını sorulduğunda Bakanın verdiği cevap bu ihracatın getirisinin önemli olduğu, nerede kullanıldığının Türkiye’yi ilgilendirmediği şeklinde idi. Bunun üzerine gazetecilerin yaptığı araştırmalar sonucunda bu kömürlerin otoyollarda dolgu malzemesi olarak kullanıldığı bilgisine ulaşılır. Bu bilgi Bakan’a iletilir fakat Bakan, kömür satış gelirinden memnun olduklarını söyleyerek konuyu kapatır.
Gerçekte ise Delice ağacının zeytin aşılamak için en uygun ağaç olduğunu bilenler Türkiye’ye oyun oynamışlar zeytin ve zeytinyağı üretiminden Türkiye’yi uzaklaştırmışlar ve Türkiye’ye margarin satışına başlamışlardır. Neticede İspanya dünyanın en büyük zeytinyağı ihracatçısı olmuş, Ege ve Akdeniz bölgemizdeki milyonlarca zeytin ağacımız kökünden sökülerek yok edilmiştir. Sökülen zeytin ağaçlarının yerine ABD Marshall yardımlarıyla Türkiye’ye milyonlarca kavak ve çam (çıra) fidanı dikilmiş, kavak ağacı memlekette alerjik hastalıklara yol açmış, çam ağaçları ise ormanlarımızı tutuşturmaya yarayan çıra haline gelmiştir.
Günümüzde de işletmeye açılan maden ocakları, enerji santralları ve turistik tesis yapımı gibi nedenlerle zeytinlerimizin yavaş yavaş yok olduğunu yaşayarak görüyoruz. Belki zeytin ağaçlarımız artık otoyollarda dolgu olarak kullanılmıyor olabilir ama biz yine zeytinlerimizi devletin izni ile söküyoruz.
Bu neden benim başıma sürekli geliyor diyorsan bir şaman öğretisi şöyle der: Ders, sen öğrenene kadar devam eder.