Bir Kötülük Tasarımı ve Bir Dostun Adalet Mücadelesi
Hayat temiz kalpli insanları bazen öyle çirkin meydanlarda savaşmaya zorluyor ki dışarıdan sadece izlemek bile insanın vicdanını sızlatıyor. Bugün size çok yakın bir dostumun, kelimelerle köprüler kuran, ömrünü yazmaya ve üretmeye adamış bir aydının uğradığı akılalmaz bir aile içi haksızlığı anlatacağım. Adliye koridorlarına taşınan, kurgulanmış ses kayıtları ve asılsız ithamlarla kirletilmeye çalışılan bir hayatın hikâyesi bu.
Mesele aslında modern zamanların en büyük ahlak erozyonlarından biri: “Emek vermediği hayatların mirasçısı” olmaya çalışanların yarattığı aile içi tahribat.
Dostum, yıllarca anne ve babasıyla aynı çatıyı paylaşmış, annesinin o zorlu hastalık sürecinde eşiyle birlikte gece gündüz demeden o yaşlı yüreklere siper olmuş hayırlı bir evlat. Ancak ne acıdır ki anne sağken, bakım gerekirken, emek isterken ortalıkta görünmeyen bir kız kardeş, ölümün soğuk yüzü ve mirasın sıcak gölgesi belirdiğinde birdenbire “en büyük hak savunucusu” kesilerek ortaya çıkıyor. Yıllarca anneye babaya bakan dostumu ve eşini dışlayıp, sanki her şeyin tek sahibiymiş gibi hunharca bir güç savaşına girişiyor.
Ama bugünün dünyasında ne yazık ki emek değil, kurgu konuşuyor. Ortak yaşam alanına gizlice yerleştirilen kameralar, geçmiş tarihli alelade konuşmalardan cımbızlanan kelimeler ve manipüle edilmiş ses kayıtları… İnsanın en güvende hissetmesi gereken yer olan baba evi, bir anda bir casusluk setine dönüştürülüyor. Sırf vasilik koltuğunu kaybetmemek, maddi menfaat kapılarını açık tutmak için öz babasını eve hapsedip dünyadan izole eden bir zihniyet, bu kirli kurgularla dostumu “babasına şiddet uygulayan bir evlat” olarak damgalamaya çalışıyor.
İşin en ürkütücü tarafı ne biliyor musunuz? Bu profilin, geçmişte aynı kirli ve manipülatif yöntemleri kendi eşine karşı da uygulamış olması ve bunu adeta bir güç devşirme yöntemi haline getirmesi. Sırf kendi hırsları için öz kardeşlerine saldıran, babasının evine silahla ateş edecek kadar gözü dönen bir figürün, adaleti yanıltmaya çalışarak saygın bir yazarı kirletmeye çalışması tam bir ibret vesikasıdır.
Dostumun ne vasilikte gözü var ne de koparılacak bir miras payında. Onun canını yakan, bu organize kötülüğün kutsal hukuk mesleğini icra eden avukatları dahi manipüle ederek adalet mekanizmasını bir silah gibi kullanmaya yeltenmesidir.
Ancak unutulan bir şey var: Kurgular ne kadar profesyonel olursa olsun, hakikat her zaman daha güçlüdür. Nitekim Türk adaleti bu oyunu görmüş, babaya bağımsız bir vasi/kayyum atayarak bu haksız rant kavgasının maskesini düşürmüştür.
Bir dost, bir yazar olarak buradan sesleniyorum: Hayatı boyunca hiçbir kavgaya karışmamış, onuruyla yaşayan bir insanın, haberleşme gizliliğini ihlal eden montaj videolarla, iftiralarla kirletilmesine izin vermeyeceğiz. Yalanın ömrü kurgulandığı an kadardır, hakikatin ömrü ise sonsuzdur.