Hepimiz Adaleti ve Erdemi Konuşmalıyız
“İstiklal, istikbal, hürriyet, her şey adaletle kaimdir!”
Mustafa Kemal Atatürk
Oturduğumuz sitenin içerisinde bulunan Atatürk büstü üzerindeki bu yazı ile her gün karşılaşır ve Atatürk’ün hayat ile ilgili ne kadar derin bir kavrayışı olduğunu düşünürüm. Her şeyin temelinde adaletin olduğunu görmek ve evrende gerçekliği yaratan etki-tepki zinciri halkalarının, erdem ile birbirine bağlı olduğunun bu kadar farkında olmak… Bir milletin geleceğini kurgularken de bu ince çizginin üzerinde yürüdüğünü bilmek… Bu dâhilerin ve filozofların inceliğidir. Aynı zamanda erdemin yoludur. Bu yüzden ülkeyi yönetenlerin en büyük önceliği, her zaman adaletin tesis edilmesi olmalıdır. Buna isterseniz ilahi adalet, isterseniz metafizik gerçeklik deyin, ama gerçek budur. Adaletin tesis edilmediği yerde adalet tecelli eder ve bu durumun da son derece yıkıcı sonuçları olur.
Bu yüzden hepimiz adaleti ve erdemi konuşmak zorundayız. Adalet tacını başımıza geçirerek her şeyi adalet terazisinde tartmalı ve bunu yaparken de erdemin gerektirdiği şekilde, gözlerimizi ayırım gözetmemek için kapalı tutmalıyız.
Ekrem İmamoğlu davasına bakalım mesela… Yargılamalar başladı. Ekrem İmamoğlu hakkında 2.352 yıla kadar hapis istenen bir iddianame hazırlandı. Bu ülkede elbette herkes yargılanabilmelidir ve Ekrem İmamoğlu hakkında delile ve kanıta dayalı iddialar varsa, elbette adil olarak yargılanmalıdır. Fakat sorulması gereken soru şu: Neden bu sistem sadece AKP muhaliflerine yönelik olarak işliyor?
En yakın tarihlerden başlayarak haklarında somut deliller olan Zafer Çağlayan, Kemal Unakıtan, Ruhsar Pekçan, Erdoğan Bayraktar ve Melih Gökçek ilk akla gelen isimler. Neden bu isimler hakkında bugüne kadar, bırakın yargılamayı, bir soruşturma bile açılmadı?
İşte bu noktada sorgulanacak çok şey var çünkü adalet terazisinin hassasiyetini yitirdiği ülkelerde, iktidarlar halkın gözünde meşruiyetini kaybetmeye başlarlar ve yerlerini koruyabilmek için baskıyı ve manipülasyonu arttırmak zorundadırlar. Bir süre sonra amaç sadece iktidarda kalabilme mücadelesine dönüşür. Makyavelist bir anlayışla bu mücadele için yapılan her şey, ister erdemli olsun ister olmasın, meşru hale gelir.
İşte medya… Yandaş medya olarak tabir edilen gazete ve televizyonların gazetecileri ekranlarda soruşturmalar hakkındaki en gizli bilgileri kamuoyu ile paylaştılar. Ak Parti muhaliflerine karşı ciddi bir karalama kampanyasını fütursuzca yürütürken muhalif gazeteciler sürekli baskı altında tutulup, en ufak bir tedirgin edici söylemlerinde göz altına alındılar. Hatta medya organlarına kayyım atandı.
Ya Terörsüz Türkiye süreci? Kırk yıllık terörist başı “kurucu önder” oldu. Kırk yıllık süreçte terör örgütü ile mücadele etmiş askerler, bu uğurda evlatlarını şehit vermiş aileler ve gaziler kan ağlıyor. Şu anda süreç askıda görünmesine rağmen hala işletiliyor.
Ekonomi alanında bütün yük, vergiler ve zamlar yoluyla halkın üzerine yıkılırken ülkede küçük bir azınlık sadece refah içerisinde yaşıyor; halk bu kadar acı çekerken ülkenin başkanı 1001 odalı sarayında yaşıyor…
Gençler ülkede gelecekleri konusunda kaygılı ve çareyi başka ülkelere gitmekte arıyor; ülkedeki hemen hemen her kesimden sesler yükselirken bu sesler bastırılmaya çalışılıyor.
Ama bütün bunlardan da önemlisi, bütün bunlar olurken halk sadece kendi çıkarlarını ve konforunu düşünüp, korku içerisinde, adaletsizliği önemsemiyor ve bir vurdumduymazlık içerisinde olanlara göz yumuyorsa; yani erdemini kaybetmişse… İşte o zaman durum çok ciddi demektir.
Şu anda Ortadoğu bir ateş çemberine dönmüş durumda. Yan kapımızdaki savaşın Türkiye’ye sıçramamasını yürekten arzuluyoruz. Durum böyle olmasına rağmen biz yine de adaleti ve erdemi konuşmaya devam etmeliyiz. Çünkü doğru olmayan her şey yıkılmaya mahkumdur. Bu evrenin kanunudur.
Bu yüzden hepimizin konuşması gereken şey, adalet ve erdem olmalıdır. Ulu Önder Atatürk’ün de söylediği gibi “İstiklal, istikbal, hürriyet, her şey adaletle kaimdir!” Erdemin yolundan sapmış bir millet, bu hayattaki en kutsal şey olan ve gerçeği belirleyen adalet karşısında kendi vicdanına ve gelecek nesillere hesap vermeye mahkûm kalacaktır.