Gözleri Zehir Yeşili
Bu çocuk var ya, bu çocuk… Bağrında kanayan bir gül taşıyor… Bunun içindir ki gül kokuyor sözleri.
Bu çocuk var ya… Hiç bir akşamı sabahla denkleştiremiyor, avuçları üşüyor, hohlasa.. bütün bir dünya ayrılık yangınına bulaşacak…
Bu çocuk var ya, sesinde doğulu bir tambur saklıyor. Ama sözünü susmalarda yitirmiş.
…
Küçük bir kamyonetle taşındılar bu mahalleye, dayısının yanına. Kamyonetin kasasında eğreti bir çeyiz sandığını dengelerken gördüm onu. İhtimal, annesinindi o sandık.
Babası mı? Babası siyah-beyaz bir fotoğraf.
…
Bu çocuk var ya… Gözleri ıslak birer zeytin tanesi. Bu çocuk.. saçlarını limonla, geriye tarayan kara kavruk çocuk…
Annesi bahçelere meyve toplamaya giderdi, ya da gündeliğe. O simit satardı.. da bağırmaya çekinirdi.
Okumadı.. ortaokul terk. Zaten şu kravata da bir türlü ısınamamıştı; boğulacak gibi olur, yakasının düğmesini açardı.
Bir evin tek çocuğu. Babası, o doğmadan gittiği askerden dönmemiş. Ona babasının adını vurmuşlar.
…
Bu çocuk var ya, bu çocuk… Ne tez büyüdü.
Beyaz gömleği -ortaokuldan kalan-, siyah, kumaşı parlayan pantolonu -paçaları biraz kısa kalıyor-, limonla taranmış saçları… Bu çocuk var ya, hep kederli bir şeyler düşündürüyor.
Dayısı özel bir üniversitenin kantininde iş bulmuş ona, çay servisi yapıyor.
Hiç görmediği babasının yerini alacak, annesine bakacak. Kendisine hiç benzemeyen bu gençlerin yanında fakirliğini, kimsesizliğini unutacak belki de. Eli biraz para gördü mü o çocuklar gibi giyinecek elbette. Çakma da olsa, markalı kıyafetleri olacak. Saçları, gözleri daha bir parlayacak.
Bu çocuk var ya bu çocuk, belki de hayatında ilk defa güzel yarınlara inanacak.
Ah, o yeşil gözlü kız karşısına çıkmasa…
…
Bu çocuk var ya bu çocuk… O yeşil gözlüyü gördü mü, eli ayağına dolaşıyor.
Ah o sarışın kız…. Gözleri zehir yeşili!
Mahcup, gizli gizli bakıyor kıza. Ondan çay parası almıyor.
Ah o sarışın kız… Gözleri zehir yeşili. Onu gördüğünde durmadan gülümsüyor; zaman zaman ona bakarak, oturduğu arkadaşlarının yanında kahkaha atıyor. O kıza gülmek ne kadar yakışıyor.
Ama şu sakallı oğlan var ya… Hani yeşil gözlüyü bazen arabasıyla bir yerlere götüren.
O tipsiz herif kızın yanına gelince daha bir çirkinleşiyor.
…
Bu çocuk var ya, bu çocuk. Güneşi doğdurmazdı üzerine eskiden. Şimdi sabahlara kadar acıklı şarkılar dinliyor, uyuyamıyor.
…
Her şeyi anlıyorum anlamasına da, aklıma takılan bir şey var; bu çocuk neden hep benim kalbimin kıyılarına dalga dalga çarpıyor?