Evvel Zaman İçimde

Güzel olan yaşadığımızdır,
Bir gün öleceğimiz değil…
Muzaffer Tayyip Uslu

Hayat dedim de aklıma geldi;

Doksanlı yaşlarındaki kadın aynada buruşuk yüzüne bakıp, iç geçirerek şunları söylüyormuş:

“Aah, ah, nerde o eski aynalar…”

…

Âşık Seyrânî’ye, görme yetisini her geçen gün kaybeden bir dostu “Artık bende dünyayı görecek göz kalmadı!” diye dert yanmış. Seyrânî durur mu, yapıştırmış cevabı: “Dert etme! Dünyada da, bakılacak yüz kalmadı!”

….

Ben bu satırları yazarken, Münir Nurettin Selçuk iç sızlatan bir sesle söylüyor:

“Hatırla mazi-i mes’udu sen de ben gibi yan
Tuluâ bak beni yâd et, gurûba bak beni an”

Günümüz diliyle söylersek, “Ey sevgili, dilerim ki o güzel, mutlu geçmişi hatırlayarak sen de benim gibi kederlenir, gün doğumuna bakarak beni hatırlar, gün batımını görünce beni düşünürsün .”

Bu böyledir.

Mazi, saadetle yaşanmıştır, unutulmaz vakitlerdir; günümüz, katlanmaya çaba gösterdiğimiz bir zaman dilimidir çoğumuz için. Geçmişi hep güzel hatırlarız, çünkü insan belleği kötü anıları siler. İnsanın kendini koruma içgüdüsüdür bu.

Geçmişi masumiyetle eşitler, masumiyetin çocukluk dönemine ait bir güzellik olduğuna inanırız. Oysa geçmişteki masumiyetimiz düpedüz tecrübesizliğimiz, belki de cehaletimizdir. Ve cehalet çoğu zaman mutluluk hanesine yazılır.

…

Mesnevi’de geçen hikâyeyi hatırlayalım:

Köylünün biri öküzünü ahıra bağlar, hayvanın emniyette olduğu düşüncesiyle evine çekilir. Köylü uyurken ahıra bir aslan girer, öküzü yer ve doygunluğun verdiği rehavetle ahırda uyuklamaya koyulur. Köylü ahırdan gelen seslere uyanır, uykusu kaçar, öküzünün rahatsızlanmış olabileceğini düşünüp ahıra girer. Ahır karanlıktır, köylü aslanın karaltısını öküz zanneder. Öküzü olduğu zannıyla aslanın yanına gelir, onunla konuşup sevmeye, sağrısını okşamaya başlar.

Bu esnada aslan tebessümle şunları düşünmektedir: “Neyse ki aramızda karanlığın ördüğü bu perde var. Eğer aydınlık olsaydı, gerçeği görseydi, bu adam bana hiç bu kadar yaklaşabilir, dokunmaya cesaret edebilir miydi?”

…

Bizim geçmişteki masumiyetimiz bu köylünün karanlıktan kaynaklanan körlüğü gibi bir saflıktır. Çünkü aydınlıktan, hayatın çıplak gerçekliğinden habersiz, belirsiz bir geleceğe umut bağlayarak günü kaygısız geçirdiğimiz bir dönemdir, geçmiş denen şey. Büyüyüp olgunlaştıkça hayatın bizim zanlarımızdan ibaret olmadığını -bazen acı da olsa- tecrübe eder, aydınlanırız.

Ne var ki geçmiş geçmiştir artık ve birçoğumuz geçmişi kutsayarak temize çeker, teselli bulur aldanışlarına.

…

Bunca laf şunun için; geçmiş özlenip hayıflanacak bir zaman olmamalı.

Evet, geçmiş birikimimiz, günümüzü aydınlatan yakıtımızdır, amenna. Ama insan geçmişe takılıp kalarak yaşadığı güne haksızlık etmemeli. Güzel olan sadece geçmişte yaşananlar değildir, hayatın her aşaması güzel ve yaşanasıdır. Hayatın güzelliğini görmüyorsak, gözlüğümüz puslu, gözlerimiz bulanıktır belki de.

Ve hayat ve şimdi ve dünya… Bizimle güzeldir, bizim onu ele alışımızla, ona bakışımızla…

…

Hayatından, bugününden şikâyet edip geçmişe sığınan kişi, evinin/mahallesinin bakımsızlığından, pisliğinden, dağınıklığından yakınan birine benzer.Hâlbuki orada yaşayan kendisidir, orası onun eseridir büyük ölçüde. Berbat eden de, güzelleştirecek olan da kendisidir. İşe kendi algısını düzenlemekle, evinin önünü süpürmekle başlamalıdır.

…

Demem o ki sevgili okur; içinde yaşadığımız dünya, bedenimiz, hayatımız bizim evimizdir. Bizim çabamızla şekillenir, bizimle güzelleşir.

Hayat/dünya tek başına güzel ya da çirkin değildir. Güzellik bizim ona atfettiğimiz anlam, kattığımız değerle vardır.

Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir.

1 yorum
  1. doğan bilge diyor

    Geçmişin neden hep güzel, özlemle hatırlanan anılardan ibaret olduğunu o kadar güzel açıklamışsın ki dostum… Meğer özlediğimiz yalnızca geçmiş değil, o günlerdeki masumiyetimiz, tecrübesizliğimiz ve hayatın gerçeklerinden habersiz oluşumuzmuş. Geçmişe özlem duyarken bugünün güzelliklerini kaçırdığımız da ayrı bir gerçek. Hele “Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir.” sözün, yazının bütün ruhunu özetlemiş. Yüreğine, düşüncene, kalemine sağlık değerli dostum.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.