15 Temmuz FETÖ Terör Örgütü Darbe Teşebbüsünün Yıl Dönümü

Millî Birlik Gününün Önemi

15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en acı ve en karanlık gecelerinden biri olarak hafızalara kazındı. O gece, devletin çeşitli kurumlarına yıllar boyunca sızdığı belirtilen ve Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanımlanan FETÖ’nün darbe girişimi, milletin meydanlara inmesi, güvenlik güçlerinin ve darbe karşıtı askerlerin direnişiyle başarısızlığa uğratıldı. İki yüz elli üç vatandaşımız şehit oldu, binlerce insanımız yaralandı. O gece canını hiçe sayarak demokrasiyi savunan tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.

15 Temmuz yalnızca başarısız bir darbe girişiminin tarihi değildir. Aynı zamanda devlet yönetiminde liyakatin, şeffaflığın ve hukukun üstünlüğünün ne kadar hayati olduğunu gösteren ağır bir ders niteliğindedir.

FETÖ yapılanması bir gecede ortaya çıkmadı. Yıllar boyunca eğitim kurumlarında, yargıda, emniyette, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde ve devletin farklı kademelerinde kadrolaştığı daha sonra ortaya çıktı. Bu süreç yaşanırken farklı dönemlerde görev yapan siyasetçiler, bürokratlar ve devlet kurumları bu yapılanmayı yeterince göremedi ya da gereken önlemleri zamanında alamadı. Bunun bedelini de ne yazık ki bütün millet ödedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da geçmişte bu yapıyla aynı dönemde çeşitli alanlarda birlikte çalışıldığını ifade ettiği, daha sonra ise bu yapıyı devlet için büyük bir tehdit olarak nitelendirerek kapsamlı bir mücadele başlattığı bilinmektedir. Darbe girişiminin ardından çok sayıda soruşturma yürütüldü, kamu kurumlarında tasfiyeler yapıldı ve örgütle bağlantılı olduğu tespit edilen kişiler hakkında yargı süreçleri işletildi.

Bununla birlikte olağanüstü hâl döneminde yürütülen bazı işlemler nedeniyle haklarında yeterli delil bulunmadığını savunan, daha sonra mahkemeler tarafından beraat eden veya görevlerine iade edilen insanların yaşadığı mağduriyetler de kamuoyunda geniş şekilde tartışıldı. Hukuk devletinin temel ilkesi açıktır: Suç şahsidir. Hiç kimse yalnızca bir ithamla mahkûm edilemez. Adalet, hem suçlunun cezasını vermeyi hem de suçsuzun hakkını korumayı gerektirir.

Bugün darbe girişiminin üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen toplumun hafızasında hâlâ cevap bekleyen sorular bulunmaktadır. En önemlisi ise şudur: 15 Temmuz’dan gerçekten gerekli dersler çıkarıldı mı?

Bu soru yalnızca geçmişi sorgulamak için değil, geleceği korumak için de önemlidir. Çünkü demokratik bir devlette hiçbir yapı, hiçbir grup, hiçbir oluşum devlet kurumları içinde ayrıcalıklı bir güç hâline gelmemelidir. Devlete sadakatin ölçüsü herhangi bir kişi, cemaat, grup ya da oluşuma bağlılık değil Anayasa’ya, hukuka ve Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlılıktır.

Bugün kamuoyunda zaman zaman farklı cemaatler, tarikatlar veya çeşitli yapılanmaların kamu kurumları ve sivil toplum alanındaki etkileri üzerine tartışmalar yaşanmaktadır. Bu tartışmaların sağlıklı biçimde değerlendirilmesi, somut bilgi ve hukuk çerçevesinde yapılmalıdır. Ancak 15 Temmuz’un öğrettiği en önemli gerçeklerden biri şudur: Devlet, hiçbir yapının denetimsiz biçimde güç kazanmasına izin vermemelidir. Geçmişte yaşanan acılar, gelecekte benzer risklere karşı daha dikkatli olunmasını zorunlu kılmaktadır.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey kişilere ya da gruplara göre şekillenen bir devlet anlayışı değil, liyakatin esas alındığı, hesap verebilirliğin sağlandığı, kurumların bağımsız çalıştığı güçlü bir hukuk devletidir. Kamu görevine alınacak insanların tek referansı; bilgisi, dürüstlüğü, ehliyeti ve millete hizmet anlayışı olmalıdır.

Millet olarak acılarımızı unutmayacağız fakat acılarımızdan ders çıkarmayı da ihmal etmeyeceğiz. Çünkü unutulan acılar tekrar yaşanabilir. Tarih, ders alınmadığında kendini farklı şekillerde tekrar eder.

15 Temmuz şehitlerini anmanın en anlamlı yolu, onların uğruna can verdiği Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve hukuk devletini daha da güçlendirmektir. Devletin bütün kurumları, hiçbir ayrım gözetmeden hukuka bağlı kaldığı, liyakatten taviz vermediği ve şeffaflığı esas aldığı sürece millet geleceğe daha güvenle bakacaktır.

Bu vesileyle 15 Temmuz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, gazilerimize sağlıklı ve huzurlu ömürler diliyorum. Temennimiz odur ki ülkemiz bir daha hiçbir darbe girişimiyle, hiçbir vesayet anlayışıyla ve hiçbir karanlık yapılanmayla karşı karşıya kalmasın. Türkiye’nin gücü; demokrasiye, hukuka, adalete ve millet iradesine sahip çıktığı ölçüde artacaktır. Gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras da işte bu olacaktır.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.