
Çin, geçtiğimiz günlerde kabul edilen yeni bir yasayla, Mandarin dilini ülke çapındaki tüm okullarda zorunlu hale getirdi. 12 Mart’ta Çin Ulusal Halk Kongresi (NPC) tarafından kabul edilen yasa, Mandarin dilini daha yaygın hale getirmeyi amaçlıyor. Buna ek olarak etnik azınlıkların kendi dillerini konuşmalarını engelleme hedefi de var. Yeni yasa özellikle Çin’in resmi dili Mandarin’i, tüm okullarda eğitim dili olarak zorunlu kılıyor.
Çin’deki 55 etnik azınlık, kendi dillerini ve kültürlerini koruma hakkına sahip olsalar da, yasa ile bu haklar sınırlanabilir. Yeni yasanın, ülkedeki azınlık toplulukları üzerinde baskı yaratabileceği öne sürülüyor. Çin hükümeti, bu yasayı “etnik birlik ve ilerleme” adına çıkarıldığını iddia ediyor. Ancak eleştirmenler, bu yasanın daha çok etnik grupları asimile etmeyi hedeflediğini belirtiyor.
Etnik Çeşitliliğe Etkisi
Tibet ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi gibi azınlık nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde, Çin hükümeti yıllardır dil ve kültür baskısı uyguluyor. Tibet’teki çocuklar, ana dillerinde eğitim almaktan mahrum bırakılırken, Uygurlar da kültürel baskılara maruz kalıyor. Ancak Uluslararası insan hakları kuruluşları, Çin’in bu uygulamalarını “kültürel soykırım” olarak nitelendiriyor.
Yeni yasa aynı zamanda, Çin dışında yaşayan gruplara yönelik daha sert bir baskı uygulanmasına yol açacak. Yasa, Çin’in kültürel birliğini bozma amacı güden eylemleri yasal olarak cezalandırmayı öngörüyor. Çin’in dışındaki gruplara karşı da benzer bir baskı yapılması söz konusu.
Çin’in bu yasal hamlesi, dünya genelinde büyük tepki topladı. Ayrıca birçok ülke bu tür yasaların, azınlıkların kendi kimliklerini koruma hakkını ihlal ettiğini öne sürüyor.