Etkinlik Furyası
“Fiziksel gerçeği gözlemci belirler”
Nisan – mayıs ayları çoğu cemiyetler için hasat dönemidir. Sonbahar – ilkbahar arası yapılan sezon çalışmalarının sergilendiği, izleyicinin beğenisine sunulduğu yoğun etkinlik dönemidir. Zira haziran ayı ile birlikte yaz tatili dönemine girilir. Deniz, yayla sezonu açılır. Ta ki ekim ayında yeni sezon faaliyetleri başlayana değin.
Hatta öyle ki nisan – mayıs tarihleri arasında etkinlikler için mekân ayarlamak biraz zordur. Yoğunluk had safhadadır. Derneğimizin koristi idim ve konser dönemlerindeki o koşturmacayı, heyecanı iyi bilirim.
Birçok şeyde olduğu gibi dernekçilik için de pandemi dönemi bir milattır. Pandemi döneminde dernekler kapalı kaldı. İnsanlar biraz soğudu dernekçilikten. Mesela ben, bağımı o dönemde kopardım cemiyet hayatından.
Eve kapanmak, sosyal medyaya bağlanmayı ve alışmayı da arttıran bir süreçti – ki sosyalleşmenin yegâne yolu oydu o dönemde. Sosyal medyaya alışmak ve bağlanmak, toplum hayatından kopmak, toplu yerlerden uzak durmayı da getirdi beraberinde.
Dernekçilik ülkemizde büyük oranda emekli işidir. Emekli olanlar kendilerini dernekçiliğe verirler. Fakat alttan gelen kuşakta böyle bir alışkanlık pek yoktur. Onlar daha çok dijital mecralarda bulunmaktadırlar.
Hani şu meşhur altın kuşak var ya, 1950 ile 1970 yılları arasında doğanlar, işte onlardır ağırlıkla cemiyet hayatında etkin olanlar. Genellikle emekli öğretmenlerden oluşur bu kitle. Altın kuşak diye boşuna denmemiştir onlara. Onlar ki Türkiye sosyolojisinin bildiğimiz anlamıyla son temsilcileridir. İdealist, çalışkan, duyarlı, yokluk görmüş kesim. Ülkenin sert koşullarını etinde kemiğinde deneyimlemiş duyarlı yurttaşlar.
İşte yine onlardır musikiye, şiire, edebiyata, sanata, kültüre meyilli olanlar. Bunda teknoloji ile bağlarının zayıf olmasının da etkisi vardır elbette. İnternette dolaşmayı, vakit geçirmeyi pek sevmezler. Daha çok yüz yüze iletişim kurarlar, toplum içerisine girmeyi yeğlerler.
Konserler, seyirlikler, dinletiler, imza günleri, söyleşiler, kitap fuarları, sergiler onların ilgi alanındadır. Dernekçilik onlar sayesinde ayakta durur. Yeni WhatsApp grubumu açana değin, şehrimizdeki etkinlik furyasından bu denli haberdar değildim. Fakat bilgi akışı başlayınca gördüm ki Mersin bu konuda çok faal bir şehir. Kültürel açıdan iyi durumda.
Etkinlikler yeterince var ama ziyaretçi, izleyici o derece çok değil. Genellikle aynı simaları benzer yerlerde görüyorsunuz. Tabii yine yukarıda dediğim yaş aralığındakiler – 1950/1970 arası doğanlar -. İnanın ben kendi adıma bir etkinlik düzenlemeye cesaret edemem. Zira o kadar duyuru, çaba, davet… Sonuç, yine de istenilen seviyede değildir. Birçok etkinlik üç-beş kişiyle ancak yürür…
Ben kendi adıma hiçbir etkinliğe katılmıyorum. O kadar çok etkinlik var ki hangi birine yetişeceksin. O bakımdan buradan tüm dernekçi, toplumcu arkadaşlara söylemiş bulunayım. Duyurularınızı yapayım ama lütfen benden katılım sağlamamı beklemeyiniz! Zira etkinliklere yetişmek hem maddi açıdan hem de zaman bakımından benim için pek mümkün değil.
Sosyal medya ortamı, oradan takip ve beğeni, benim açımdan yeterli ve rahattır. Yaz tatili öncesi isteklilere bol eğlenceli ve tatminkâr etkinlikler dilerim.