Büyük Savaş Stresi Birikti
“Ateşlenmeyen silahlar, demode olur”
Sanıyorum mühimmatın da bir raf ömrü var. Bazen bazı savaşlar, depolardaki eski mühimmatı tüketmek için çıkartılır. Ya da yeni silahları denemek için. Veya karşı tarafı test etmek için… Belki de bazen yanlışlıkla, yanlış anlama sonucu çıkar savaşlar.
‘Savaşlar kötüdür’ demek savaşı önlemeye yetmez! Bu ‘sigara sağlığa zararlıdır’ sözü gibi bir şeydir. Herkes içmeye devam eder. Savaşlar da böyledir işte. Savaş tabii ki kötüdür. Yıkım, ölüm getirir, acı bırakır. Ama tüm bunlar, savaşları önlemeye yetmez. Misal, orman yangınları felakettir oradaki canlılar için. Fakat aynı zamanda orman yangınları gereklidir, tabiatın yenilenmesi lazımdır. Savaşlar da öyledir. Gereklidir. Misal, diplomasi çıkmaza girdiğinde ne yapacaksınız? Bugünkü İran’ın, İsrail’in durumu savaşsız çözülmez! Acı ama gerçek. Burada canımızın istediğini yazmıyoruz. Sadece akıl yürütüyoruz. Uluslararası okumalar yapıyoruz. Bir şeyi istemek ayrı, onu objektif biçimde değerlendirmek ayrıdır.
Evet, bazı konular vardır ki savaşsız çözülemez. Misal, bizim Adalar Denizi sorunu da öyledir. Sonunda mutlaka savaş çıkar. Veya İsrail’le yaşanan sorunlar, silah patlamadan çözülmez!
Dünya 2. büyük savaşından sonra topyekûn bir savaşa girişmedi. Yani nedir? 80 yıldır bir dünya savaşı görmedik. Onun yerine küçük çaplı savaşlar ve vekâlet savaşları yaşandı. İki kutuplu dünyada nispeten bir denge vardı. Süper güçler dediğimiz ABD ve Sovyetler Birliği vekil örgütler vasıtasıyla savaştılar daha çok. ABD’nin Vietnam, Afganistan, Irak ve şimdi de İran savaşları oldu. Sovyetler Birliği de Afganistan deneyimi yaşadı ve şimdiki Rusya da Ukrayna bataklığına saplandı. Bu saydıklarımız da süper güçlerin doğrudan girdikleri savaşlardır.
Hani ‘gaz almak’ denen bir deyim vardır. İşte 2. Dünya Savaşı’ndan günümüze kadarki süreçte, küçük çaplı ve vekâlet örgütleri aracılığıyla adeta gaz alınmıştır. Öyle ki küçük çaplı savaşlar, büyük çaplı savaşların çıkmasını da önlemiştir. Elbette nükleer silahların caydırıcılığı da düşünülmelidir.
Eğer küçük çaplı olanlar ve vekâlet güçleriyle girişilen savaşlar tam istenilen sonuçları vermediyse, bu kez ister istemez ülkeler doğrudan savaşa tutuşurlar ve bu da yetmez ise topyekûn savaş kaçınılmazdır. 2. büyük savaştan bu tarafa 80 yıl, büyük devletler arasında savaş yaşanmadı. Tabii bu 80 yılda çokça stres birikti. Bunu deprem stresine benzetebiliriz. Orada da yıllar yılı stres birikir. Arada bir küçük çaplı depremler olur. Fakat büyük kırılma kaçınılmazdır.
Gelinen noktada dünyanın hemen her yerinde stres iyice birikmiştir ve bu, küçük çaplı savaşlarla giderilemez. ‘Yaratıcı yıkımlar’ denen bir kavram vardır. Yıkım olmadan yenisi kurulamıyor maalesef. Gönül ister ki insan sorunlarını savaşsız çözsün ama insan henüz o aşamada değildir.
20. yy geldi geçti ve kurumları eskidi. Yeni dünya düzeni kurulacak ama nasıl? Savaşsız kurulması pek mümkün değil. Zira kimse elindekilerden olmak, ödün vermek istemiyor.
Dünyanın tüm fay hatları harekete geçti. Ülkeler harıl harıl savaşa hazırlanıyor. Yeni dünya kurulacak. Eski anlayışlar, kurumlar tasfiye edilecek. Yeni ülkeler, yeni metotlar dünya sahnesine çıkacak. İki ülke var ki birçok otorite üzerinde mutabık. Bunlardan biri Çin, diğeri Türkiye’dir öne çıkacak ülkeler arasında.