ABD DSÖ Kararıyla Küresel Sağlığı Etkiliyor

ABD, Dünya Sağlık Örgütü’nden resmen çekilme sürecini başlattı.  (The Epoch Times tarafından yapılmış illüstrasyon.)
ABD, Dünya Sağlık Örgütü’nden resmen çekilme sürecini başlattı. (The Epoch Times tarafından yapılmış illüstrasyon.)

ABD, Dünya Sağlık Örgütü’nden resmen çekilme sürecini başlattı. ABD DSÖ kararı ile, küresel sağlık politikalarını kökten etkiliyor. Aynı zamanda bu karar, küresel sağlıkta yeni bir tartışma başlatıyor.

ABD yönetimi, DSÖ’yü çıkar çevrelerine hizmet etmekle suçladı. Ayrıca örgütün asıl görevinden uzaklaştığını iddia etti. Bu açıklamalar, dünya genelinde büyük yankı uyandırdı.

ABD, DSÖ’nün reformlara rağmen etkisiz kaldığını savundu. Robert F. Kennedy Jr., kararın ardından bir video mesaj yayınladı. Kennedy, “Bu ayrılığı bir uyanış olarak görün,” diyerek DSÖ’yü sert şekilde eleştirdi. Ayrıca, yeni bir küresel sağlık sistemi kurulmasını önerdi.

Trump yönetimi, Ocak ayında ayrılık sürecini resmen başlattı. Aslında Trump bu adımı ilk olarak 2020 yılında atmıştı. Ancak Joe Biden göreve gelince süreci durdurdu. Şimdi ise Trump’ın dönüşüyle bu karar yeniden hayata geçti.

DSÖ, ABD’nin kararına karşılık açıklama yaptı. Kurum, iş birliğinin milyonlarca hayat kurtardığını hatırlattı. Aynı zamanda reformlara devam ettiklerini vurguladı. Buna rağmen ABD geri adım atmadı.

Bu gelişmeyle birlikte yalnızca ABD değil, Arjantin de DSÖ’den ayrıldı. Fakat Kennedy’nin sunduğu yeni sistem henüz netlik kazanmadı. Dolayısıyla birçok ülke temkinli davranıyor.

Öte yandan, uzmanlar küresel sağlıkta iki ana yaklaşımı öne çıkarıyor. Bazı ülkeler pandemiyle mücadeleye ve teknolojik çözümlere odaklanıyor. Diğer ülkeler ise yerel sağlık sistemlerini güçlendiriyor.

Trump yönetimi, ikinci yolu benimsiyor. “Make America Healthy Again” politikasıyla sağlığı temelden iyileştirmeyi amaçlıyor. Bu politikada özellikle beslenme, yaşam tarzı ve kronik hastalıklarla mücadele öncelik kazanıyor.

Ancak aynı yönetim, USAID’i kapatarak dış yardımları kesti. Bu adım, DSÖ’nün küresel etkisini önemli ölçüde azalttı. Ayrıca sağlık alanındaki dengeyi değiştirdi.

Bu boşluk, bazı uzmanlara göre Çin gibi ülkelerin elini güçlendirdi. Öte yandan, büyük ilaç firmaları da bu süreçten kazanç sağlıyor. Dolayısıyla güç dengesi yeniden şekilleniyor.

Bazı analistler, ABD’nin çekilmesini küresel sağlık sistemini sorgulamak için bir fırsat olarak görüyor. Bu gelişmenin özel çıkarların etkisini azalttığını savunuyorlar.

Sonuç olarak, ABD’nin bu hamlesi küresel sağlık düzenini ciddi biçimde etkiliyor. Yeni sistem tartışmaları sürerken, dünya gözünü Washington’a çevirmiş durumda.

ABD’nin DSÖ’den Çekilmesi Yeni Pandemi Risklerini Tetikliyor

ABD, Ocak ayında Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) ayrılma sürecini yeniden başlattı. Bu kararla birlikte, küresel sağlık sistemi üzerinde derin etkiler ortaya çıktı. Trump yönetimi, DSÖ’nün özel çıkarlara hizmet ettiğini öne sürdü. Aynı zamanda, örgütün temel görevlerinden uzaklaştığını savundu.

Ardından, Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. bir video mesaj yayınladı. Mesajında, diğer ülkelere yeni bir küresel sağlık sistemi kurma çağrısı yaptı. Kennedy, benzer düşünen ülkelerle temas kurduklarını duyurdu. Şu ana kadar yalnızca Arjantin bu kararı destekledi.

Mayıs ayında DSÖ, 124 ülkenin oyuyla tarihi pandemi anlaşmasını kabul etti. Hiçbir ülke karşı çıkmadı, yalnızca 11 ülke çekimser kaldı. Ancak ABD, toplantıya katılmadı ve süreci dışarıdan eleştirdi.

Bu sırada, DSÖ bir açıklama yaptı. Örgüt, ABD ile yürütülen ortak çalışmaların milyonlarca hayat kurtardığını hatırlattı. Ayrıca reform sürecinin devam ettiğini vurguladı. Buna rağmen, ABD kararında ısrar etti.

HIV araştırmacısı Tulio de Oliveira, Vulindlela, Güney Afrika’daki bir çalışmada elde edilen bulgular üzerine konuşurken. Oliveira, ABD’nin DSÖ’den çekilmesini eleştirerek, pandemilere yatırım çağrısında bulundu. (Fotoğraf: Darren Taylor for The Epoch Times)
HIV araştırmacısı Tulio de Oliveira, Vulindlela, Güney Afrika’daki bir çalışmada elde edilen bulgular üzerine konuşurken. Oliveira, ABD’nin DSÖ’den çekilmesini eleştirerek, pandemilere yatırım çağrısında bulundu. (Fotoğraf: Darren Taylor, The Epoch Times)

Öte yandan, virolog Tulio de Oliveira bu adımı eleştirdi. Güney Afrika’daki Stellenbosch Üniversitesi’nde görev yapan de Oliveira, pandemilerin milyarlarca dolarlık zarara yol açtığını söyledi. Ona göre, ABD küresel sağlığa GSYİH’nın %1’inden azını ayırıyor. Ancak yeni bir pandemi bu oranın kat kat fazlasına mal olabilir.

De Oliveira ayrıca, kuş gribinin hızla yayıldığını hatırlattı. Bu yayılım yumurta ve tavuk fiyatlarını artırdı. Bu gelişme, sağlık krizlerinin ekonomik etkisini yeniden gündeme getirdi.

Bu sırada Trump yönetimi, Moderna ile yapılan 700 milyon dolarlık grip aşısı sözleşmesini iptal etti. Sözleşme, mRNA teknolojisiyle H5N1 ve benzeri grip türlerine karşı aşı geliştirmeyi amaçlıyordu.

Daha sonra, ABD Sağlık Bakanlığı İletişim Direktörü Andrew Nixon konuya açıklık getirdi. Nixon, önceki yönetimin mRNA teknolojisiyle ilgili güvenlik endişelerini kamuoyundan sakladığını öne sürdü. Bu nedenle yeni dönemde benzer hatalara kaynak ayırmayacaklarını belirtti.

Ayrıca, CDC mevcut kuş gribi riskinin düşük olduğunu açıkladı. Kurum, insanlara bulaşma görülmediğini belirtti. Ancak hayvanlar arasında yayılımı dikkatle izlediklerini duyurdu.

De Oliveira yalnızca ABD’yi değil, dış yardımları %40 oranında azaltan İngiltere’yi de eleştirdi. Ona göre, bu tür kararlar gelecekte salgınların artma riskini büyütüyor.

Pandemi Harcamaları Tartışılıyor: Uzmanlar Risklerin Abartıldığını Söylüyor

Dr. David Bell, pandemi riskine yönelik harcamaları eleştirdi. Daha önce DSÖ’de görev yapan Bell, 20 yılı aşkın süredir küresel sağlık alanında çalışıyor. Son dönemde, birçok uluslararası kurumun kullandığı verileri detaylı biçimde inceledi.

Araştırma grubu REPPARE ile birlikte çalışan Bell, analizlerinde önemli bulgular ortaya koydu. Ona göre, DSÖ ve G20 gibi kuruluşlar riskleri abartarak kamuoyunu yanıltıyor. Ayrıca, varsayımsal tehditleri gerçekmiş gibi gösteriyorlar.

Bu noktada Bell, DSÖ’nün acil araştırma listesinde yer alan dokuz hastalığı değerlendirdi. Bu hastalıklardan biri COVID-19, diğeri ise henüz ortaya çıkmamış olan “Disease X.” Diğer yedi hastalıktan sadece Ebola, 10.000’den fazla can aldı.

Bunun yanı sıra, Bell 2000-2020 arasında gerçekleşen salgınları analiz etti. COVID-19 ve domuz gribini hariç tuttuğunda, bu dönemdeki salgınlar toplamda 26.000’den az ölüme yol açtı. Bu veriler, kurumların iddialarıyla büyük bir çelişki oluşturdu.

Ayrıca Bell, domuz gribinin normal gripten daha az ölümcül olduğunu belirtti. Grip için mevcut gözetim sistemlerinin zaten yeterli olduğunu vurgulayarak sürekli büyüyen pandemi bütçelerini sorguladı.

G20, her yıl en az 15 milyar dolar ayırılması gerektiğini belirtti. Ancak Bell, taleplerin 34 milyar dolara çıktığını belirtti. Bell ayrıca, beş yıl içinde toplam maliyetin 171 milyar dolara ulaşacağını öngörüyor.

Bell, bu noktada uyarıda bulundu. Ona göre, pandemi hazırlıkları için ayrılan bu bütçe sağlıkta öncelikli ihtiyaçları geri plana itiyor. Bu kaynaklar, daha büyük hastalık yükü yaratan sorunlara yönelmeliydi.

Ayrıca Bell, pandemi harcamalarının küresel sağlık yardımlarının %55’ine kadar ulaşabileceğini belirtti. Bu durumun, sağlık sistemlerinde dengesizlik oluşturduğunu savundu.

Öte yandan, ne ABD DSÖ ne de Tulio de Oliveira bu eleştirilere yanıt verdi. Bu sessizlik, tartışmaları daha da alevlendirdi.

DSÖ bayrağı, Cenevre'deki Dünya Sağlık Örgütü merkez binasında. Trump yönetimi, COVID-19 sürecindeki tutumu nedeniyle örgütten çekilme kararı almıştı. (Fotoğraf: Wikimedia)
DSÖ bayrağı, Cenevre’deki Dünya Sağlık Örgütü merkez binasında. Trump yönetimi, COVID-19 sürecindeki tutumu nedeniyle örgütten çekilme kararı almıştı. (Fotoğraf: Wikimedia)

Sonuç olarak, Bell ve ekibi pandemi söylemlerine karşı daha temkinli yaklaşılması gerektiğini belirtti. Uzmanlar, kaynakların veriye dayalı biçimde ve öncelikli alanlara yönlendirilmesini önerdi.

Çin, DSÖ’deki Liderlik Boşluğunu Doldurabilir

ABD DSÖ’den çekilince küresel sağlıkta boşluk oluştu. Bu boşluğu Çin doldurabilir. Çin, geçmişte DSÖ’ye ABD’den daha az katkı yaptı. Ancak 2024–2025 yıllarında Çin, zorunlu aidatlar kapsamında 175 milyon dolar verecek. Buna karşın ABD, aynı dönemde 261 milyon dolar ödeyecek. Çin ayrıca, önümüzdeki beş yıl içinde 500 milyon dolarlık gönüllü bağış yapmayı taahhüt etti.

Uzmanlar, Çin nüfusu büyük olduğu için DSÖ’de daha fazla söz hakkı alması gerektiğini belirtiyor. Ancak bu etki sadece tavsiye düzeyinde kalmalı. Çünkü DSÖ, ulusal sağlık politikalarını dayatma yetkisine sahip değil. Örneğin, seyahat yasakları veya aşı zorunlulukları getiremiyor.

Buna rağmen ABD, DSÖ kararı ile sağlık sektöründe hayal kırıklığı yarattı. Uzmanlar, bu kararın sadece sembolik olduğunu söylüyor. Çünkü DSÖ’de köklü değişim yaratmıyor. Diğer yandan Çin’in artan finansal katkısı, küresel sağlık alanında etkisini güçlendiriyor.

Kenneth Bernard, “ABD çekilirse, Çin liderliği alır ve bu ABD’nin çıkarlarını bozar” dedi. Bu yüzden Çin, DSÖ’deki liderlik boşluğunu doldurmaya aday oluyor.

Finansal ve Kurumsal Güçler Küresel Sağlığı Şekillendiriyor

Bell, sorunun sadece anlaşma veya DSÖ ile sınırlı olmadığını vurguluyor. Çünkü büyük finansal ve kurumsal kurumlar pandemilere öncelik verilmesini destekliyor. Ayrıca kamu kaynaklarını özel şirketlerin kazancı için kullanıyorlar. Bu yüzden küçük ülkeler finansmana erişim kısıtlandığında direnmekte zorlanıyor. Bu nedenle Bell, devletlerin denetimleri sıkılaştırması gerektiğini belirtiyor.

Kennedy, MAHA ilkeleriyle küresel sağlıkta dönüşüm için bir kapı aralıyor. Paul ise mevcut sistemi iyileştirmenin gerekli olduğuna inanıyor. Ancak Bell, Kennedy’nin alternatif önerisini destekliyor. Ayrıca ABD, DSÖ’den çekilerek Afrika için fırsat yaratıyor. Bu yüzden Dramé, Afrika ülkelerinin sağlık bütçelerini artırmaları gerektiğini savunuyor.

Afrika’daki birçok milyarder yerel kaynakların artmasına katkı sağlıyor. Afrikalılar, Bill Gates’in Afrika’daki yatırımlarını olumlu değerlendiriyor. Afrika dışındaki Afrikalılar her yıl 95 milyar dolar gönderiyor. Bu paranın küçük bir kısmı, sağlık sistemlerinde önemli fark yaratıyor.

HIV pandemisi sırasında DSÖ geç harekete geçti, bu nedenle yetkililer UNAIDS’i oluşturdu. Bu yüzden Dramé, DSÖ’nün yapısını gözden geçirmenin zorunlu olduğunu öne sürüyor. Çünkü mevcut yapı, sağlık krizlerine etkili yanıt vermeyi engelliyor. Ayrıca finansal ve kurumsal güçler, küresel sağlık politikalarını şekillendiriyor.

Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr., 20 Mayıs 2025'te Washington’daki Capitol Hill’de bir Senato alt komitesine ifade verdi. Kennedy, GAVI’yi aşı güvenliğini ihmal etmekle ve pandemi sırasında farklı görüşleri bastıran, ifade özgürlüğünü kısıtlayan çalışmalarda DSÖ ile iş birliği yapmakla eleştirdi. (Fotoğraf: Madalina Vasiliu/The Epoch Times)
ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr., 20 Mayıs 2025’te Washington’daki Capitol Hill’de bir Senato alt komitesine konuştu. Kennedy, GAVI’yi aşı güvenliğini ihmal etmekle ve pandemi sırasında farklı görüşleri bastıran, ifade özgürlüğünü kısıtlayan çalışmalarda DSÖ ile iş birliği yapmakla eleştirdi. (Fotoğraf: Madalina Vasiliu, The Epoch Times)

Sonuç olarak, küçük ülkeler bu etkiye direnmekte zorlanıyor. Bu yüzden sağlık alanında yerel kaynakların artırılması kritik önem taşıyor.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.