Mehmet Uçum’dan Davutoğlu İçin “Seçilmiş Başbakan” Açıklaması

Mehmet Uçum’dan Ahmet Davutoğlu İçin ''Seçilmiş başbakan'' açıklaması (Fotoğraf: M. Uçum x hesabı)
Mehmet Uçum’dan Ahmet Davutoğlu İçin ”Seçilmiş başbakan” açıklaması (Fotoğraf: M. Uçum x hesabı)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum, Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun avukatının “Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş son başbakanı” sözlerine sert tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili olan Mehmet Uçum, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında yürütülen soruşturmanın ardından Davutoğlu’nun avukatı Hasan Seymen tarafından kullanılan “Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş son başbakanı” ifadesine tepki gösterdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, feshedilen Gelecek Partisi’nin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında Eylül 2021’de Bingöl ziyareti sırasındaki konuşmasını gerekçe göstererek “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan soruşturma başlatmıştı.

Soruşturmanın ardından Davutoğlu’nun avukatı Hasan Seymen, sosyal medya hesabından soruşturmaya ilişkin açıklama yapmıştı. Seymen açıklamasında Davutoğlu’ndan “Seçilmiş Son Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı” diye söz etmişti.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda parlamenter sistem dönemine ilişkin kullanılan “seçilmiş başbakan” ve “seçilmiş bakan” ifadelerinin hukuki ve anayasal altyapısını tartışmaya açtı.

Uçum, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

Geçmişte Anayasa gereği seçilmiş başbakan veya bakan var mıydı!

Türkiye’de parlamenter sisteme samimi bir şekilde dönüşü savunan pek siyasi mecra kalmadı. Geriye dönüşün gerçekçi bir siyasi program olmadığı büyük ölçüde kabul edilmiş görünüyor. Zaten halkın iradesini karşıya alan, halkın iki güçlü oy hakkından birine, ya etkisizleştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla göz koyan bir yaklaşım hem gerici bir siyasettir hem de halktan asla destek görmez.

“Tabi bakanlar seçilmişse başbakan evleviyetle seçilmiş sayılmalıydı(!).”

Bu bir yana geçmişte geriye dönüşü savunanların bir argümanı da parlamenter sistemde bakanların seçilmiş olduğu iddiasıydı. Tabi bakanlar seçilmişse başbakan evleviyetle seçilmiş sayılmalıydı(!). Bunlara göre sanki parlamenter sistemde halk, başbakanı ve bakanları doğrudan seçiyordu. Anayasa’ya aykırı bu iddia muhtemelen başbakan atanacak kişinin milletvekili olmasına ilişkin hükümle ve bakanların da siyasi teamül gereği genellikle milletvekilleri arasından atanmasıyla ilgiliydi.

Elbette demokratik teamül gereği Mecliste en çok milletvekilliği kazanmış partinin genel başkanını eğer o da milletvekili ise başbakan atamak genel bir uygulama idi. Fakat siyasal tarihimizde Anayasal olarak vesayetçi pozisyonu olan Cumhurbaşkanının demokratik teamüllere aykırı atamalarına da şahit olduk. Hatta birlikte olduğu bir parti grubu olmayan tek başına hareket eden bir milletvekilinin demokratik iradenin önünü kesmek için Başbakan olarak atandığı örnek de yaşanmıştı. Elbette hem eski parlamenter sistemimize hem de genel olarak parlamenter sisteme ilişkin kronik hale gelmiş hükümet krizleri başta olmak üzere söylenecek çok şey var ama şimdilik konumuz bu değil.

En son avukatının da dile getirdiği iddiaya göre Sayın Ahmet Davutoğlu “Seçilmiş Son Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı” sıfatına sahipmiş.

Belirtelim ki Türkiye Cumhuriyeti’nde en son Başbakanlık görevini yapan Sayın Binali Yıldırım’dır. Eğer parlamenter sistemde başbakanlar milletvekilleri olmaları sebebiyle seçilmiş sayılıyorsa Türkiye’nin “Seçilmiş Son Başbakanı” Sayın Binali Yıldırım olur. Yok bu seçilmiş sayılma genel seçimlerde en çok milletvekili alan partinin, kendisi de milletvekili olan genel başkanlarına mahsussa o zaman çok tuhaf bir durum ortaya çıkar: Genel seçimlerden hemen sonra başbakan olanlar seçilmiş sayılacak, arada başbakan olanlar sayılmayacak.

“İşin aslı parlamenter sistemimizde ne başbakan “seçilmiş başbakan”dı, ne de milletvekilleri “seçilmiş bakan”dı.”

Aynı mantığı bakanlar için de yürütmek mümkün. Genel seçimlerden hemen sonra bakan olanlar seçilmiş arada bakan olanlar seçilmemiş sayılacak. Hatta tuhaflık milletvekili olan ve genel seçimlerden hemen sonra bakan olanları seçilmiş saymaya, sonra bakan olanları seçilmiş saymamaya, milletvekili olmayan bakanların ise hiç bir zaman seçilmiş sayılmamasına kadar gider. Bu bakış son derece sorunlu ve absürttür.

İşin aslı parlamenter sistemimizde ne başbakan “seçilmiş başbakan”dı, ne de milletvekilleri “seçilmiş bakan”dı. Halk tarafından doğrudan seçilenler sadece Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri olan milletvekilleriydi. Halk başbakan veya bakan seçmezdi. Genel seçimleri kazanmak da başbakan seçilme sonucunu anayasal olarak doğurmazdı.

1982 Anayasa’nın mülga 109’uncu maddesine göre Başbakan, Cumhurbaşkanınca milletvekilleri arasından ATANIRDI. Bakanlar ise Başbakan tarafından ya milletvekilleri arasından veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından yani Meclis dışından seçilir ve Cumhurbaşkanınca ATANIRDI.

Dolayısıyla hiç bir mantıksal tutarlılığa dayanmayan, meşruiyet dayanağı olmayan ve o dönemin Anayasa hükümlerine açıkça aykırı olan deyim uygun düşerse uydurma bir sıfat üretildiği anlaşılıyor.

EK :

1982 Anayasası

Mülga Madde 109 – Kuruluş

  • Fıkra 1: Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan kurulur.
  • Fıkra 2: Başbakan, Cumhurbaşkanınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır.
  • Fıkra 3: Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanır; gerektiğinde Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerine son verilir.”
Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.