Otizmi Anlamak…
Nisan ayı yılın en sevdiğim ayıdır. Hem kızımın hem benim doğum günlerimiz, hem de eşimle tanışma yıldönümümüz bu aya denk gelir. Benim için çok verimli ve keyifli geçen bir ay olmuştur her zaman… Ayrıca yaşadığımız bölge Güney Ege olunca, ne sıcak ne soğuk, tam nefes alınacak zamanlardır bu zamanlar… Mayıs’tan sonra inanılmaz sıcaklar bastırır! Dolayısıyla doğanın canlanışını, toprağın uyanışını, kışın rehavetinin bitişini gözlemlerim her yıl bu ayda…
Nisan ayının 2’si, 2007’den bu yana aynı zamanda “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi… Artan nüfusun çok sayıda engelliliği barındırdığı günümüz dünyasında, bir engelden çok nöro-gelişimsel farklılık olarak tanımlanan otizm spektrum bozukluğu bulunan bireylere, doğru eğitim ve yaklaşımla günlük hayatın içinde yer edinme fırsatı sağlanabiliyor.
Oldukça geniş bir perspektifte incelenen otizmin belirgin en temel özelliği, duyusal hassasiyet ve tekrar eden hareketler olarak gözlemlenebilir. Otizmli bir bireyin gündelik rutinlerini sorunsuzca yerine getirebilmesi, ailelerin kararlı sabrı ve anlayışıyla sağlanabilir ancak.
Otizm konusunu araştırırken karşıma iki güzel çocuk çıktı:
Birincisi Ali Dökücü: harikulade bir ressam ve puzzle canavarı.
Diğeri Sıtkı Taylan Hartavi, Türkiye’nin ilk konservatuvar mezunu piyano ve keman sanatçısı… Her iki çocuğun hikâyesi de kendimi daha iyi hissetmemi sağladı.
Ali 19 yaşında. Instagram’da oldukça popüler bir sayfası var. 138 bin takipçisiyle paylaştığı (bu satırları yazarken güncel olan rakam… Elbette her geçen gün artıyordur) birbirinden güzel resimleri ve 2000+ parça gibi yüksek rakamlı puzzleları tamamlamasıyla insanı kendine hayran bırakıyor. Ali’nin bu seviyeye gelmesi tabii ki kolay olmamış. Çocukluk videolarında yaşadığı öfke nöbetleri açıkça görülebiliyor. Annesi Ahu Hanım’la telefonda tanıştım. Son derece kibar, iyi eğitimli ve çocuğunun gelişimi için her türlü fedakârlığı yapmaya hazır, etkileyici bir kadın. Babasıyla, Ali çok küçükken boşanmışlar… Yalnız bir anne olarak hem Ali’yi hem bir yaş küçük kızı Alya’yı özveriyle büyütmüş. Ali’nin 14 yaşındayken yaptığı hayvan resimleri Taç ev tekstil markasının çocuk nevresim takımı koleksiyonunda harika bir seçenek olarak yerini aldığını öğrenir öğrenmez, ben de Milas’ta ilgilendiğim otizmli Mehmet Şakir için orman hayvanları olanından bir tane edindim… Eminim uykuya dalarken çok eğleniyordur!



1999 doğumlu Taylan’ın annesi Fadime Hanım, emekli hemşire ve 65 yaşında… O da son derece sıcakkanlı ve samimi bir insan. Telefonda birkaç kez sohbet etme fırsatımız oldu. Antalya Konyaaltı’nda yaşıyorlarmış. Taylan ilkokuldayken öğretmeni müzik yeteneğini fark ederek, geliştirmesini tavsiye etmiş. Bunun üzerine babası Ramazan Hartavi, oğluyla beraber müzik kurslarına devam etmiş ve evde enstrüman çalmaya başlamışlar. Anne-babanın dikkati ve gayreti sayesinde Taylan çok büyük ilerleme kaydetmiş. Umarım bir gün yüz yüze tanışabilir, müziğini canlı olarak dinleme fırsatı bulurum.
Taylan Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan 2023 yılında mezun olduktan sonra E-KPSS’ye hazırlanmaya başlamış. Annenin biraz yaşı olduğundan sosyal medya mecralarıyla pek ilgisi yok doğal olarak… Bu nedenle Taylan’ın aktif olarak paylaşım yaptığı bir sayfası bulunmuyor.


Her iki çocuğumuz da kalabalık otizm ailesinden sadece iki olumlu örnek. Fakat elbette madalyonun bir de diğer yüzü var. Tüm engellilik ve hastalıkta olduğu gibi, bilinçsiz ailelerin elinde büyüyen otizmli çocuklar potansiyellerini gerçekleştirmeden, öfke ve kontrol sorunlarıyla yaşıyorlar. Bu durumu olumluya çevirecek mekanizmaları harekete geçirmek hiç de kolay değil maalesef.
Otizm denince, kavramı dünyaya en net şekilde anlatan ilk film olan 1988 yılı yapımı “Yağmur Adam”ı anmadan geçmek istemem. Rain Man, babalarının ölümünden sonra bir araya gelen iki kayıp kardeşin dokunaklı öyküsüyle dört Oscar da dâhil olmak üzere çok sayıda övgü topladı.
Yağmur Adam kadar iyi bilinmese de 1993 yapımı Gilbert’ın Hayalleri (What’s Eating Gilbert Grape) Leonardo Dicaprio ve Johnny Depp gibi Hollywood’un parlayacak yıldızlarının birlikte rol aldıkları ilk ve tek film olma özelliği taşıyor. Filmde DiCaprio 17-18 yaşlarında, otizm spektrumunda olduğu kabul edilen, sürekli ilgilenilmesi gereken Arnie Grape karakterini canlandırıyor. Bu rolüyle ilk Oscar adaylığını aldı…
… Son olarak kadrosunda efsanevi aktör Robert De Niro’nun yedi çocuğundan biri olan ‘98 doğumlu Elliott’a otizm teşhisi konduğunu ve torununu oynayan William Fitzgerald’ın gerçek hayatta da otizmli olduğunu hesaba katarsak, bugüne kadar yapılan otizm odaklı filmler içinde en gerçekçisi 2023 yapımı Ezra’dır demek sanırım abartı olmaz. Tam olarak ana karakterlerin kendi deneyimlerini de yansıttığı, kurgudan öte gerçek his ve deneyimleri barındıran bir film olmuş diyebiliriz… Amerika’nın geniş topraklarında yol hikâyeleri her zaman kendine iyi bir yer edinmiştir. Tıpkı Yağmur Adam’daki iki kardeşin yol macerası gibi, bu kez bir baba oğulun yollara düşmesini izliyoruz…
… Einstein ve Mozart da dâhil olmak üzere tarihteki pek çok ünlü figürün otistik özellikler sergilediği bugünkü tanımlamalarla açıkça anlaşılıyor. Bazı otizmli bireylerin birbirinden farklı ve çeşitli yönleriyle dünyayı değiştirip dönüştürme gücüne sahip olduğunu yazmak sanırım yanlış olmaz. Modern tıp biliminin yeni tanımlar ve yaklaşımlarla otizmi bir hastalık değil farklılık olarak ele alması, bireylerin iş ve sosyal hayatta yer edinmelerini çok daha kolaylaştırmakta… Değişen dünyada herkese kendini ifade edeceği bir alan açmak, son derece insani bir ihtiyaç.
Empati ve farkındalıkla bir arada yürüyebilirsek, bu yolda herkese yer var.