
Antarktika, Çin ve Rusya’nın attığı stratejik adımlarla yeni bir küresel rekabet alanına dönüşüyor. Bu adımlar, yalnızca bilimsel araştırmalarla sınırlı değil. Her iki ülke de kıtanın zengin doğal kaynaklarını hedef alıyor. Özellikle petrol ve kril rezervleri dikkat çekiyor. Kriller, tüm dünya okyanuslarında bulunan Euphausiacea takımına ait küçük deniz kabuklularıdır.
2025’in başında Rusya, Britanya’ya ait Antarktika topraklarında dev bir petrol sahası bulduğunu açıkladı. Bu sahada 511 milyar varil petrol olduğu öne sürüldü. Bu miktar, dünya üzerindeki en büyük petrol rezervini temsil ediyor.
Rusya’nın, bu araştırmayı “bilimsel” olarak tanıtmasına rağmen gerçek amaç farklıydı. Çünkü 1959 tarihli Antarktika Antlaşması, Antarktika topraklarından doğal kaynak çıkarılmasını yasaklıyor. Rusya da bu anlaşmanın taraflarından biri. Ancak bu bilimsel keşif, ülkelerin anlaşmayı aşmak istediğini gösteriyor.
Çin de benzer adımlar atıyor. Çinli bilim insanları, Rus uzmanlarla birlikte ortak sondaj çalışmaları yapıyor. 2025 yılında bu işbirliği daha da yoğunlaştı. Ayrıca Doğu Antarktika’da yeni sahaların araştırılması planlanıyor.
Her iki ülke de deniz koruma alanlarının genişletilmesine karşı çıkıyor. Çünkü bu durum, kril avcılığını sınırlandırıyor. Kril, özellikle Çin için büyük ekonomik önem taşıyor.
Gelişmeler, sadece ekonomik değil, jeopolitik bir mücadeleyi de gösteriyor. Çin ve Rusya, uluslararası düzeni zorlamaya başladı. Batılı ülkeler ise bu gelişmelere hazırlıksız yakalanıyor.
Avustralya, Antarktika’da en büyük toprak iddiasına sahip ülkelerden biri. Buna rağmen bölgeye yeterli savunma yatırımı yapmıyor. Çin’in bölgedeki askeri varlığı artarken, Canberra sessiz kalıyor.
2025 Haziran ayında İtalya’da yapılan Antarktika Antlaşması Danışma Toplantısı’nda çevresel konular ön plandaydı. Ancak stratejik tehditler neredeyse hiç gündeme gelmedi.
Toplantılarda, Antarktika’nın geleceğine dair kararlı bir strateji oluşturulamadı. Bu durum, Çin ve Rusya’nın elini güçlendiriyor.
Özellikle Çin’in beş üssü, diğer ülkelerin denetimine kapalı. Bu da şeffaflıktan uzak bir faaliyet yürütüldüğünü gösteriyor.
Trump’ın Yeni Düzeni ve Antarktika Hamlesi
ABD Başkanı Donald Trump, ikinci döneminde küresel anlaşmalardan uzaklaştı. Bu politika, yeni bir uluslararası düzenin kurulmasını hedefliyor. Ayrıca Antarktika’daki yarış da bu değişimin bir parçası.
Güney Okyanusu’na kıyısı olan ülkeler bile sessizliğini koruyor. Güney Afrika, Yeni Zelanda ve Avustralya gibi ülkeler stratejik hamle yapmıyor. Tabii ki bu boşluğu da Çin ve Rusya dolduruyor.
Antarktika artık yalnızca bir bilim alanı değil. Kıta aynı zamanda, küresel güç mücadelesinin yeni merkezi haline geldi. Yakın gelecekte bu mücadele daha da sertleşecek.
Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.