Borcun Ödenmesi: Bir Reenkarnasyon Hikayesi

167534099-481008303-676x450Çinliler geleneksel olarak iyinin erdem ile kutsandığına ve kötünün adaletin önüne getirildiğine inanırlardı. Budizmin ve onun re-enkarnasyon ile ilgili öğretilerinin Çin’e gelişiyle birlikte, bu cennetsel yasanın mezardan sonrasına ve beşikten öncesine de uzandığını anladılar.

Çin halk efsanelerinde kayıtlı olan aşağıdaki hikaye, 17. yüzyılda Ming ve Çing hanedanlıkları arasındaki geçiş döneminde meydana gelmiştir. O zamanlarda Pekin’in birkaç mil dışında bulunan Wajiadan köyünde, Efendi Qian olarak bilinen bir zengin bir toprak sahibi varmış.

Qian’ın yaşadığı yerin neredeyse bir mil ötesinde çiftçi Li ailesi yaşarmış. İnsanlar bu evin sahibini “Kardeş Li” olarak çağırırlarmış. Li duvarcılık ve tuğla işlerinden anladığından Qian ailesine çeşitli ufak tefek işlerde sık sık yardımcı olurmuş. Efendi Qian ödeme konusunda cömert biriymiş ve zamanın geçmesi ile birlikte toprak beyi Qian ve çiftçi Li ve onların aileleri sıkı bir dostluk kurmuş.

Bir sene, Efendi Qian ailesi ile birlikte iş yapmak için Güney’e yola çıkmış. Geri dönmeleri uzun sürecekmiş. Yolculuktan önce, Qian Kardeş Li’yi çağırmış.

“Kardeş Li, bizim arkadaşlığımız kuvvetli. Senden bir şey isteyebilir miyim?” diye sormuş.

“Efendi Qian, eğer sizin için yapabileceğim bir şey varsa, lütfen sormaktan çekinmeyin.”

Qian; “Benim iyi bir şarap mahzenim var” diyerek “Mülkümü gözetlemeleri için tuttuğum kişilerin ben uzaktayken şarapları içmesinden korkuyorum. Eğer mümkünse, onları evinde tutup benim için göz kulak olur musun?” demiş.

“Bu çok önemsiz bir şey, bende önemli bir şey isteyeceksin zannettim!” demiş Li. “Her küpü üzerinde bir çizik bile olmadan saklayacağım. İçin rahat olsun, güle güle git” diye eklemiş.

Bununla, Efendi Qian mühürlü 30 toprak küpü Li’nin evine taşımış. Kardeş Li onları boş bir odaya kilitlemiş.

Yanlış Davranış

Aradan iki ay geçmiş. Qian ve ailesinden hiç ses çıkmamış.

Bir gün, Kardeş Li, Efendi Qian’ın şaraplarını kontrol etmiş. Her biri kraft kağıdı ile sıkı bir şekilde mühürlenmiş. Li küplerden birini kaldırıp koklamış ama şaşırtıcı bir şekilde, şarabın kokusundan hiç eser yokmuş.

“Garip. Ne kadar iyi mühürlenmiş. Halbuki şarabı koklayabilmeliydim” diye düşünmüş Li. Daha sonra küpü sallamış ve hiç ses duyamayınca yine kafası karışmış. Merakına yenilerek, küpü kırarak açmış.  Gördüğü şey onu şaşkına çevirmiş: küpten dışarı dökülen şey parlamakta olan beyaz gümüşten başka bir şey değilmiş.

Bir anda Li bütün küpleri açmış. Her biri, tek tek aynı değerli gümüş ile doluymuş. Bu kadar gümüş karşısında hırsına kapılarak sinsi bir plan yapmış. Küpleri boşalttıktan sonra, yanına biraz para alarak, marketin yolunu tutmuş ve biraz şarap almış ve bu şarapla küpleri yeniden doldurmuş. 30 tane küpü tekrar mühürlemiş ve küpler Efendi Qian’ın onları Li’nin evine getirdiği aynı şekilde görünüyorlarmış.

Peki gümüşe ne olmuş? Gümüş bir daha Efendi Qian’a geri dönmemek üzere Li’nin karanlık kilerinde emin bir yerdeymiş.

Birkaç ay sonra, Qian, ailesi ile birlikte yolculuktan dönmüş. Kardeş Li, 30 küpü sanki hiçbir şey olmamış gibi Qian’a iade etmiş. Li gittikten sonra, Efendi Qian küpleri açmış ve gümüşün şaraba döndüğünü görmüş. O anda hayat boyu biriktirdiği her şeyin  Kardeş Li tarafından elinden alındığını anlamış ve bunun için yapabileceği hiçbir şey yokmuş.

Zaten, küplerin şarapla dolu olduğunu Kardeş Li’ye o söylememiş miydi ve Kardeş Li’nin ona iade ettiği de şarap değil miydi? Beynini patlatıncaya kadar düşünse de Efendi Qian sessiz ıstırabına razı olmuş. Ruhu çok incinmiş ve kırılmış kalbi ile altı ay içerisinde de ölmüş.

Efendi Qian’ın öldüğünü gören Kardeş Li de, fakirlikten zenginliğe geçme zamanının geldiğini düşünmüş. Qian’ın gümüşlerini toprak almak için kullanmış ve ardından gösterişli bir ev yaparak içerisini cariyeler ile doldurmuş.

Uyarı

Zamanın geçmesiyle birlikte Li’nin kadınlarından biri hamile kalmış. Kardeş Li çocuk için heyecan içerisindeymiş. Bir erkek çocuğu çok istemesine rağmen kendi karısı kısırmış. O kadar zengin bir adamın bir varisi olmaması düşünülemezmiş.

Fakat çocuğun doğumundan bir gece önce, Li onu dehşete düşüren bir rüya görmüş. Konutunda oturup çay içerken kapı birden ardına kadar çarparak açılmış ve içeri bir adam girmiş – Bu kişi Efendi Qian’dan başkası değilmiş! Qian’ın omuzlarından büyük bir bohça sarkıyormuş ve yüzünde uğursuz bir sırıtma varmış.

“Buraya borcunu kapamaya geldim” demiş. Sırıtması kulaklarına varıyormuş ve gözleri hançer gibiymiş.

Li soğuk terler içerisinde uyanmış ve kalbi duracak gibiymiş.

Bir süre sonra, hizmetli odaya girerek iyi haberi vermiş. Li’nin ikinci cariyesi şişman ve sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirmiş.

Kardeş Li, gördüğü düşten dolayı temkinliymiş ve bu rüyanın yeni doğan bebek ile bir ilgisi olduğundan şüphelenmiş. Li, tedbiri elden bırakmamış ama yılların geçmesiyle oğlu yetenekli, hırslı ve aynı zamanda itaatkar bir genç olmuş. İyi bir öğrenciymiş ve Li ona en iyi öğretmenleri tutmuş. Öğretmenlerin hepsi bir resmi makamda çalışacak kadar akıllı olduğu için oğlunu övüyorlarmış. Zaman geçtikçe, Li, Efendi Qian’ın hayaletvari görüntüsünü tamamen unutmuş.

Geri Ödeme

Kardeş Li’nin oğlu bir adam haline gelmiş. Devlet sınavları için başkente gitmiş ve bir süre sonra yüksek bir not alarak yedinci dereceden resmi bir yetkili yapılmış. Li’nin evinde kutlamalar yapılmaya başlanmış. Bir ziyaretçi: “Şu anda hükümete seçilenler arasında daha yüksek konumlara gelme zamanı. Kardeş Li, oğlunun iyiliği için, sahip olduklarını ve nüfuzunu kullanmanın tam zamanı!” demiş. Diğerleri de bunu onaylamışlar.

Li durumu düşünmüş: Onun tek oğlu aslında sıradan biri değilmiş. Bu yetenekli delikanlı için yedinci seviye bir memur olarak kalmak gerçekten yazık olurmuş. Kardeş Li biraz altın harcamış ve kısa biz zaman içerisinde oğlu başbakanın kendisi tarafından dördüncü seviye memuriyete atanmış. Li mutluluktan uçuyormuş.

Oğlunun kariyeri garantilenmiş, ona layık bir eş bulmak prensip olarak zor değilmiş. Genç Li ise imparatorluk sarayında ilgisini çeken bir cariyeye ilgi duyuyormuş. Güçlü bir bakanın evinde kalmakta olan bu genç kadını oğlunun gelini olarak görmek için Kardeş Li yine cebinden pahalı rüşvetler ödemiş.

Evlenme günü geldiğinde, herkes çok neşeliymiş ve Kardeş Li’den daha mutlusu yokmuş. Bir gece, mükemmel bir şarabı bitirmesinin ardından, Kardeş Li yatağına düşmüş. Uykuya dalar dalmaz Li’nin uykusu o eski kabusa, o parlak ve gelecek vaat eden oğlunun doğumundan hemen önce gördüğü uğursuz vizyona dönmüş. Gözlerinin önünde yine Efendi Qian varmış!

Efendi Qian; “Çok uzun yıllarımı aldı” diye homurdanmış.  “Ama sonunda bana olan borcunu, biraz da faizi ile senden aldım” diyerek içi ağır paralarla dolu bohçasını sırtına atmış.

Qian;  “Borç ödendi, sanırım artık senden ayrılacağım” diye eklemiş.

Li, uykudan uyanır uyanmaz bir hizmetli telaş içerisinde içeri girerek kötü haberi vermiş: “Efendim, efendim! Oğlunuz! Oğlunuz çok hasta!”

İçinde çok uzun zamandır gömülü olan o eski korku geri geliyormuş. Li, aceleci adımlarla oğlunun odasına varmış ama içeri girdiğinde çok geçmiş. Sevgili oğlu bir sonraki hayata geçmiş bile.

Kardeş Li dizleri üzerine çökmüş. Herşeyi anlamış. Efendi Qian onun tek oğlu olarak doğmuş ve kendine ait olanı geri almış. Doğumdan ölüme kadar, ders ücretleri ve rüşvetlerle Li’nin oğlunun maliyeti kendisine 30.000 gümüş taelden* daha aşağı değilmiş.

Geriye hiçbir şey kalmamış. Boş ellerle, Kardeş Li sokakları bir dilenci gibi dolaşmaya başlamış ve herkese yaptığı hilebazlıktan dolayı ilahi adaletin nasıl gerçekleştiğini anlatmış. İnsanları cennetsel prensiplere uymaları konusunda uyarmış ve sonunda kaçış olmadığını anlatmış. Ama herkes Kardeş Li’nin üzgün halini görüp, onun delirmiş olduğunu düşünmüş.

İngilizce Makale

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.