
Merhum Altan Öymen’in genel başkanlık yaptığı CHP’nin 29. döneminde parti meclisi üyeliği yapmış ve Öymen ile yakın çalışma fırsatı bulmuş olan Cavidan Demirağ, o dönemin önemli tanıklarından biri olarak Altan Öymen’i anlattı. Demirağ, “O dönemde genel başkanlığı devam etseydi, CHP Öymen ile bugün çok farklı bir yerde olabilirdi.” dedi.
CHP 27. ve 29. Dönem CHP PM Üyesi ve Girişimci İş Kadını Cavidan Demirağ, Merhum Altan Öymen’in genel başkanlığı döneminde Öymen’in listesini delerek PM üyeliğine seçilmişti. PM’ye girdikten sonra Demirağ, Öymen ile yakın çalışma fırsatı buldu. Demirağ’ın çalışmalarından etkilenen Öymen, o dönemde Demirağ’a yenilemek istediği MYK listesinde de yer verdi. Bu dönemin yakından tanığı ve Öymen’in yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Demirağ, hem Öymen’i hem de o dönemi The Epoch Times Türkiye’ye aktardı.
Öymen’in hayatındaki iki önemli kırılma anı
Demriağ, Öymen’in hayatında kendisini etkileyen iki önemli kırılma anından bahsetti. Bunlardan ilkinin Öymen’in 1950 yılında CHP’ye üye olarak siyasete başlaması ve ikincisinin de 1999 yılında CHP’nin Meclis dışında kalması olduğunu söyleyen Demirağ görüşlerini şu cümlelerle aktardı: “Sayın Öymen’in hayatında iki önemli kırılma çizgisi var. Bu olaylar 75 yıllık parti üyeliğinde beni çok etkilemiştir. İlki 1950 yılında CHP seçimleri kaybettiği zaman Öymen’in ‘Parti’ye sahip çıkmak lazım.’ diyerek 18 yaşında gidip CHP’ye üye olması. Çok partili döneme geçtikten sonraki 1950 yılında CHP’nin seçimi kaybetmesine Rahmetli İsmet İnönü dahi, ‘Seçimdir, olabilir.’ derken, Öymen durumdan çok etkileniyor. Derhal gidip partiye üye oluyor. 18 yaşındayken… Bu onun siyasete adım atma çizgisi ve siyasi hayatının başlangıcıdır.
İkinci ise 1999’da parti ilk kez Meclis dışında kalıyor. O bu dönemde de kolları sıvıyor. Şanslıyım ki o dönem ben de Parti Meclisine seçildim. Hatta onun listesinde değildim. Sol Kanat diye bir liste çıkarmıştık. O listedeydim. Onun listesini delen tek listede olup da listesini delen tek kadındım. Kadın kotası %25’ti o zaman. En zayıf listede olup mücadeleyle listeyi deldim. O zaman kurultaylar çok kıymetliydi. Çarşaf liste de olsa bireysel çalışma ile oy toplayıp güçlü listeyi delip girme şansın oluyordu. Öyle bir şansım da oldu o dönem. PM’ye böyle girmiş olmama rağmen Altan Öymen’le iyi anlaştık.”
Biz partiye sahip çıkanlardandık.
Demirağ, Öymen ile birlikte çalıştığı dönemin kendi siyasi hayatı için de çok önemli bir dönem olduğuna değindi. Öymen ile çalıştıkları dönem ile ilgili olarak, “Hakikaten çok çalışkan biriydi ve ben de o dönemde parti için çok çalışmak istiyordum çünkü benim için de CHP’nin yaşaması çok önemliydi. Siyasete girmem kapatılan CHP’nin 92’de açılmasıyla başladı. Ben de kolları sıvayanlardan biriydim. 1999’da CHP’nin Meclis dışı kalmasıyla partide ümitsiz bir hava oluştu. O tarihte insanların çoğu kaçtı gitti. ‘Aman bu parti artık bitmiştir.’ dediler. Bazı il örgütlerinin kapısına kilit vuruldu. CHP böyle bir durumdaydı. Dolayısıyla o tarihlerde hep beraber partiye sahip çıktık ve çok güzel bir parti listesi oluştu. Kurultay delegesi seçti onları. Parti’nin geçmişinden bugününe Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış Nurettin Sözen’den Genel Başkanlık yapmış Murat Karayalçın’a, İzmir Belediye Başkanlığı yapmış Yüksel Çakmur’dan Hasan Fehmi Güneş’e kadar siyaset üstatları vardı. İşte o 15 aylık süre en güzel çalışma dönemimdir benim siyasette.
O dönemde Sayın Öymen MYK’yı değiştirmek istedi. Merkez Yürütme Kurulu seçimle oluyordu. 60 kişilik parti meclisi 20 kişilik MYK’sını seçiyordu. O da çoğunlukla oluyordu. Yani 31 oy gerekiyordu. MYK değişikliğinde listeye beni de davet etti. O 20 kişilik listede benim de ismim vardı. Bu benim için bir onurdur, her zaman anlatırım. Sanırım yeterliliğimi hissetti. Faydalı olacağımı, kendi çalışmasına da katkı vereceğimi düşündü. Maalesef oylamayı bir oy ile kaybettik. 30 oy aldık. Ah! Tüm liste 30 oy aldı. Evet… Bir oy eksik olunca Altan Öymen de partinin etik değerlerini düşündü. Ayrıca MYK’da Baykal taraftarı muhalifler de vardı. MYK’da çatışma oluyordu. O da genel başkanın yetkileri arasında olan Kurultay çağrısı yaptı. Kurultay kaybedildi. Hep beraber kaybettik. Deniz Baykal ekibi geldi. Bizim bütün çalışmaların hepsi rafa kaldırıldı. “ ifadelerinde bulundu.
Öymen tam bir demokrattı
Açıklamalarının devamında Demirağ, Öymen’in 25 yıl önce Parti’de daha demokratik bir ortamın oluşması için çalıştığını ve bu çalışmaları da tam demokratik bir ortam içerisinde gerçekleştirdiğini aktardı. Öymen’in parti içi demokrasiye çok önem verdiğini söyleyen Demirağ, bu konuda yapılan çalışmaları şu sözlerle aktardı: “Parti’nin meclis dışında kaldığı o dönemde Sayın Öymen partiyi bir yeniden yapılanma dönemine sokmaya karar verdi. Yalnız yaptığı her şeyi tartışılarak ve karar alarak yapardı. Bunu altını çizerek söylüyorum. Hiçbir aldığımız kararı dikte ettirmedi. Hepimizi dinlerdi. Tartışmaya açardı ve oylama sonucu ne çıkıyorsa onun da uygulamasını derhal yapardı Böyle bir lider yok.
Bu tavrıyla Öymen partiyi daha demokratik hale getirmek için çalıştı. Herkesin özgür düşüncesini ifade etmesini sağlamak ve bunu ortak hale getirmek. Herkesin faydalanabileceği ve yararlı hale getirmek. Bu da seçimle oluyor. Oylamayla oluyor. Bunu da şöyle yaptık: Üyelerimizi sıfırlayalım dedik. Partinin bir yapısı var ama üye yapısında sıkıntı var. Delege seçimlerinde arama yaptığınızda aynı telefona 5 kişi, 10 kişi, 20 kişi çıkabiliyor. Bu ne demektir? Yığma üye demektir. Bunu kaldıralım. Nasıl kaldıralım? Tartışa tartışa; herkes fikrini söyledi. Ama uzun tartışma, uzun araştırmalar ve bölge çalıştaylarıyla yapıldı. Sistemi şimdi uygulanan sandık çevresi esaslı mahalle bazında örgütlenme şekline çevirdik.”
Bu günleri 25 yıl öncesinden gördü
Demirağ, Öymen’in döneminde Türkiye’nin Güneydoğu ve demokratikleşme sorunu ile ilgili olarak yaptıkları çalışmaları da aktardı. O dönemde hem Deprem Komisyonu’nda hem Yerel Yönetimler Komisyonu’nda görev almasının yanı sıra, Güneydoğu Sorunları ve Demokratikleşme Parti Müfettişliği görevini de yürüttüğünü söyledi. Demirağ, partinin ilk kadın müfettişi olarak yaptığı çalışmaları hakkında şunları söyledi; “Bu görevi özellikle istedim çünkü o dönem Mersin’deki entegrasyon dönemiydi. O zaman Mersin’e doğudan, güneydoğudan yoğun göç vardı. Hem onları anlayabilme hem de partiye en zayıf olduğu dönemde nasıl bu bölgelerden katkı sağlayabiliriz diye düşünüyorduk. Anadolu Çalıştayları adında bir süreç başlattık. Güneydoğuda parti müfettişi olarak ekibin içindeydim. Tek kadındım. Olağanüstü hal dönemiydi. Beş il’e gittik ve bu illerde çalışmalar yaptık..
Raporu sen hazırla biz imza atarız dediler. Ben de öyle yaptım. Cümlenin biri şuydu raporda: Ana dilde konuşma serbest olmalı.’ Kürtçe yasaktı o zaman. O cümleyi yazdığım için Baykal ekibi yönetime geldikten sonra raporu yırtıp atmışlar herhâlde. Hiç arşivde bile göremiyorum. Şimdiki dönemde bunu özellikle hatırlatmak ve bilinmesini isterim çünkü bunlar hep Altan Öymen’in isteğiyle oldu. Yani düşünün, 25 yıl önce kendisi bu sorunu gördü ve bu konuda yapılması gerekenler için düğmeye bastı. Hepimiz de yapmaya başladık ama bu iş yarım kaldığı için 25 yıl sonra Özgür Özel’in değişim hareketi ile tekrar bir çalışma başlatıldıktan sonra o hasta ve yaşlı haliyle sürece destek verdi. Saraçhane’deki otobüsün üstüne kadar çıktı.”
Demirağ, açıklamalarının sonunda Öymen’in ailesine baş sağlığı dileklerini iletti. Öymen ile yakından çalışma fırsatı bulduğu için minnettar olduğunu söyleyen Demirağ, “Eğer Öymen genel başkanlığa devam etseydi Türkiye bugün farklı bir yerde olabilirdi.” dedi.
Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.