Dostluğun Demi “Sen Çay Dök, Ben İçimi…”
Hızın, hazzın ve menfaatlerin hüküm sürdüğü modern bir dünyada, ruhumuzu dinlendiren o kadim limanları her geçen gün daha çok özlüyoruz. Koşturmaca içinde kaybolurken, bizi kendimize getirecek o samimi dokunuşu arıyoruz. İşte tam bu anlarda, hayatın tüm karmaşasını tek bir cümleyle askıya alabilen o nadide insanları hatırlamak gerekiyor.
Ender dost, telefonun ucunda hiçbir resmiyete, bahaneye ya da protokole sığınmadan, “Bir çay koy, geliyorum” diyebildiğindir.
Bu cümle, sadece bir ziyaret isteği değildir. İçinde sonsuz bir güveni, hesapsızlığı ve “olduğun gibi kabul edilme” hafifliğini barındırır. “Evin kapısı da, gönlünün kapısı da bana her zaman açıktır, biliyorum” demenin en yalın halidir. Ne üstünüze başınıza çekidüzen vermenize gerek vardır o gelmeden önce, ne de evdeki dağınıklığı gizlemenize. Çünkü bilirsiniz ki gelen, evinizi toplamaya değil, ruhunuzun dağınıklığını paylaşmaya geliyordur.
Bir Bardak Çayda Eriyen Dertler
Edebiyatımızın ve kültürümüzün en naif şairlerinden birine atfedilen, içimizi ısıtan, çok sevdiğim bir söz vardır:
“Sen çay dök, ben içimi…”
İşte dostluğun en saf, en demli tanımı bu beş kelimede gizlidir. O çay bardağı dolarken, insan da döker heybesinde ne varsa. Kelimeler o sıcak buğunun içinde erir, anlam bulur. Karşındaki insan seni yargılamadan, sözünü kesmeden, sadece “orada” olarak dinler. Çay bardağı elini ısıtırken, dostun varlığı da yüreğini ısıtır.
Günümüzde “arkadaş” çok, ama “dost” enderdir. Sosyal medyadaki yüzlerce beğeninin, yapay tebriklerin ve çıkar ilişkilerinin arasında, o demli çayın kokusunu bulmak zordur. Gerçek bir dostla içilen çay,
- Yalnızlığınızı unutturur,
- Maskelerinizi indirmenizi sağlar,
- Sadece susarak bile anlaşabilmenin konforunu sunar.
Demini Almış Hayatlar
Hayat, tek başına taşınamayacak kadar ağır yüklerle doludur bazen. Ama o yükü omuzlamaktan yorulduğunuzda, sırtınızı yaslayabileceğiniz bir omzun varlığı her şeyi değiştirir. “Bir çay koy geliyorum” diyen ses, dünyaya karşı yalnız olmadığınızın en somut kanıtıdır.
Eğer hayatınızda telefon açıp bu cümleyi kurabildiğiniz ya da size bu güvenle gelen birileri varsa, dünyanın en zengin insanı sizsiniz demektir.
Bugün, hayatın koşturmacasına küçük bir es verin. Ajandaları, bitmeyen işleri, ertelenen sohbetleri bir kenara bırakın. Telefonu elinize alın ve o ender insanlardan birine sadece şu mesajı atın:
“Çayı koydum, bekliyorum. Gel de biraz içini dök…“