
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, ‘çerçeve yasa’ olarak bilinen ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’u değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, ‘çerçeve yasa’ olarak bilinen ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’u değerlendirdi. “7595 sayılı Kanun olağan bir terörle mücadele kanunu değildir. Bu kanun sistematik terörü bitirmeye matuf genel bir amaca sahiptir” diyen Uçum, konunun gündelik parti siyasetiyle değil, ‘devletin genel çıkarları’ ve ‘milli üstün yarar’ ilkesiyle ele alınması gerektiğini ifade etti.
Uçum, şunları kaydetti:
Kanunda yer alan ‘terör örgütünün fiilen sona ermesi’, ‘örgütün tamamen tasfiyesi’ gibi ifadeler hukuksal bir sona erme ya da hukuksal tasfiye anlamında değildir. Bunlar pratik süreçler olarak yürüyecek ve tamamlanacaktır. Tamamlandığı zaman muhataplarla ilgili kişisel şartlar da gerçekleşmişse kanundan kaynaklı bazı pozitif hukuki sonuçlar doğacaktır. Kişisel şartlar gerçekleşmezse negatif hukuki sonuçlar doğacaktır.
Çerçeve yasa’ ile getirilen 10 ve 5 yıllık ceza erteleme süresine değinen Uçum, “Erteleme süresi içinde tanımlanmış suçları işlemeye bağlı negatif sonuç, erteleme süresinin kanuna uygun tamamlanması halinde ise pozitif sonuç gerçekleşecektir. Erteleme süresi içinde kişi terör suçu işlerse erteleme kararı kaldırılır. Kanundaki terör suçu terimi genel bir ifade olarak kullanılmıştır. Terörle Mücadele Kanunu’nun terör suçunu düzenleyen 3. maddesine bilinçli olarak atıf yapılmamıştır. Türk Medeni Kanunu (TMK) Madde 4’te yer alan terör amacıyla işlenen suçlar da terör suçu sayıldığı için Kanun’da yer alan terör suçu ifadesi terör amacıyla işlenen suçları da kapsamaktadır.
PKK’ye özel olarak düzenlenen ‘çerçeve yasa’ teklifi, PKK/KCK ile sınırlı bazı ‘örgüt suçlarında’ 10 yıla varan denetimli serbestlik koşullarında infaz ertelemesi getirirken, düzenlemenin yürürlüğe girmesi örgütün feshi ve silah bırakmasının tespit ve teyit edilmesi şartına bağlanıyor.
“Düzenlemeden yararlanacak kişiler, yayımlanma tarihinden itibaren 6 ay içerisinde resmi başvuruda bulunmak zorunda.”
Düzenlemede, PKK/KCK ve bağlı tüm oluşumların fiili varlığına son verdiğinin ve elindeki tüm silah ile mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi şartı öne sürülüyor. Bu tespitin ardından Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) teyit kararının Resmi Gazete’de yayımlanması gerekiyor. Bu gerçekleşmeden infaz ertelemesi veya tahliye kararı verilemeyecek. Düzenlemeden yararlanacak kişiler, yayımlanma tarihinden itibaren 6 ay içerisinde resmi başvuruda bulunmak zorunda.
“Mehmet Uçum, 7595 sayılı Kanunu AA Analiz için üç yazı hâlinde değerlendirdiğini açıkladı.”
Düzenlemede, “örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu” ile 1 Haziran 2005 yılından önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet yükümlülüğü doğuran suçlar kapsam dışında bırakıldı. Böylece, Abdullah Öcalan’ın ve örgüt yöneticilerinin yasadan yararlanmasının önü kesildi.
Düzenleme, demokratikleşme adımları ve politik tutsaklara ilişkin açık ve hızlı bir sonuca götürecek bir çerçeve içermiyor. Yasadan yararlanacakların demokratik siyaseti girmesi ise 2 ila 3 yıl sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki kurulun talebi üzerine infaz hakimliğince değerlendirilecek.
Mehmet Uçum, sosyal medya paylaşımında 7595 sayılı Kanunu AA Analiz için üç yazı hâlinde değerlendirdiğini açıkladı.
Uçum, sonraki iki yazıda düzenlemenin Anayasa’ya uygunluğu, yeni infaz düzenlemesine ihtiyaç bulunup bulunmadığı, kullanılan dil, demokrasiyi geliştirme perspektifi ve yeni anayasa tartışmalarını ele aldığını belirtti.