
İzmir’deki Smyrna Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda Geç Antik Çağ’a tarihlenen üç yeni mekan ile bölgede daha önce rastlanmayan duvar resimleri ortaya çıkarıldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi adına sürdürülen arkeolojik kazılarda ana sponsorluğu İzmir Büyükşehir Belediyesi yürütüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, Smyrna Agorası ve Smyrna Tiyatrosu çevresinde yürütülen kazı çalışmalarında Geç Antik Çağ’a (MS 5. ve 6. yüzyıl) tarihlenen üç yeni mekanın gün yüzüne çıkarıldı. Geçen yıl bulunan mozaik tabanın devamında keşfedilen bu odalardan ikisinin tabanının mozaik, birinin ise mermer döşemeyle kaplı olduğu belirtildi. Odaların mimari yapısının Efes Antik Kenti’ndeki ünlü “Yamaç Evleri” ile büyük benzerlikler taşıdığı ve kamusal bir işleve sahip olabileceği değerlendiriliyor.

Belediye, kentin tarihi mirasını korumak adına bütçe desteğini artırdığını açıkladı. Yapılan planlamaya göre İzmir Büyükşehir Belediyesi, Smyrna kazılarına 2025-2027 yılları arasında toplam 34,5 milyon liralık kaynak sağlayacak. Ayrıca kent genelindeki 16 farklı arkeolojik kazı alanı için de yaklaşık 19,6 milyon liralık bir destek paketi devreye alınacak.

Kazı başkanı Prof.Dr. Akın Ersoy: “İlk defa duvar resimlerine ulaştık.”
Kazı Başkanı ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy, yeni keşiflerin Smyrna’nın Hristiyanlığın yayılış dönemindeki sosyo-kültürel değişimini anlamak açısından kritik olduğunu vurguladı. Bölgede ilk kez fresklere ulaştıklarını belirten Ersoy, “Bugüne kadar Smyrna Agorası’nda ve tiyatro çevresinde duvar resimleriyle hiç karşılaşmamıştık. Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesi ve Hristiyanlığın yayılmasıyla kent yapısında büyük dönüşümler yaşandı. Bu yeni mekanlar bize bu dönüşümün izlerini sunuyor” ifadelerini kullandı.

2 bin yıllık antik kanalın kaynağı aranıyor
Çalışmaların bir diğer önemli ayağını ise Roma döneminden beri kesintisiz şekilde su taşımaya devam eden antik kanal oluşturuyor. Suyun kaynağını bulmak için titiz bir çalışma yürüttüklerini ifade eden Prof. Dr. Akın Ersoy, şunları kaydetti:
“Yaklaşık 2 bin yıldır akan bir sudan bahsediyoruz. Sistemin bir bölümü günümüzde de aktif şekilde çalışıyor. Suyun yaklaşık 150 metrelik bir hat boyunca yolculuk ederek Agoraya ulaştığını tespit ettik ancak ana kaynağa henüz ulaşamadık. Agoranın hemen güneyinde yer alan Namazgah Hamamı ve Kurşunlu Cami çevresinde kadim bir pınarın olabileceğini değerlendiriyoruz. Kaynağı tamamen ortaya çıkarmak için araştırmalarımız sürüyor.”