
ABD Dışişleri Bakanlığı, 20 Ağustos’ta Küba’ya, devlet şirketlerini ve bazı Kübalı yöneticileri hedef alan yeni yaptırımlar açıkladı. Ayrıca bakanlık, Küba Dostluk Enstitüsü yöneticilerini de yaptırım listesine ekledi. Listede ICAP Başkanı Fernando González Llort ve Başkan Yardımcısı Noemí Ramona Rabaza Fernández de yer aldı. Bunlara ek olarak Kuzey Amerika Direktörü Leima Martínez Freire de yaptırım listesine dahil oldu.
ABD, madencilik sektörüyle bağlantılı dokuz Küba kuruluşu ve Küba İnşaat Bakanlığını da hedef aldı. Ülkedeki yabancı kuruluşlara iş gücü sağlayan Agencia de Contratación a Representaciones Comerciales S.A. da yaptırım kapsamına girdi. Diğer hedefler arasında nikel, metal ve madencilik şirketleri yer alıyor. ABD yönetimi, bu kuruluşların rejimin baskı mekanizmasını finanse ettiğini öne sürdü. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yaptırımlara ilişkin açıklamasında Küba yönetiminin ABD karşıtı faaliyetler yürüttüğünü iddia etti.
Ayrıca bakanlık, ICAP’ın daha önce yaptırım uygulanan kuruluşlardan olduğunu belirtti. Bakanlığa göre ICAP, Küba’da uluslararası tugaylara ev sahipliği yaptı. González Llort, 1998’de Küba adına casusluk yapmaktan tutuklanmış ve 15 yıl ABD hapishanesinde kalmıştı. Rubio, González Llort’un 2014’te Küba’ya döndüğünü ve faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi.
Küba yönetimi yaptırımlara tepki gösterdi
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Parrilla, karara tepki göstererek, ABD’nin Küba ekonomisine zarar vermeyi amaçladığını söyledi. Ayrıca yaptırımların temel hizmetlerin sağlanmasını zorlaştırdığını belirtti. Rodríguez, ülkenin enerji alanında kritik bir durum yaşadığını, ayrıca ABD’nin ilaç, tıbbi cihaz ve gıda taşımacılığını engellediğini öne sürdü.
Buna karşın ABD yönetimi, Küba’ya yönelik baskısını sürdürüyor. Washington, yaptırım kapsamındaki kişi ve kuruluşlarla iş yapanları da uyardı. Yabancı bankalardan ve şirketlerden desteği kesmelerini istedi. ABD Dışişleri Bakanlığı, temmuz ayında ayrıca bir Küba raporu yayımlamış, Küba’yı 21. yüzyıl komünizminin merkezi olarak tanımlamıştı. Raporda, Küba yönetiminin ABD’deki sol grupları desteklediği iddiası da yer aldı. Ayrıca Küba’nın Amerikan hükümetine sızma girişimleri bulunduğu öne sürüldü.
Son olarak Rubio, Küba’nın uluslararası destek ağlarını yeniden canlandırdığını savundu. Rubio, 13 Ağustos’taki Fidel Castro etkinliklerinin bu ağı güçlendirdiğini belirtti. ABD yönetimi, Küba’nın Marksizmi ve komünist şiddeti yaymaya çalıştığını öne sürdü.