Bir Hayal En Çok Hayalken Güzeldir

Boş çuval ayakta durmaz.
Türk Atasözü

Hayallerinizdeki gibi bir hayatınız olsun ister miydiniz gerçekten?

Hayal kurmak güzeldir ve hayaller yetişkinler için değildir.

Hayal kuran bir yetişkin kaldı mı bilmiyorum, onca hayal kırıklığına rağmen.

Hayal kurmak eksi on sekiz yaşlara aittir. Hayal, çocukluğun gıdasıdır.

Ne güzel şeydir oysa şeker pembesi bir gökyüzü hayal etmek; kimsenin kimseyi üzmediği, güçlünün zayıfı ezmediği bir dünyayı düşlemek mesela.

Muz yedirdiğiniz ineğin memelerinden muzlu süt içtiğinizi, ineğin bu duruma keyifle gülerek size karşılık verdiğini hayal etmek mesela.

Her şey ne kadar güzel olurdu değil mi?

Gelinlik bir genç kız nasıl bir hayal kurar bilemem. Ama düğün hayali kuran bir genç kız hayali kuracak olsam şunları düşünürüm:  Muhteşem bir düğün salonu, enfes bir dans müziği, şahane bir düğün pastası, yanına yakışan, yürek hoplatan bir damat… Gecenin başrolünde, tarihin gördüğü en güzel gelinlik içinde kendisi… En güzel haliyle.

Sadece sevdiği kişilerin davetli olduğu, konukların kimlerle oturacağı önceden planlanmış, o parlak ışıklı düğün salonundaki pistte en eğlenceli dansları yaparken…

Liste uzar gider. Benim tahminim üç aşağı beş yukarı böyle.

Ama gelinlik kızın kusursuz hayali / planı aynen öyle yaşansa bile, o kız gerçekte asla hayalindeki kadar mutlu olamaz. Her şey hayalindekinin aynıyla vaki olsa bile, o genç kızın hayali yaşarken aldığı mutluluk, o hayali kurarken duyduğu mutluluğun yanına bile yaklaşamaz.

Ayrıca ve zaten mutlaka bir şey potluk verir. Bir meyve suyu birinin üzerine dökülür, pistte koşturan veletler birilerinin ayağının altında kalır, alkollü bir akraba vukuat çıkarır mesela.

Hiçbir şey hayaldeki gibi olmaz, hiçbir şey hayalden güzel olamaz.

Bu yüzden ona hayal diyoruz.

“Gerçeğin hayalden en bariz farkı

Uzağa atarsın, yakına düşer.

Öyle günler, öyle simalar var ki,

Unutmak istersin, aklına düşer.”

diyordu bir şiirinde merhum Abdurrahim Karakoç.

Hayal, doğası itibariyle neredeyse erişilmez bir yerde, uzaktadır. Gerçekse yanı başınızdadır. Birine ulaşamaz, diğerinden kaçamazsınız.

Hayal kuranlar hayal kıranlarla bir arada yaşamak zorundadır; bu da başka bir gerçektir.

Gerçekçi olalım; hayal kurmak güzeldir ama gerçeklerle yüzleşene kadar.

Ve yine gerçekçi olalım, hayal kuramayanlar hayat kuramazlar.

Her şey hayalde başlar. Bir bina, bir yol, yolculuk, bir beste, bir film, bir roman… Okuduğunuz bu satırlar da önce yazarın hayalinde inşa edilir. Hayali kurulamayan hiçbir şey gerçekleşemez.

Fakat sırf siz hayal kurduğunuz için de o şey gerçeğe dönüşemez. Hayaliniz size bağlıdır, bununla birlikte gerçekliğiniz de. Hayalinizin gerçekleşmesi size, sizin o hayale duyduğunuz aşka, gösterdiğiniz çabaya bağlıdır.

“El âlem ne der diye kahrolası bir put vardır” sözünü duymuş muydunuz?

Kulak asmayın size “Şu hayalciliği bırak!” diyenlere. Hayallerinizi kendi gerçekliğinizle örtüştürmeye, akort etmeye çalışın. Siz kendi yolunuza bakın. Kimse yolun sonuna kadar sizinle yürümeyecek.

Demem o ki;

Hayal kırıklıklarınızı bağrınıza basın,

Yaralarınızı sevin, onlar sizi büyüten nakışlarınızdır. Yara kabukları sahici dövmelerdir; kimi silinir gider, kiminin izi kalır yıllarca.

İnsan düşe kalka büyür. Düşüşlerinizi sevin, kalkışlarınızı daha çok…

Çocuk kalmak pahasına, hayallerinizden vaz geçmeyin.

Hayalleriniz ruhunuzdaki mavi yaşam damarıdır.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.