Kartlar Yeniden Dağılıyor
“Açlık, korkudan güçlüdür”
İnsanın temel hatalarından bir tanesi de olayları ve olguları kendi yaşam dilimi itibarıyla değerlendirmeye tabi tutmasıdır. İnsan acelecidir; ister ki her şey çabucak, onun gönlüne göre şekillensin. Diğer taraftan ezberi güçlüdür. Öğrendiklerini ve ona öğretilenleri kolay kolay terk edemez. Değiştirmeyi zül sayar. Konfor alanı içerisindeki zihin dünyasında huzurludur.
Oysa devletler tarihi uzundur. Hele dünya tarihi daha da uzundur ve her şey değişim halindedir. Biz istemesek de değişim gelir kapıya dayanır. Bu, doğa yasasıdır. Türkiye -öncesi Osmanlı- son üç asırdır gerileme dönemi yaşıyorsa, bu elbette kalıcı değildir. Her şey inişli-çıkışlıdır. Bunu nabız atışları gibi düşünün!
Yenilmezlik veya kötüye gitmeme diye bir şey yoktur. Ülkeler de doğar, büyür ve ölür. Zirveyi gören mutlaka inişe hazır olmalıdır. İşte Batı dünyasının yaşadığı budur. Doğdu, büyüdü, zirveyi gördü. Bundan sonrası dağ aşağıdır artık. Tabii bunu kabullenemeyen çok sayıda insan vardır. Onlar genlerine kadar şartlanmıştır. Aşağılık kompleksi içinde yetişmişlerdir. Batılılar yarı tanrılardır onlar için. Asla yenilmezdirler ve sıfıra yakın hata ile çalışırlar.
1999 ikiz kuleler saldırısıyla Batı dünyası inişe geçti. Avrasya ise yükselişe geçti. Çin liderliğinde Avrasya, dünyanın yeni üretim ve ihracat merkezidir bundan böyle. ABD liderliğindeki Batı, kendini yenileyemediği için, nüfus problemleri, kontrolsüz göç, aşırı borçlanma, konfor alanı ve rehavet duygusu altında erimektedir.
Bugün dünyanın en borçlu ülkesi 40 trilyon dolarla ABD’dir. Günlük borç faiz tutarı 3.2 milyar dolardır. Bu yılın sonuna değin 10 trilyon dolar borcu çevirmesi beklenmektedir. Eğer dolar, rezerv para olmaktan çıkarsa bu ABD milli gelirinin yarıya yakınının bitmesi anlamına gelir. ABD dünya jandarmalığını istese de sürdüremez artık. Bunda yeni nesil silahların da payı vardır.
Tabii dünya dengeleri açısından hızlı bir ABD çekilmesi de sorunlar yaratır – ki oluşan boşlukların doldurulması gerekiyor. ABD usul usul kendi kıtasına çekilmek, elinde kalanları korumak durumundadır. İsrail ve Avrupa’nın güvenliğini sağlamak ABD’ye pahalıya mal olmuştur. İsrail ABD’nin paçalarına yapışmış adeta ‘bırakma beni’ der gibidir. Ama artık yolun sonuna gelindi.
ABD tüm yüklerinden kurtulmak, kendi iç sorunlarına, ekonomisine, sosyal düzenine odaklanmak zorundadır. İsrail yükünü üzerinden atacaktır. Atmak zorundadır ki küçücük İsrail yüzünden, dünyanın geri kalanıyla sorunlar yaşayamaz, taşıyamaz.
Aklıselim ABD’liler bunu yıllardır dillendiriyorlar. ABD’nin bölgedeki yeni ortağı Türkiye’dir bundan böyle. Avrupa’dan, Çin’e uzanan bölgede, Afrika, Ortadoğu ve Hint Okyanusu’na uzanan coğrafyada yükselen yıldız Türkiye’dir. Boşluğu yeni bir güç olarak Türkiye dolduracaktır. Burada bundan böyle dünya ile kavgalı, istenmeyen İsrail’e yer yoktur.
Elbette bunları canım öyle istediği için yazmıyorum. Yeni dünya gerçekleri ışığında yazıyorum. Tüm emareler o yönde çünkü. Çin’i orta dünyada dengelemek görevi Türkiye’ye ve onun nüfuz alanına düşmektedir. Bakınız ‘dengelemek’ diyorum, ‘düşmanlık’ demiyorum.
Şimdiki ABD yönetiminin kapalı kapılar ardında, Türkiye ile böyle bir işbirliği geliştirdiğini düşünüyorum. ABD, Türkiye ile müttefik kalacak ve bu bölgenin kontrolünü Türkiye liderliğindeki yeni oluşumlara bırakacak. Bunu çok istediğinden değil, gücünün artık o kadarına yettiğinden dolayı yapacak.
Böyle bir dünyada İsrail ya yok olacak ya da Yunanistan ile beraber küçük, edilgen eyaletlere dönüşecek.