Dr. Couceiro: Dünyada Plastik Kullanan Tek Canlı Türü İnsan

Dr. Couceiro : "Bu gezegende plastik kullanan tek bir canlı türü var; o da biz insanlar." (Fotoğraf: NickyPe-pixabay)
Dr. Couceiro : “Bu gezegende plastik kullanan tek bir canlı türü var; o da biz insanlar.” (Fotoğraf: NickyPe, Pixabay)

Prof. Dr. Couceiro, “Bu gezegende plastik kullanan tek bir canlı grubu var, o da biz insanlar. Atmosfer hareketleri sınır tanımadığı için bu sorun tek bir ülke tarafından çözülemez, bu yüzden acilen küresel bir çözüme ihtiyacımız var” dedi.

Mikroplastik terimi ilk olarak 1968 yılında ABD Hava Kuvvetleri Malzeme Laboratuvarı tarafından yayımlanan bir raporda kullanıldı. Polimer zincirlerinde birbirine bağlı karbon ve hidrojen atomlarından oluşan mikroplastikler, adından da anlaşılacağı gibi oldukça küçük plastik parçacıklarıdır. Çapı beş milimetreden daha küçük olan bu maddeler, günümüzde bulutlara kadar ulaşarak hava durumunu ve küresel sıcaklıkları etkileyebilmektedir.

Mikroplastikler; hava, su, toprak, yiyecekler ve hatta insan kanından sonra şimdi de bulutları istila etti. Dünya’nın neredeyse her köşesine sızan bu plastik parçacıkları, son olarak Doğu Çin üzerinde keşfedildi. Yeni bilimsel araştırmalar, bulutların içine kadar giren mikroplastiklerin bulut oluşumunu tetikleyebileceğini ve hava durumunu değiştirebileceğini ortaya koyuyor.

Çin’deki Shandong Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı, Doğu Çin’de Tai Dağı’nın zirvesinden topladıkları 28 bulut örneğinin 24’ünde mikroplastik tespit etti. Bulunan maddeler arasında; sentetik elyaflarda, giysilerde, tekstil ürünlerinde, ambalajlarda ve yüz maskelerinde yaygın olarak kullanılan polietilen tereftalat (PET), polipropilen, polietilen ve polistiren gibi plastik türleri yer alıyor. Bulutlarda bu şekilde mikroplastik bulunması, hava durumunu ve küresel sıcaklıkları doğrudan etkileme potansiyeline sahip.

Environmental Science & Technology Letters dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, “Bu bulgu, bulutlarda bol miktarda mikroplastiğin varlığına dair önemli kanıtlar sağlamaktadır,” diyerek durumun ciddiyetini ortaya koymuştur. Portsmouth Üniversitesi Çevre Kirliliği Profesörü Fay Couceiro da mikroplastiklerin doğasını şu sözlerle açıklamaktadır: “Kirliliğin çoğunlukla sıvı formda olduğunu varsayarız ancak mikroplastikler fiziksel parçacıklar oldukları için geleneksel kurallara uymazlar. Ulaşılması son derece güç, el değmemiş dağ zirvelerinde bile bu parçacıklara rastlıyoruz. Dolayısıyla asıl soru şudur: Oraya nasıl ulaşıyorlar?”

Parçacıklar rüzgar ve hava yoluyla taşınıyor

Bu el değmemiş bölgelerdeki kirlilik, sadece buraları ziyaret eden insanlardan kaynaklanmıyor, parçacıklar rüzgâr ve hava yoluyla da buralara taşınabiliyor. Nitekim yere daha yakın ve yoğun olan bulutlardan alınan numunelerde çok daha yüksek miktarda mikroplastik tespit edildi. Güneşin ultraviyole (UV) ışınları nedeniyle aşınmış ve eskimiş olan plastiklerin boyutlarının daha küçük, yüzeylerinin ise daha pürüzlü olduğu görüldü. Bu yıpranmış parçacıklar; bozulmamış plastiklere kıyasla daha fazla kurşun, cıva ve oksijen içeriyor. Bilim insanları, bulutların mikroplastiklerin yapısını değiştirebildiğini ve bu değişimin de parçacıkların bulut oluşumunu etkilemesine yol açtığını ortaya koydu.

Prof. Dr. Couceiro, “Bulut oluşumunun yalnızca yerel hava durumu üzerinde değil, aynı zamanda küresel sıcaklık dengesinde de büyük bir etkisi var,” diyerek durumun önemini vurguluyor. Bulutlar iklimi pek çok yönden şekillendirir. Küresel yağış rejimini ve bitki örtüsünü doğrudan etkileyen yağmurları ve karı oluştururlar. Güneş ışınlarını engelleyerek Dünya yüzeyini soğutur ve gölge sağlarlar. Öte yandan, ısıyı ve nemi hapsederek havanın ısınmasına da yol açabilirler. Araştırmanın yazarları, mikroplastiklerin hava durumu üzerindeki kesin etkilerini belirlemek için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu, ancak bu sorunla mücadele etmek için acilen daha fazla adım atılması gerektiğinin açık olduğunu belirtiyor.

Prof. Dr. Couceiro, “Bu gezegende plastik kullanan tek bir canlı grubu var, o da biz insanlar. Atmosfer hareketleri sınır tanımadığı için bu sorun tek bir ülke tarafından çözülemez; bu yüzden acilen küresel bir çözüme ihtiyacımız var,” dedi. Nitekim bu yılın başlarında Japonya’da yapılan bir çalışma, mikroplastiklerin Fuji ve Oyama dağlarının zirvelerinde bile bulunduğunu ortaya koymuştu. Okyanuslardaki plastik atıklardan koparak hava kütleleriyle taşındığı düşünülen bu parçacıkların boyutu ürkütücü seviyelere ulaştı. Çin’deki Tai Dağı’nın bulut suyunda bulunan mikroplastik yoğunluğu, Japonya’daki dağlarda ölçülen miktarın tam 70 katına kadar çıkıyor.

Kaynak: Fay Couceiro, University of Portsmouth, Mikroplastik araştırma grubu.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.