Girişimci Gözüyle

Bu makale ilk olarak 26 Nisan 2017 tarihinde inovatifhaber.com’da yayınlanmıştır.

“Türkiye’nin geleceği bir yasaya takılıp kalmış” M. Çay

Tarih boyu “sihirli” bir kavramdır girişimcilik. Nice yaratıcı fikirler, yatırımlar, medeniyetin gelişimine katkı sunan yenilikler hep bir girişimcilik örneğidir. Girişimciler devletler tarafından desteklenir, önleri açılmaya çalışılır. Kamu imkânlarının sınırlılığı da girişimciliği teşvike zorlar.

Mersin’in Mut ilçesinden yola çıkan Mehmet Çay, girişimciliği sayesinde az sayıda insana nasip olacak işlere imza attı. 1972 yılında fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Çay, ilkokulu köyde bitirir. Akranları gibi keçi çobanlığı yapmak istemez. Onun içinde kaynayan, kıpırdayan bir şeyler vardır. Hayalleri vardır her şeyden önce. Karar verir, “şansını” deneyecektir. Önce bir akrabasının yanına Manisa’ya gider. Orada dört yıl kalır. Medrese eğitimi alır. Fakat Manisa da ona küçük gelmeye başlamıştır.

1986 yılında dayısının yanına İstanbul’a yerleşti. İki yıl otomobil motor tamirciliği yaptı. Bekârdı, daha fazla üstünü – başını kirletmek, dayısına yük olmak istemedi. Meslek değiştirdi. Bu kez Etiler’de mobilya döşemeciliği öğrendi. Askerlik öncesi ve sonrası dört yıl içinde, işinde ustalaştı. Çalıştığı yerde birçok ünlüyle tanışma fırsatı elde etti.

1995’te Laleli’de bir tekstilci arkadaşının yanına sık sık uğramaya başladı. Bir süre sonra terzilikten gelme tekstilci dayısı ile onun ortaklığını sağladı. Piyasayı bildiği için onları cesaretlendirdi. Bütün organizasyonu (makine temini vs.) o gerçekleştirdi. Dükkânın pazarlama işini üstlendi. Çok çalıştı; dükkânda yatıp- kalkıyordu. Küçük bir kırgınlık yaşadı ve ardından kendi işini kurmaya karar verdi. Hiç parası yoktu. Parası olan bir arkadaşıyla küçük bir mağaza açtı. “Koşan malları” ürettirip, satıyordu. Bu arada 97 yılında evlendi. Bir sene sonra yanlış kararlar sonucu iflas etti.

Ortağı onu Yeni Şafak Gazetesi’ne aldırdı. Cağaloğlu’nda ofis tutarak, gazete dağıtımcılığı yaptı. Yay-Sat’a karşı dağıtım mücadelesi verdi. Yeni Şafak el değiştirince, tekrar eski işi tekstile döndü. 1- 2 yıl yerinde saydı. Fakat bir tesadüf sonucu Fransa’dan sipariş aldı. Mağazalar zinciri olan bir firmaya yüklü miktarlarda mal yaptı. Kendini toparladı, paralar kazandı.

Ama Mehmet Çayl’ın içinde küçüklüğünden bu yana, maden sevdası vardı. Köylerinde mermer çıkıyordu. 2004’te madenciliği araştırmaya koyuldu. Bilecik ocaklarında incelemelerde bulundu. Köyündeki mermerlerden numune aldı. Kalite, üretim, pazarlama konularını araştırdı. İyice emin olduktan sonra arama ruhsatı çıkarttı. Maden için 2,7 km su, 7.0 km elektrik, 6.0 km yol düzenlemesi gerçekleştirdi. Elindeki para yetmeyince bir kar ortağı buldu. Tüm evrakları tamamladı. 2008’de işletme ruhsatı alarak üretime başladı. Tüm analizler ve fizibilite raporlarına rağmen, çıkan mermerler hatalıydı, yoğun çatlak vardı. Zarar ederek madeni kapattı.

Ancak yılmadı. Çünkü içinde madencilik aşkı sönmüyordu. Yine parasız kalmıştı. İyice hırslanmıştı. Bir maden mühendisinden yardım aldı. Kendisini bir maden ve jeoloji mühendisi kadar geliştirdi. Birçok yerde araştırma yaptı. 2010 yılında köyünde başka bir ocak tespit etti. O ocağın uygunluğuna kanaat getirdi. Arama işletme ruhsatları çıkarttı. Traktörünü dahi sattı, ocak için krediler aldı. Boş durmak ona göre değildi. Madencilikten arda kalan zamanında 800 ağaçlık zeytin ve 1150 ağaçlık ceviz bahçeleri yetiştirdi.

Şu an her şeyi tamam olmasına rağmen bu yeni mermer ocağı işi de 1939 yılından kalma “Zeytin Yasasına” takıldı. Şimdi bu yasanın esnetilip, yeniden düzenlenip meclisten çıkmasını bekliyor. 30 milyon dolarlık yıllık kapasiteye sahip ocağının, bürokrasi engelini aşması gerekiyor. Çay, ülkenin geleceğine güveniyor. Umutla ve heyecanla: “Girişimciliğin ana itici gücü inanmaktır. Peşinden cesaret, sosyal ilişkiler ve sermaye gelir. Krom dâhil, bakır, altın ve mermer tespit edecek birikime sahibim. Daha el değmemiş, yüzlerce sahamız var. Diğer girişimcilerin bu konuya eğilmelerini öneriyorum. Türkiye maden ve enerji potansiyelinin % 1’ini bile işletemiyor. Daha yapılacak çok işimiz var” diyor.

Yüzlerce maden yatakları eski Zeytin Yasasına takılmış. Eğer ülkemiz bu engeli kaldırırsa ve girişimcinin önünü açarsa, şimdiki toplam yıllık ihracatın tamamı (144 milyar dolar) maden yatırımlarından elde edilebilir. Yeter ki inanılsın, engeller kaldırılsın! Yer altı ve yer üstü zenginliğimiz lobicilik faaliyetlerine heba edilmesin!

Ayrılırken elimi güçle sıkıyor ve gülerek şu sözü söylüyor: “Bu millet demir dağları eritir.”

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.