Çalışmayan Otobüs Durakları Üzerinden Dünyayı Okumak

Mersin son günlerde uzun zamandır almadığı yağışı aldı ve kış bu sene çok sert geçeceğe benziyor. Pek çok yer, sel felaketinden dolayı sular altında kaldı ve pek çok vatandaşımız da maddi hasara uğradı. Ne mutlu ki can kaybı gerçekleşmedi. Tüm Mersinlilere geçmiş olsun.

Tabii kış böyle olunca da havalar kapalı. Güneş son günlerde yüzünü hiç göstermiyor. Mersin’de güneş enerjisi ile çalışan ve otobüs saatlerini gösteren dijital paneller de elbette çalışmıyor. Mersin Teksin uygulamasını kullanabilen vatandaşlar için otobüslerin durağa varış saatlerini öğrenmeleri kolay; ama uygulamayı kullanamayan, özellikle yaşlı vatandaşlar bu durumdan çok şikayetçi.

Peki bu durum bize neyi gösteriyor? Şu anda dünyada Paris Antlaşması ile 195 taraf ülkenin gerçekleştirmeye çalıştığı Yeşil Dönüşüm’ün aslında yakın bir gelecekte imkansız olduğunu. Yeşil Dönüşüm’ün göbeğinde, dünyadaki global ısınmaya sebep olduğu söylenen sera gazlarının salınımında en büyük rolü oynadığı iddia edilen, fosil yakıtların kullanımına son verilmesi var. Fosil yakıtların yerine ise güneş ve rüzgâr gibi doğal kaynaklardan üretilen enerji modellerine geçilmesi planlanıyor. Tabii bunların yanı sıra, bir sürü akıl almaz önlem de cabası. Tabii bu teorinin karşısında, küresel ısınmanın sera gazı kaynaklı olmadığını söyleyen pek çok bilim adamı da var.

Yeşil Dönüşüm aslında küreselleşmenin en büyük adımlarından bir tanesi. Sadece Yeşil Dönüşüm değil, aynı zamanda Covid ortaya çıktığı zaman ilk defa bahsedilen Büyük Sıfırlama’nın diğer unsurları da var. Örneğin insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için onlara verilecek temel evrensel maaş. İnsanların kira karşılığında oturabilecekleri 80 metrekare evlerle mülksüzleştirilmeleri. Hiçbir şeye sahip olamadığınız döngüsel ekonomi modeli ve insanları kimliksizleştirme ve cinsiyetsizleştirme çabaları. Ve bir de dijital para. Bir tür küresel şirketler sosyalizmi aslında. Ve bu sistemin baş aktörlerinden biri Çin. Çin bu sistemin üretim üssü olarak tasarlanıyor.

İşte küreselleşmeyi oluşturan, ABD Başkanı Trump ile BM ve AB’nin çatıştıkları ana unsurlar bunlar. Trump’ın Paris Antlaşması’ndan çekilmesinin, BM’yi fonlamayı bırakmasının ve Çin ile mücadelesinin asıl sebebi bunlar. Trump bu yeni paradigmayı durdurmak için kapsamlı bir mücadele veriyor. Mesela Trump fonları kesince BM’de binlerce diyebileceğimiz insanlar işsiz kaldı ve operasyonlar ciddi anlamda yavaşladı. Ya da büyük bir çoğunluğu çok düşük bir fiyattan Çin’e satılan Venezuela petrolüne el koyması. Panama kanalını kontrolü altına alması, Zengezur koridorunu yine yönetmeye başlaması, Grönland girişimi vs.

Ama tabii burada çok ciddi bazı sorunlar var. BM tarafından yönetilen bu süreçte, şu anda AB büyük bir enerji krizi içerisinde. Rusya’nın Avrupa’nın doğal gazını kesmesi ile hemen hemen bütün ülkeler enerji krizi yaşıyor ve yakın bir gelecekte Yeşil Dönüşüm mümkün görünmemesine rağmen, başarısızlığı kabul etmiyorlar.

Davos’ta yaşanan tam olarak da bu çatışmaydı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen, uzun zamandır yapılan görüşmeler sonucunda, Paraguay ile Paris Antlaşması çerçevesinde bir Özgür Ticaret Antlaşması yapıldığını duyurdu. Yaratmaya çalıştıkları paradigma sanki dünyada başarılı olmuş ve başarılı bir şekilde ilerliyormuş imajını yaratmaya çalıştı.

Fakat Davos’ta ABD Ticaret Bakanı Howard William Lutnick, yaptığı konuşmada küreselciliğin hem Amerika’yı hem de Batı’yı başarısızlığa uğrattığını kesin bir dille ifade etti. ABD’nin finansal ve askeri gücü olmadan ve bu enerji krizi ile, küreselleşme nereye gidecek göreceğiz.

Demem o ki, Mersin Büyükşehir Belediyesi de otobüs duraklarındaki dijital panelleri elektrikli yapsa ve vatandaşlar da bu hizmetten mahrum kalmasa…

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.