
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “PKK silah bırakmayacak, silahlarının yerini değiştirecek. Silahlarını Suriye’deki ve İran’da PJAK yapılanması içerisindeki unsurlara kaydıracak ve İran’da çıkacak Amerikan – İsrail destekli iç çatışmada mevzilenmek üzere hazırlanacak” dedi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
“PKK Silah Bırakmayacak, Yerini Değiştirecek”
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde düzenlediği geniş kapsamlı basın toplantısında gündemdeki sıcak gelişmeleri değerlendirdi. Terörle mücadeleden ekonomiye, dış politikadan yargıdaki çifte standart iddialarına kadar birçok konuda sert eleştirilerde bulunan Özdağ, çarpıcı iddialar ortaya koydu.
KKTC’deki Feribot Kazası: “21. Yüzyılda Büyük Bir İhmaller Dizisi”
Konuşmasına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) meydana gelen feribot kazasıyla başlayan Özdağ, yaşanan can kayıplarından derin üzüntü duyduğunu belirterek şunları söyledi:
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde vahim bir deniz kazası gerçekleşti ve birçok can kaybı oldu. Böyle bir gemi kazasının gerçekleşmesi bile başlı başına nasıl büyük bir ihmaller dizisinin olduğunu gösteriyor. 21’inci yüzyılda Türkiye ile KKTC arasında gemi battı ve birçok insan hayatını kaybetti.”
CHP Genel Merkezi’ndeki Sunuma Tepki: “Atatürk Hayatta Olsaydı Sizi Kurşuna Dizdirirdi”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nde il ve belediye başkanlarına yönelik yapıldığı iddia edilen bir sunumu hedef alan Özdağ, bağımsızlık vurgusu yaptı:
“Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde yapılan bir toplantıda il başkanlarına ve belediye başkanlarına Türkiye’nin geleceğiyle ilgili bir sunum yapılıyor. Bu sunumda, bir gelecek planı olarak Türkiye’de dört partinin kalacağından bahsediliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin böyle istediği, iktidarın böyle istediği söyleniyor. Ondan sonra da bu sunumu yapan heyet, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Atatürk’ün partisi olduğunu söylüyor. Atatürk hayatta olsaydı sizi kurşuna dizdirirdi. Onun kurmuş olduğu bağımsızlık ve millilik anlayışı zemininde şekillenmiş Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Cumhuriyet’i kuran partiyi getirdiğiniz nokta, Amerikan planlarının tartışıldığı ve bunlar üzerinden siyasi hesapların yapıldığı bir nokta. Doğrusu utanç verici.”
Muharrem İnce için şunları söyledi: “Kurduğu Partiden Kaçmamak Da Ciddi Bir İştir”
Memleket Partisi’ni feshederek yeniden CHP’ye katılan Muharrem İnce’nin “parti kurma” süreçlerine dair geçmiş açıklamalarına yanıt veren Özdağ, siyasi istikrar eleştirisinde bulundu:
“Muharrem Bey, parti kurmanın çok ciddi bir iş olduğunu biz biliyoruz. Ama parti kurmak ciddi bir iş olduğu kadar insanın kurduğu partiden kaçmaması da ciddi bir işti. Binlerce insanı partilerinden ayırıp çocuklarının nafakalarıyla il ve ilçe binaları, genel merkez kurdurup ondan sonra kendi kişisel kariyeriniz için kurduğunuz partiden kaçıp kendinize başka bir siyasi partide kariyer ararsanız doğrusu bunu ne millete ne tarihe anlatabilirsiniz. Kimin daha fazla para harcadığına gelince, isterseniz o konulara hiç girmeyin; siz üzülürsünüz. Bizim Zafer Partisi olarak bütün hesaplarımız devletin denetimindedir. Ne harcadığımız ne harcamadığımız ortadadır. Evet, daha fazlasını harcamak isterdik. Tabii ki olmadığı için harcayamıyoruz.”
“Amedspor’un Çıktığı Her Maç Bir Gerilim Alanı Oldu”
Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesinin ardından futbol sahalarında ve toplumda yaşanan huzursuzluğa dikkat çeken Zafer Partisi lideri, şu ifadeleri kullandı:”Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesinden, yükseltilmesinden sonra lig maçları her sene olduğu gibi spor heyecanıyla beklenen maçlar olmaktan çıktı. Ne yazık ki Amedspor’un çıktığı her maç adeta bir gerilim alanı oldu. ‘Ne zaman, ne olacak’ endişesiyle bütün toplum ve güvenlik mekanizması diken üzerinde oturuyor. Bu gerginliğin nedeni hiç şüphesiz Amedspor denilen takımın PKK terör örgütü tarafından aleni şekilde destekleniyor olması, Amedspor Kulübü yönetimi içerisinde örgüt sempatizanlarının varlığı ve bu spor kulübünün sosyal medya hesabından Türk milletini incitici paylaşımların yapılmasıdır.”
Kamu Bankaları ve DEM Parti hakkında:
Kamu bankalarının Diyarbakır’a yönelik yatırım açıklamalarını eleştiren Özdağ, “Sayın genel müdürler, sizin işiniz siyaset yapmak değil. Sizin işiniz, milletin size emanet ettiği parayı dürüst şekilde, yasalara uygun ve milleti zarara sokmayacak biçimde harcamaktır” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Alevi Aydınlar Bildirgesi’ne yönelik sözlerine de sert tepki gösteren Özdağ, “Tuncer Bakırhan, sen kimsin de Alevi Bektaşileri böyle aşağılıyorsun? Süleyman Aydın, PKK’nın ilk şehit ettiği Türk askeri, Erzincanlı bir Alevi Türkmen evladıydı. Sizin elinizde Alevilerin, Bektaşilerin, Türklerin, Zazaların, Kürtlerin, herkesin kanı var. Bu ne küstahlık” şeklinde konuştu.
Ekonomide Vergi Eleştirisi: “Bir Kendinize, Bir Hükümete Alıyorsunuz”
Ekonomik gidişatı ve vergi yükünü somut örneklerle eleştiren Özdağ, hükümetin ekonomi politikasını şu sözlerle özetledi:
“Türk ekonomisinin ayarını AK Parti’nin düzeltme imkan ve kabiliyeti yok. Hem enflasyon hem işsizlik artıyor. Resmi rakamlara göre bile 56 aydır enflasyon yüzde 30’un üzerinde seyrediyor. İktidar borçlanma, yüksek vergi ve cezalarla kaynak toplamaya çalışıyor. Bir telefon alıyorsunuz; telefon 65 bin lira, ödediğiniz vergi 67 bin lira. Bir otomobil alıyorsunuz; otomobil 1 milyon 200 bin lira, siz 1 milyon 557 bin lira vergi ödüyorsunuz. Yani bir kendinize telefon alıyorsunuz, bir de hükümete alıyorsunuz. Bir kendinize araba alıyorsunuz, bir de hükümete araba alıyorsunuz.”
Yeni Çözüm Süreci İddiaları: “İmralı’da Öcalan İçin Çalışma Ofisi Hazırlanıyor”
“Terörsüz Türkiye” adıyla yürütülen süreci ikinci bir müzakere dönemi ve “teröre teslimiyet” olarak nitelendiren Ümit Özdağ, İmralı ve Abdullah Öcalan hakkında çok konuşulacak iddialar paylaştı:
“PKK ile başlatılan ikinci terörle müzakere sürecinin de teröre teslimiyete dönüştüğünü görüyoruz. 22 ay önce başlarken ‘PKK kayıtsız şartsız kendisini feshedecek’ diye yola çıkılmışlardı. Ama bugün gelinen noktada PKK’nın kendisini feshetmeyip Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in feshedilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bir tarafta yıllardır kan döken, toplu katliamlar yapan, bebekleri dahi katleden PKK’lıların ve PKK yandaşlarının rezil ve şımarık sözde taziye gösterileri ortaya saçılıyor, öte yandan bir tavizi diğer taviz takip ediyor ve 2015’te Dolmabahçe’de yapılan, buzdolabına konulan 10 maddelik mutabakatın şimdi buzdolabından çıkarılıp uygulamaya sokulduğunu görüyoruz.
Öcalan’a Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nun sözde başkanlığı verilecekmiş. Öcalan için adada ayrı bir çalışma ofisi hazırlanıyor ve mahkum olmaktan çıkarılıp devlet misafiri konumuna getiriliyor. Burada dünyayla ve Türkiye’yle her türlü ilişki içinde olacak, çalışmalarını özgür şekilde buradan yönetecekmiş. Kendisinden de ‘Senin istediğin anayasa değişikliklerini seçimlerden önce yaparsak seçimleri kaybederiz. Gel bunu erteleyelim. Sen burada istediğin gibi özgür ol, yeni bir parti kur. Bu yeni partiye Türkiyelilik görüntüsü vermek için sağdan soldan bazı adamlar da verelim ve anayasa değişikliklerini seçimden sonra senin istediğin şekilde yapalım’ diye isteniyormuş. Bakalım, göreceğiz. Abdullah Öcalan buna evet mi diyecek, yoksa ‘Seçimlerden önce yapalım’ mı diyecek? Pazarlıksız diye yola çıkılan noktada yapılan pazarlıkların artık bunlar olduğunu duyuyoruz.”
“PKK Silah Bırakmayacak, İran Sınırına Kaydıracak”
Terör örgütünün silah bırakacağı yönündeki beklentilerin gerçek dışı olduğunu savunan Özdağ, örgütün bölgesel stratejisini deşifre etti: “PKK silah bırakmayacak, silahlarının yerini değiştirecek. Silahlarını Suriye’deki ve İran’da PJAK yapılanması içerisindeki unsurlara kaydıracak ve İran’da çıkacak Amerikan-İsrail destekli iç çatışmada mevzilenmek üzere hazırlanacak. Abdullah Öcalan’ın İran’la ilgili açıklamalarından anladığımız bu. MİT ve TSK görevlilerinin alacağı silahlar göstermelik olmanın ötesine asla geçemez.”
Yunanistan’a “Aşil Kalkanı” ve Atina Uyarısı
Yunanistan ile İsrail arasında imzalanan askeri anlaşmalara değinen Özdağ, Atina hükümetini uyardı:
“Ne yazık ki iktidar tarafından üzerinde yeterince durulmayan, İsrail ile Yunanistan arasındaki 3 milyar avro bedelli Aşil Kalkanı hava savunma ve komuta kontrol sözleşmesi var. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kesimi; ABD, İsrail ve Fransa’dan yoğun şekilde silah almaya devam ediyor. Yunanistan tekrar emperyalizmin taşeronluğunu üstlenme süreci içerisine girmiş durumda. Türk milletinin Yunan milletine bir düşmanlığı yok. Ancak saldırgan, haddini bilmez Yunan politikacılar, fakir Yunan halkının kısıtlı kaynaklarını Türkiye ile bir savaş için harcayarak yanlış bir iş yapıyorlar. Yunanistan, yanında kim olursa olsun Türkiye’yi askeri olarak yenme imkan ve kapasitesine sahip olamaz. Türkiye, Yunanistan’ı herhangi bir askeri çatışmada tekrar ve tekrar mağlubiyete uğratacak güçte bir ülkedir. Atina’ya tekrar sesleniyoruz: Türkiye’ye karşı bir maceraya girmeyin.”
İsrail ve Netanyahu’ya Salvo:
“Türkiye Sana Çok Büyük Gelir”İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya tarih üzerinden seslenen Özdağ, Türk ordusunun gücünü hatırlattı:
“Atina’ya seslendiğimiz gibi Tel Aviv’e de sesleniyoruz. Arkanızda Amerika Birleşik Devletleri olmadan Filistinli örgütleri ağır şekilde baskı altına alıp Filistin halkına yönelik soykırım gerçekleştirebilirsiniz. Bir devlet bile olmayan Lübnan’da sadece bir örgüt olan Hizbullah ile savaştığınız zaman bile zorlanıyorsunuz. Teknolojik üstünlüğünüzün dışında Hizbullah’a karşı bir üstünlüğünüz yok. Bir mahalleyi ele geçirmek için bile günlerce çatışmak zorunda kalıyorsunuz. Arap olmayan bir ülke olan İran’la ilk çatışmanızın beşinci gününde Amerika Birleşik Devletleri’nden yardım istemek zorunda kaldınız. İkinci İran Savaşı’nda, İsrail tarihi boyunca hiç karşı karşıya kalmadığınız ağır bir bombardımanla İsrail halkını karşı karşıya bıraktınız.
Şimdi, tarihi boyunca Yahudilere hiç düşmanlık yapmamış; aksine Hristiyan taassubunun ve Engizisyon mahkemelerinin yok ettiği Yahudileri Avrupa’dan imparatorluğuna kabul etmiş, her anlamda önünü açmış, korumuş ve kollamış Türk milletine düşmanlık yapıyorsunuz. Bu düşmanlığın, bölgedeki Arap ülkelerine yaptığınız düşmanlıktan çok büyük farkları olacağını sana Türk ordusunu bilen ve tanıyan Amerikalı askeri uzmanlar anlatsınlar. Bir daha düşün. Bu, İsrail gibi stratejik derinliği olmayan küçük bir ülkeye büyük bir macera yaşatmak anlamına gelir. Türkiye, özetle Netanyahu’ya çok büyük gelir.
“Yargıda Çifte Standart Eleştirisi:
Gökçek ve Davutoğlu Soruşturmaları Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özdağ, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in adli yıl açılışındaki konuşmasını, “Herhalde bir Yargıtay Başkanının mevcut hukuk anlayışıyla ilgili yapabileceği en ağır eleştiri budur” sözleriyle yorumladı.
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında “kayıt dışı para” iddiasıyla başlatılan soruşturma ile eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla açılan soruşturmaları, yargının muhalefete ve iktidar yanlılarına yönelik tutumunu kıyaslayarak değerlendirdi:
“Sabah erken saatlerde evine baskın yapılsaydı, gözaltına alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürülseydi o zaman ‘Burada uygulanan hukukla muhalefete uygulanan arasında bir fark yok’ derdik. Başlangıçta bir farklılaşma görünüyor. Bu farklılaşmanın sadece şekilsel mi, yoksa içerik açısından da mı olacağını soruşturmanın sonunda göreceğiz. Ahmet Bey’i (Davutoğlu) de lokantada yemek yerken veya başka bir yerde yüzlerce polisle gözaltına mı alacaklar, yoksa Ahmet Bey de olması gerektiği gibi davet üzerine gidip ifadesini mi verecek?”