Bahçeli’den Çerçeve Yasaya Tam Destek Çağrısı

Bahçeli’den çerçeve yasaya tam destek çağrısı. (Fotoğraf: MHP web sitesi)

Bahçeli, Terörsüz Türkiye hedefi kapsamında Meclis’e gelmesi beklenen çerçeve yasaya “tam destek” çağrısı yaptı.

MHP lideri Bahçeli, PKK’nın fesih ve silah bırakma sürecinin hukuki zeminini oluşturacak çerçeve yasa teklifine tam destek istedi. Bahçeli “Çerçeve yasaya siyaset üstü görülerek, tam destek verilmeli. Bu politika bir demokratikleşme iradesidir.” dedi.

Türkgün gazetesinde MHP Genel Başkan Başdanışmanı Muhammet Hanifi Macit’in sorularını yanıtlayan Bahçeli şunları söyledi:

“Terörsüz Türkiye, gelecek nesillerimizin huzuru ve refahı adına üstlenilmiş tarihi bir sorumluluktur. Bu politika bir demokratikleşme, bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesidir. Başarmak için elimizden geleni yapacağız. Hiçbir politik oyun, gelecek yüzyılımızın inşası amacıyla attığımız adımlardan bizi geri döndüremeyecektir. Terörsüz Türkiye, ülkemizin geleceği için almış olduğumuz tarihi bir sorumluluk.

“Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır

Karadeniz’deki doğal gaz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki petrol keşifleri ve uluslararası alandaki enerji arama faaliyetleriyle birlikte Türkiye, güçlü altyapısının da katkısıyla artık yalnızca bir geçiş ülkesi olmaktan çıkmış; bölgede enerji istikrarının, güvenin ve barışın merkezi haline gelmiştir. Türkiye; farklı kaynakları buluşturan, farklı güzergâhları yöneten, kriz anlarında alternatif üretebilen ve gerektiğinde denge kurabilen bir güç olmuştur. Bu gelişme, ekonomik bir kazanımın ötesinde millî kudretin tahkimi, bağımsızlığın pekişmesi ve devletimizin stratejik kapasitesinin güçlenmesi noktasında önemli bir aşamadır.

Çünkü artık enerji, uluslararası sistemde güç dengelerini etkileyen en kritik unsurlardan biridir. Enerjiye erişim, enerji akışlarını yönetebilme ve bu akışlara yön verebilme kapasitesi, ülkelerin küresel sistemdeki yerini doğrudan belirlemektedir. Türkiye, bu yeni dönemi doğru okuyan, riskleri doğru analiz eden; enerji alanında oyunu yeniden kuran, dengeyi belirleyen ve geleceği şekillendiren bir iradeyi temsil etmektedir. Çünkü enerji sadece bir kaynak değildir. Enerji, güçtür, istikrardır ve en önemlisi barışın anahtarıdır. Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır.

Devlet Bahçeli Türkgün gazetesinde MHP Genel Başkan Başdanışmanı Muhammet Hanifi Macit'in sorularını yanıtlıyor. (Fotoğraf: MHP x hesabı)
Devlet Bahçeli Türkgün gazetesinde MHP Genel Başkan Başdanışmanı Muhammet Hanifi Macit’in sorularını yanıtlıyor. (Fotoğraf: MHP x hesabı)

“Bu şekilde Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına daha güçlü bir biçimde girileceği öngörülmüştür”

Milliyetçi Hareket Partisi; Türk milletinin birliğini ve beraberliğini koruyarak, toplumsal huzursuzluk alanlarının cepheleşmeye dönüşmesini önlemeyi ve herkesin inancına saygı duyarak birlikte yaşama ideali etrafında kenetlenip toplumsal sıkıntı ve sorunları çözmeyi amaçlamaktadır. Farklılıkların öne çıkarılması yerine zengin ortak değerlerimizin bütünleştiriciliğinde millî bir bakış açısının egemen olabileceğini düşünüyoruz.

Bireysel özgürlüklerin geliştirilmesini, herkesin istediği gibi yaşama hakkının temin edilmesini, toplumsal duyarlılıklara sahip olma anlayışıyla tasada ve kıvançta bir olabilmeyi arzu ediyoruz. İşte terörsüz Türkiye bu politik anlayışın bir sonucu olarak tecelli etmiştir.

“Terörsüz Türkiye” süreci 22 Ekim 2024 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Konuşmasında yaptığımız açıklama ile başlamıştır. Amaç Terör Örgütü PKK’nın bütün unsurları ile koşulsuz şartsız silah bırakması, Türk ve Türkiye yüzyılında terörün sıfırlanması, millî birliğin pekiştirilmesidir. Türk milletinin, ön şartsız bir biçimde kendi ana gövdesinde kucaklaşıp huzurlu, umutlu, müreffeh, şiddetsiz ve terörsüz bir yüzyıla girmesi amaçlanmıştır. Bu şekilde Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına daha güçlü bir biçimde girileceği öngörülmüştür.

“Kurtulmuş, Bakanlar ve siyasi parti liderleri, şehit ve gazi aileleri de sürece destek veren açıklamalarda bulunmuşlardır.”

“Terörsüz Türkiye” politikamız açıklandıktan sonra meseleye çeşitli çevrelerden farklı yorumlar yapılmıştır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Bakanlar ve siyasi parti liderleri, şehit ve gazi aileleri de sürece destek veren açıklamalarda bulunmuşlardır.

İmralı’nın 27 Şubat’ta DEM Parti heyeti aracılığı ile PKK’ya yaptığı tüm bileşenleriyle silah bırakma ve kendisini feshetme çağrısı sonucunda fesih ve silah bırakmanın gerçekleşmesi tarihî bir dönüm noktası olmuştur. Yol haritamızı bu doğrultuda hukuk, ahlak ve demokratik siyaset çerçevesinde belirleyip iyi niyetle uygulamalıyız. Toplumsal mutabakat ile çatışmacı değil uzlaşmacı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, kavgacı değil barışçı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, bölen değil birleştiren, kaostan değil huzurdan beslenen bir anlayışa, Türkiye’yi ve Türk milletini geleceğe birlikte taşıma iradesine ihtiyacımız vardır.

“Müteakip komisyon, detaylı raporunu hazırlamıştır”

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında “Millî dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” oluşturulması çağrımız karşılık bulmuştur. Burada “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, millî dayanışma ve kardeşliğin pekiştirilmesi, özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanında yapılacak çalışmalar çok boyutlu ele alınmıştır. Bu gelişmeleri müteakip komisyon, detaylı raporunu hazırlamıştır. Bir devlet politikası olan Terörsüz Türkiye’ye ilişkin çerçevenin sağlam bir şekilde oluşturulması hususunda yasa yapımı sürecinde de önemli bir eşikte bulunmaktayız. Bu mesele siyaset üstü bir konu olarak görülmeli çerçeve yasaya tam destek verilmelidir.

“Terörsüz Türkiye, gelecek nesillerimizin huzuru ve refahı adına üstlenilmiş tarihi bir sorumluluktur”

Terörsüz Türkiye, gelecek nesillerimizin huzuru ve refahı adına üstlenilmiş tarihi bir sorumluluktur. Bu bakımdan Terörsüz Türkiye, ortak aklı ve toplumsal mutabakatı önceleyen, dürüst ve samimi adımlarla dış dayatmalara kapalı, bin yıllık kardeşliği daha da kuvvetlendirecek gelecek inşasının teminatıdır. Dünya dengeler sisteminde Türkiye’yi en sağlıklı, en sağlam pozisyona yerleştirmek Türk milleti ve devletinin tarihsel varlığını, birliğini, bütünlüğünü gelecek bin yıla taşımaktır. Emperyalist politikaların kurmuş olduğu düzeneği bozmak, bölgede vekil güçler üzerinden yürütülen istikrarsızlaştırma sürecini sona erdirmek ve çatışma dinamiklerini sonlandırmaktır.

“Terörsüz Türkiye” ile ilgili çeşitli hezeyanlarla eleştiriler yapanlar, millete dayandıklarını iddia ederek, küresel ve hegemonik güçlerin gönüllü vekâlet kavgasının aracı olmaktadırlar ve bunu idrak edecek potansiyelden de yoksun bulunmaktadırlar. Bugün bir gelecek düşüncesi olarak yürütülen bu politika bir demokratikleşme, bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesidir.

“Hedefe ulaşma konusunda mutlak anlamda kararlıyız”

Türkiye ve Türk milleti noktasında geleceğimizi geçmişin sorun çözmeyen anlatılarına mahkûm edemeyiz. Bugün koşullar geçmişte teslim olunan anlatıları aşmıştır. İlerlemenin sağlanabilmesi için önünüze bakmanız gerekir. İlerlerken geriye bakmak önünüzü görememenize, hız kaybetmenize, tökezlemenize, hatta düşmenize sebep olur. Yalnızca makul tek bir sebepten ötürü geriye bakılır; o da daha önce sizi sekteye uğratan yanlışları görüp önünüzdeki yolda benzerlerini temizlemeniz içindir. Biz de geleceğimizin sağlam temellerle inşa edilebilmesi amacıyla çıkmış olduğumuz bu yolda daima önümüze bakmayı, tökezlemeden, düşmeden ilerlemeyi hedeflemekteyiz ve hedefe ulaşma konusunda mutlak anlamda kararlıyız.

“Hiçbir politik oyun, gelecek yüzyılımızın inşası amacıyla attığımız adımlardan bizi geri döndüremeyecektir.
Terörsüz Türkiye politikamızla ilgili sürekli olarak örgütün zayıfladığı, niçin buna ihtiyaç duyulduğu sorulmaktadır. Bu soruyu dile getiren kişilerin bir kısmı samimi hassasiyet sahibidir. Cevabını aklın ve ahlakın sınırları içinde vermek ise bizim açımızdan zaruridir ve hatta boynumuzun borcudur. Ancak bu soruyu dile getirenlerin bir kısmınınki hassasiyetten değil cehalettendir. Cehalet ise bir eğitim meselesi olmaktan daha çok ahlak meselesidir. Bu ise bizim değil muhatapların özel sorunudur. Tamamen politik kaygılarla, siyasal alanda kendilerine belli bir yer edinebilmek amacıyla bu soruyu yıkıcı eleştirel bir tutumla dile getirenler, aslında örtülü bir biçimde ilerlememizi istemeyenlerdir. Ülkemiz adına iyi olanı istediklerini söyleyerek kendilerini maskeleyenler, terör kökten çözüldüğü zaman kullandıkları en önemli politik malzemelerden birini yitirecekleri için kaygı duymaktadırlar. Fakat şunu bilmelidirler ki; oynadıkları hiçbir politik oyun, gelecek yüzyılımızın inşası amacıyla attığımız adımlardan bizi geri döndüremeyecektir.”

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.