Savaş Doktrini Değişti

“Korku, güvenden güçlüdür”

Son İran saldırısı savaş doktrininin tamamıyla değiştiğini gösteriyor. Doktrin, Latince kökenli olup genel anlamıyla öğreti demektir. Savaş öğretileri çağlar boyunca değişime uğramıştır. Bu, daha çok teknolojik gelişimle ve savaşçı ruhla alakalıdır. Savaş öğretilerine tarihte en fazla hükmeden millet, Türk milletidir. Türk milleti, savaşçı ve yenilikçi bir millettir. Yeniliklere çok hızlı ve kolay adapte olur.

Bugünkü savaş doktrinin değişmesinde yine Türkler baş aktördür. Savaşlara İHA/SİHA konseptini sokarak, başarıyla uygulayan ülkedir. Suriye’de, Karabağ’da, Libya’da insansız savaş araçlarını, savaş konseptini değiştirecek şekilde kullanmış ve dünyaya göstermiştir. O nedenledir ki dünya İHA/SİHA ihracat şampiyonu Türkiye’dir.

Tarihte savaşların seyrini değiştiren milletler sadece Türkler değildir elbette. Çinliler, Japonlar, Almanlar, Ruslar, Araplar, Persler, İngilizler de savaş öğretilerine katkılar vermişlerdir. Bugünkü yazımızda amacımız tarihte çok geriye gitmek ve savaş tekniklerini detaylı incelemek değil.

Yakın tarihte 1. Dünya Savaşı bir cephe savaşıydı. Büyük asker kayıpları yaşandı. Savaşın ana karakteri buydu. 2. Dünya Savaşı’nın ana karakteri, yıldırım saldırılar ve zırhlı birlikler savaşıydı. Modern silahlar, tank, top, gemi, uçak dönemiydi. Hızlı, etkin ve ölümcül… Her iki dünya savaşında da kara birliklerinin, insan gücünün önemi büyüktü.

Soğuk Savaş döneminde vekalet savaşları, gerilla taktikleri öne çıktı. Ülkeler daha çok terör grupları eliyle savaştı. Tabii teknoloji de bir yandan ilerliyordu. Roketlerin, nükleer silahların üretildiği, modern silahların üretiminin devam ettiği yıllardı. Bir de nükleer caydırıcılık dönemiydi. Ülkeler nükleer tehlikesi yüzünden doğrudan savaşlara tutuşamadı.

Ukrayna -Rusya Savaşı bildiğimiz anlamdaki savaşların sonunun geldiğini gösterdi bizlere. Kara güçlerinin, zırhlı birliklerin yerine, İHA/SİHA, roketler, hava savunma sistemleri ve kamikaze dronların merkezde olduğu bir savaş konsepti – ki burada uzaysal konumlama, yapay zeka, uydu istihbarat ve elektronik harbin öne çıktığı bir zaman aralığıdır.

Son İran Savaşı ve İran’ın mukavemet gücü bu yeni savaş doktrinin artık iyice tescillendiğinin kanıtıdır. Artık devasa çelik yığınlarının -uçak gemileri vb.- çok belirleyici olmadığı, onun yerine dronların, roketlerin ve elektronik harbin öne çıktığı ve kara güçlerinin geri konuma itildiği bir zaman dilimi. Yeni döneme dijital cephe dönemi de denmektedir.

Savaş doktrini değişirken, müttefiklik anlayışları ve arayışları da değişiyor. Artık ABD’nin mutlak dünya hakimiyetinin biteceği, NATO gibi örgütler yerine başka savunma birlikteliklerinin öne çıkacağı öngörüsü çok yaygın.

ABD’nin büyük oranda bir çıkmaza sürüklendiği bu günlerde başka senaryolar ve liderlikler dillendiriliyor. Türkiye’nin yeni dönemde daha etkin ve aktif roller üstlenebileceği konuşuluyor – ki zaten Türkiye bunu, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır ile hayata geçirme noktasında adımlar attı.

Pakistan’ın nükleer gücü, Türkiye’nin savunma sanayindeki yenilikçi atılımları, Suudi Arabistan sermayesi ve Mısır’ın insan gücü bölgede yeni umutların ve yeni anlayışların filizleneceği yönünde beklentiler uyandırdı.
Batı hegomanyası yaralar alıp, dağılma sürecine girerken, Yakın ve Uzak Doğu ülkeleri her bakımdan gelecek vaat etmektedir.

Savaş doktrinin değişmesi bundan böyle küçük ve orta büyüklükteki ülkelerin kolay ve ucuza silahlanıp savaşlarda söz sahibi olacağını kanıtladı. Ukrayna’nın ve İran’ın dron ve roket teknolojisindeki ilerlemesi, yine Türkiye’nin savunma sanayinin her branşında güzel ürünler geliştirmesi, diğer ülkelere hem örnek olacak hem de onları daha bağımsız hareket etmeleri yolunda cesaretlendirecektir.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.