Barış Uzak İhtimal
“Kedinin kanadı olsaydı, serçenin nesli tükenirdi”
ABD’nin İran’a saldırısı, içinden çıkılmaz hal aldı. Haberler peş peşe geliyor. Kime, neye inanacağımızı şaşırdık. Öncelikle bu savaşı kim başlattı ona bakmak lazım. Zira çabuk unutuyoruz. Unutulunca da yanlış değerlendirmelere yol açıyor. Belleklere kazınması gereken, savaşı İsrail ve ABD’nin başlattığı gerçeğidir. İran, kendini umulmadık biçimde savundu. Ülkede beklenen ve istenen iç karışıklık çıkmadı. Aksine İran halkı sıkı şekilde kenetlendi.
Tabii bu arada Türkiye, Pakistan ve Mısır gibi ülkeler yoğun girişimler yaparak savaşı sonlandırmak için çaba gösterdi. Zira savaşın yayılması hele hele bir mezhep savaşına dönüşmesi, tüm bölge ülkeleri için felaket anlamına gelir.
İlk dalga savaşta İran büyük bedeller ödedi. Liderini ve birçok idarecisini, vatandaşını kaybetti. Beklenmedik karşı saldırılar yaparak, İsrail’e ve Körfez ülkelerindeki ABD üslerine büyük zararlar verdi.
Savaş tüm dünyayı diken üstünde tutuyor, çünkü petrol fiyatları tırmanıyor. Bu, ülkelerde enflasyonu tetikliyor, durgunluğa neden oluyor. Yoğun çabalar sonucu güç bela bir ateşkes mutabakatı imzalandı ama uzun sürmedi.
Şimdi savaşın ikinci perdesi açıldı. Şimdilik İsrail müdahil olmadı. ABD İran’ı vuruyor, İran da Arap ülkelerindeki ABD üslerini vuruyor. Savaş, bu haliyle yayılma tehlikesi barındırıyor. Yemen’deki İran yanlısı Husiler de savaşa dâhil oldu. İran, Irak’a kadar uzandı. Erbil’deki ABD üslerini vurdu. Suriye’ye de saldırıda bulundu. Bununla da kalmayıp İngiltere ve Bulgaristan’ı bile ABD işbirliğinden dolayı tehdit etti.
Hürmüz Boğazı kapalı sayılır. Eğer Kızıldeniz Babülmendep Boğazı da Husiler tarafından kapatılırsa, dünya daha büyük bir kriz içerisine sürüklenecek. Enerji nakil yolları kapanacak. Bu, ağır bir ekonomik bunalım anlamına gelir dünya için.
Körfez krizinin ekonomik boyutu kadar bir Şii-Sünni mezhep çatışması riski var ki bu, savaşın ekonomik maliyetini de aşacak bir felaket demektir. İran haklı olarak kendine yakın bölge ülkelerinin ABD üslerini vuruyor. Vurulan ülkeler Sünni yönetimlere sahip ve nereye kadar sabrederler? Ayrıca bunları İran’a karşı kışkırtmaya amade bir ABD, İsrail var. Sahte bayrak operasyonları var.
Türkiye mezhep kavgasını önlemek için büyük çaba sarf ediyor. Aynı zamanda da Ürdün, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan ile bir ittifak peşinde. İttifak Suudi Arabistan’ı diğer Körfez ülkelerini, İran ve Husilere karşı korumaya girişirse, işte asıl tehlike odur.
Trump iktidara geldiğinde barış sözü vermişti ve bitmeyen savaşları sonlandırmak istiyordu. Fakat her ne olduysa İran ile savaşa tutuştu. Ülkesinde onay oranı % 30’lara düştü. Trump, bir Siyonist komplonun kurbanı mı oldu? Sanki gizli bir el onu, Ortadoğu’da tutmak istiyor. Bıraksalar Trump, Amerika kıtasına odaklanacak, Hint-Pasifik’e yönelecek. Zira Trump için öncelikli tehdit Çin’dir.
Çin ve Rusya da bunun farkında ki İran’a silah, istihbarat yardımında bulunuyorlar. İran’ı ayakta tutmaya çalışıyorlar. Ukrayna da sürpriz yaparak Hazar Denizi’nde İran’a saldırdı. Görüldüğü üzere tüm bölge ve süper devletler tetikte. Bunların birbirine girmesi büyük olasılık. Bu durumda en kârlı İsrail gibi görünüyor. Çıkabilecek bir mezhep savaşı İsrail için büyük nimettir. Ömrünü uzatır.
Ukrayna-Rusya savaşını da katarsanız çok bilinmeyenli ve çok denklemli bir hal aldı dünya. Avrupa bundan en olumsuz etkilenen bir başka bölge. Orada da ekonomi gitgide kötüleşiyor. Aşırı milliyetçi hükümetler iktidara geliyor.
İran Savaşı tarihe ABD’nin güç ve sınırlarının açığa çıktığı ve süper güç iddiasını kaybettiği zaman dilimi olarak geçecektir. Ayrıca bu zaman aralığı, savaş doktrinin ve araçlarının değiştiği yeni bir dönemdir.