Öykü / Biz Sizi Ararız

Kaç kez iş görüşmesine gittim hatırlamıyorum artık. Hep aynı cevap: ”Biz sizi ararız”. Bunun sonuncu olmasını dileyerek hızlı adımlarla yürüyordum. Acilen bir iş bulmalıydım…
Annemle babam yurt dışındaydı. Babamı fabrikadan çıkarmışlardı ve üç yıldır çalışmıyordu. Kavga – dövüş ayrılacaklarmış; onların sorunu onlara yeterdi. Ayaklarımın üstünde durmalıydım. Bana sadece 100 Euro gönderiyorlar, o da yememe bile yetmiyordu. Dört aydır kirayı veremiyordum ve akşam, ev sahibi evi boşaltmamı söylemişti.
İçimde karamsarlık ve umutsuzluk hat safhadaydı. Gazetedeki ilan üzerine bir muhasebe bürosunu aramıştım, adres burayı gösteriyordu. Karanlık bir binaya girdim. Binanın kapısına dayanmış yaşlı bir teyze dikkatimi çekti, ağrısı var gibiydi. “Yukarı mı çıkacaksın teyze, sana yardım edeyim?” dedim. Kolundan tuttum; asansöre doğru yürüdük. “Onuncu kat” dedi; oraya bastım, bir de sekizinci kata bastım. Ama teyze kolumda zor duruyor; yüzü sararmış, ter içinde, bir yandan da tutamaktan tutuyor.
“Teyzeciğim, benim şimdi bir muhasebe bürosuyla iş görüşmem var. Kimin kimsen yok mu? Arayalım, sana yardımcı olsunlar” dedim. “Yok yavrum! Ben yalnız yaşıyorum. Oğlum ve gelinim var sadece. Onlar da Ankara’dalar” demesiyle teyze iyice yığıldı koluma. Onu bu halde bırakamazdım. Hemen bir taksi tutup hastaneye götürdüm. İlk müdahaleyi yaptılar, meğer teyzem kalp krizi geçirmiş. Tam zamanında kavuşturmuşum, gecikseymiş ciddi sonuçlar doğarmış. Durumu normale dönünce odasına girdim, uyuyordu. İsminin Ayşe olduğunu öğrendiğim teyzenin, huzur ve güven veren bir yüzü olduğunu fark ettim. Bir süre sonra gözlerini açtı. Beni görünce, “Sağ ol yavrum, benim yüzümden iş görüşmesine de gidemedin” dedi. “Boş ver Ayşe teyzeciğim. Sen iyi olmana bak, şimdi bunları düşünme” dedim. Ertesi gün tekrar uğrayacağımı söyleyerek hastaneden ayrıldım.
Neredeyse akşam olmuştu. Kapkara bulutlar vardı gökyüzünde. Yağmur yağıyordu ve ben ağlamak istiyordum. Hiç aldırmayarak yürüdüm… Ne yapacaktım? Gerçekten kötü durumdaydım… Eve gider gitmez uyumuşum. Ertesi gün iş görüşmesine gittim, durumu anlattım. Bu işler tanıdık olmadan olmuyor maalesef; “Biz sizi ararız” dediler. Oradan hastaneye gittim. Ayşe teyze daha iyiydi, ama ben kötüydüm. “Ah yavrum, seni de yordum!” dedi. Gülümsemeye başladı. ”İyi bir haberim var, sana iş buldum!” dedi. Gözlerim kocaman açıldı. ”Ama nasıl olur teyzeciğim?” dedim. “Oğlum Ankara’da büyük bir şirketin müdürü; ona senden söz ettim. Yarın saat ikide seni bekliyorlar. İşin hazır kızım!” Bu, uzun zamandır duyduğum en güzel haberdi. Ayşe teyzeye sarıldım, yanaklarından öptüm. Gözlerimden yaşlar boşalıyordu. Sevinç gözyaşları…