
İran karşıtı protestolarda hayatını kaybeden 25 yaşındaki Sepehr Şokri’nin babası, oğlunun ölümüne ilişkin sorularına yanıt bekliyor. Aradan dokuz ay geçmesine rağmen aile, olayın aydınlatılmasını istiyor. Baba, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler’deki açıklamalarına da tepki gösterdi.
Pezeşkiyan, 23 Eylül’de New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nda İran’ı terör mağduru olarak tanımladı. Cumhurbaşkanı, ABD ve İsrail’i sivilleri hedef almakla suçladı. Ayrıca İran yönetiminin protestolara müdahalesinin haklı olduğunu bildirdi. ABD ve İsrail’in ülkedeki huzursuzluğu körüklemek için insanları silahlandırdığını öne sürdü.
Buna karşın Şokri’nin babası, oğlunun silahlı olduğunu veya terör eylemlerine katıldığını gösteren kanıtlar istedi. Yetkililerden, olay yerindeki güvenlik kameralarının incelenmesini istedi. Görüntülerin, oğlunun yukarıdan açılan ateş sonucu öldürüldüğünü göstereceğini söyledi. Baba, ocak ayında oğlunu bulmak için Tahran yakınlarındaki Kahırızak Adli Tıp Merkezi’ne gitti. Ancak sosyal medyada yayılan, cesetlerin arasında oğlunu aradığı görüntüleri paylaştığı için gözaltına alındı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da İran yönetiminin açıklamalarına tepki gösterdi. Rubio, kendi halkını öldüren bir hükümetin insan hakları konusunda başkalarına ders veremeyeceğini söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump ise 2 Eylül’de protestocuların öldürülmesi hakkında konuştu. Güvenlik güçlerinin makineli tüfekler ve keskin nişancılar kullandığını belirtti.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, ocak ayında ölü sayısının 3 binden fazla olduğunu açıkladı. Ancak hastane kayıtları ve ailelerin anlatımlarına dayanan tahminler, sayının 30 bin ile 70 bin arasında olabileceğini gösteriyor. İnternet kesintisi ve gazetecilerin erişimindeki kısıtlamalar, bağımsız doğrulamayı zorlaştırıyor.
İran Karşıtı Protestolarda Aileler Kayıplarını Arıyor
Protestolar, 28 Aralık 2025’te ekonomik sorunlar nedeniyle başladı. Para biriminin değer kaybetmesi ve yüksek enflasyon, siyasi baskılar ve özgürlüklerin kısıtlanması halkın tepkisini artırdı. Daha sonra 8 ve 9 Ocak’ta güvenlik güçlerinin müdahalesi sırasında çok sayıda kişi öldü. Uluslararası Af Örgütü, güvenlik güçlerinin protestocuları başlarından ve gövdelerinden vurduğunu gösteren görüntüleri doğruladı.
Aynı dönemde aileler hastanelerde ve morglarda kayıp yakınlarını aradı. Af Örgütü, Kahırızak’taki görüntülerde en az 205 ceset torbası belirledi. Bunlara ek olarak bazı ailelerin cenaze törenleri kısıtlandı ve kamuoyu önünde konuşmaları engellendi.
Son olarak BM’nin bağımsız uluslararası bilgi toplama misyonu, 21 Eylül tarihli raporunda müdahaleyi son derece acımasız olarak nitelendirdi. Raporda, özellikle bazı ihlallerin insanlığa karşı suç teşkil ettiği belirtildi.