Başmüzakereci Bağış: AB Standartlarında Demokrasimiz Olduktan Sonra AB Üyeliği Umurumda Değil

AB sürecinde önümüzdeki 12 Eylül’ün çok önemli olduğunu belirten Bağış, bu tarihten sonra Türkiye’nin yeni anayasa ile birlikte AB sürecinin çok daha hızlanacağını söyledi. Bağış, “Önümüzdeki 12 Eylül’ü çok önemsiyorum, İspanya’nın başında geçtiği gibi, Yunanistan’ın başında geçtiği gibi, Portekiz’in başından geçtiği gibi 12 Eylül’lü çok önemsiyorum. Ne zaman ki sivil bir anayasaya kavuşursak, AB sürecinde çok ciddi bir hızlanma yaşarız. Onun için 12 Eylül 2010 tarihinden sonra Türkiye’nin AB sürecinde çok önemli bir hızlanma olacak. 12 Eylül Türkiye’de birkaç şeyi andırıyor. 1963 tarihinde dönemin Başbakanı İsmet İnönü Ankara Anlaşması’nı imzalamış. 1980’de AB sürecinin tam olarak kapandığı bir askeri darbe ile karşı karşıya kalmışız. Ama 2010 yılında inşallah çocuklarımızın hatırlayacağı 12 Eylül, Türkiye’nin demokrasisinin önünün açıldığı, bireysel özgürlüklerin önünün açıldığı bir 12 Eylül olacak.” şeklinde konuştu. 

“STANDARTLARI YAKALAYALIM, AB BENİM DE UMRUMDA DEĞİL” 

Bakan Bağış, konuşmasının sonunda salonda bulunan işadamlarının sorularını da cevapladı. Bir vatandaşın ‘AB üye ülkeleri ekonomik olarak çok zor durumda. Biz halen neden AB’ye girmeyi ısrar ediyoruz?’ sorusuna Bağış, geçmişten bu yana yaşanan sıkıntılardan örnekler vererek şu açıklamayı yaptı: “Türkiye çok değil bundan 50 yıl evvel, askeri darbelerden sonra başbakanını asan bir ülkeydi. 30 yıl önce Dostoyevski’nin kitaplarını yakan bir ülkeydi. 10 yıl evvel bu ülkenin en büyük ilinin belediye başkanının ders kitaplarında bir şiir okudu diye hapse atan bir ülkeydi. Ben 2 yıl önce ‘millet neyse vekili de o olmalıdır’ dedim diye Anayasa Mahkemesi’nde yargılanmış bir vekilim. Türkiye’nin demokrasileşmesinde AB sürecinin büyük bir katkısı var. Bu süreç Türkiye’nin standartlarını yükseltti. Benim için sürecin kendisi sonuçtan çok daha önemli. Yani Türkiye AB ülkelerin standartlarında bir demokrasiye kavuştuktan sonra, o ülkelerdeki insanların standartlarını benimsedikten sonra, o ülkelerdeki ekonomik kalkınma hızına kavuştuktan sonra üye olmuşuz olmamışız benim bile umurumda bile değil.” 

“12 EYLÜL’DEN SONRA PKK NEDEN BİTMEDİ” 

Bir vatandaşın, son günlerde Hatay ve İnegöl’de yaşanan olayları hatırlatarak, terör örgütünün neden bitirilemediğini sorması üzerine Bağış, Türkiye’nin terör belasının çok daha kanlı olduğu dönemleri gördüğünü söyledi. Faili meçhullerin zirve yaptığı, yılda binlerce insanın terörden hayatını kaybettiği dönemlerin de yaşandığını belirten Bağış, bu karanlık günlerin geride kaldığını ifade etti. 

Terör örgütü PKK’nın hem içeride hem de dışarıda desteklendiğini de belirten Bağış şu açıklamalarda bulundu: “Ama halen terörle mücadele konusunda istediğimiz noktaya gelemedik. Çünkü bunun içerde de dışarıda da rant odakları var. Şu anda Türkiye’nin demokratikleşmesini istemeyenlerin, Türkiye’nin kalkınmasını istemeyenlerin, Türkiye’nin şeffaflaşmasını hiç ama hiç istemeyenlerin, bu anayasa değişiklik referandumu öncesinde kışkırttıkları, kandırdıkları, provoke ettikleri maalesef vatandaşlarımız var. Bakın 12 Eylül 1980 öncesine kadar, günde 80 ile 100 kişinin terörden hayatını kaybettiği bir ülkeydik. 12 Eylül darbesi ile bütün terör bıçak gibi kesildi, o güne kadar eylem yapan örgütlerin çoğu yok oldu. Ama PKK yok olmadı. Acaba neden, ben de onu düşünüyorum.” 

Konuşmanın ardından Bakan Bağış’a dünyaca ünlü Hereke halısı hediye edildi. Bağış, daha sonra Kocaeli Sanayi Odası’na geçti. 

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.