Devlet Korosu Müdürü Hidayet Gürsel İle

Bu yazı ilk olarak 17 Mayıs 2017’de inovatifhaber.com’da yayınlanmıştır.

“Sanatın diline ne kadar yatırım yaparsanız, dünyaya o kadar egemen olursunuz”
H. Gürsel

Mersin’de yaşayan duyarlı insanlardan biriyseniz, mutlaka dertlisiniz demektir. İster esnaf, ister bürokrat, iş insanı, sanatçı ya da sıradan vatandaş olun, bu değişmez ortak meselenizdir. Benim gibi birçok kesim ile temas halinde olduğunuzda bunu oldukça yoğun hissedersiniz. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Mersin Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Müdürü Hidayet Gürsel, yaşadığı şehri ve insanlarını kendine dert edinen duyarlı bir kişilik. “Çok yaşayan mı çok gezen mi bilir?” sorusu, Hidayet Gürsel örneğinde doğru cevap buluyor. İşi gereği sürekli yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerde bulunan Gürsel, şehrimizi diğerleriyle kıyaslama imkânına ve potansiyelini iyi değerlendirme şansına sahip.

Ana konumuz devlet korosu olmasına rağmen bir o kadar da Mersin ve şehircilik üzerine konuşuyoruz. Gürsel: “Mersin zenginliklerini hiç kullanamıyor. Rüzgârdan, deniz dalgasından, güneşten yararlanamıyor; deniz şehri olmasına rağmen sırtı denize dönük yaşıyor” diyor ve gezdiği gördüğü şehirlerden başarılı örnekler veriyor.

Genç koro müdürümüz, hayli enerjik ve umut dolu. Gazi Üniversitesi müzik bölümü mezunu, yazarlık dâhil birçok konuyla alakalı. Çevreci, yeşil dostu; havacılık ve yapımcılık ile uğraşıyor. Havacılık ve su sporları alanında sürpriz bir proje üzerinde çalışıyor. Sanatçı bir aileden gelmesi nedeniyle, sanatçı kültürü ile yoğrulmuş. Müzisyen biriyle evlenmiş. Müzik öğretmeni eşinin ileri seviyede Osmanlıca bilgisi, klasik Türk müziği sözlerini anlamak noktasında yararlı katkılar sunuyor.

Hidayet Gürsel on aydır bu görevde. Adeta korosunun üzerine titriyor. Korosunu Mersin ile bütünleştirmeyi, Mersinlinin sahip çıktığı bir kurum haline getirmeyi diliyor. Mersinlinin sesini daha güçlü duyurmak istiyor. Fakat önünde birtakım engeller buluyor. Bunları aşmak için kafa yoruyor, işbirliği arıyor! Ancak sorunlar aşmak içindir; o da bunun farkında. Tanıtımın önemine sürekli vurgu yapıyor. “Sanat yatırım yapılması gereken bir alan. Biz bu şehrin evladıyız. Şehrin bize sahip çıkmasını istiyoruz. Koroya yatırım yapmak istiyorum. Sahnemi estetik donatmak, daha fazla misafir sanatçı davet etmek istiyorum”.

Sponsorluğun sanatta, diğer tüm kültür hizmetlerinde ve sivil toplum hayatında önemi büyüktür. Gürsel, sponsorlara, gönüllülere ihtiyaç duyuyor. Bakanlık elbette birçok şeyi karşılıyor ama o daha fazlasını başarmak arzusunda. Duyuruları etkin yapamamaktan, billboardlara yeterince çıkamamaktan yakınıyor. Mesela kendilerine ait bir konser salonları olsun istiyor. Provalar, konserler başka kurumlar ve etkinliklerle çakıştığında sıkıntı doğması kaçınılmaz. Güçlü bir sahne arkası imkânından yoksunlar. Makyaj odaları, makyözleri bile yok!

Kent egemenlerinin, kurumların ilgisini yetersiz buluyor. Konserlerine, etkinliklerine katılımlarını bekliyor. Üvey evlat muamelesi görmek istemiyor. Şehrin öz evladı olduklarına vurgu yapıyor. Yerel televizyonlarda konserlerinin yayınlanması yine maddi imkânsızlığa takılıyor. Opera ile Devlet Korosu’nun aynı şehirde birlikte bulunmasının büyük şans olduğunu söylüyor. Ancak bunun iyi değerlendirilemediğinden yakınıyor.

Hidayet Gürsel şeffaflık ve diyalogdan yana. Şehrin korolarına, koro şeflerine, sanatçılarına, derneklerine, öğrencilerine çağrıda bulunuyor. Onlarla sık sık bir araya gelmek istiyor. Ortak etkinlikler öneriyor. Konserlerine davet ediyor!

Şu son sözlerini not ederek ayrılıyoruz: “Kurumumuzun amacı, geçilmemiş makamları, büyük formlu eserleri doğru biçimde yorumlamak, bize emanet edilen eserleri, bir sonraki nesle aktarmaktır. Derdimiz insanları kucaklamak. Sanat destek isteyen bir daldır. Sanatçı topluma ışık tutan insandır. Danışılan bilgi edinilen bir makamız. Kapımız herkese açık”.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.