Bir Emekçinin Mersin Büyükşehir ile İmtihanı

Mersin Büyükşehir Belediyesinde mobbing ve haksızlıkla işten çıkarılan emekçi Fırat Serez açtığı mahkemeyi hakimin verdiği işe iade kararı ile kazandı.

Mersin Büyükşehir Belediyesinde bir emekçinin işten çıkarılmasının perde arkası: Güç odakları ve mobbing

Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde biyotinidaz enzim eksikliği olan oğluna bakmak için gece vardiyasında şoför olarak çalışmaya Fırat Serez’ın sabah vardiyasına alınmak istemesiyle başlayan süreç işten çıkarılması ile sonlandı. Fırat Mersin Büyükşehir Belediyesine karşı açtığı hukuk davasını kazanırken Mersin Büyükşehir içerisinde işlerin nasıl yürüdüğü hakkında ciddi iddialarda bulundu.    

Bir işçinin hikâyesi: “Sadece çalışmak istedim”

Fırat Serez Adana Mengeler A.Ş.’de satış ve pazarlama uzmanı olarak işe başlayan ve 8 yılda bölge satış müdürlüğüne kadar yükselmiş başarılı bir çalışandı. Evli ve bir çocuk sahibiydi ve eşi Mersin Adliyesinde çalışıyordu. Oğulları Çakır’da görülen bazı semptomlar sebebiyle yapılan tetkikler sonucu Çakır’a biyotinidaz enzim eksikliği tanısı kondu. Henüz Türkiye’de yeni tanınan bu hastalık ciddi anlamda bakım gerektiriyordu. Pandemi sürecinde Fırat’ın çalıştığı firma küçülmeye gitmeye karar verdi ve Fırat bu süreçte işsiz kaldı. Eşinin gece çalışması mümkün olmadığı ve Çakır’a bakmak ve bakım masraflarını karşılayabilmek için gece vardiyasında çalışabileceği bir iş aramaya başladı. 

Fırat iş bulmak için Mersin Büyükşehir Belediyesine başvurdu. Başvuru sırasında çocuğunun raporlarını ve eşinin iş durumu ile ilgili belgeleri sununca gece vardiyasında şoför olarak işe alındı.  3 yıl boyunca gece vardiyasında 540.000 yolcu taşıdı. Bir tane şikayet veya trafik cezası almadı. Geceleri direksiyon sallarken gündüzleri Çakır ile ilgilendi ve düzenli alması gereken ilaçları ve bakımı ona sağladı.  Bu hayat koşturmacası içerisinde Çakır’ın bir de erkek kardeşi oldu.

Kırılma noktası: “Hayatım tepetaklak oldu”

Fırat eşi ile birlikte kendini hayat koşturmacasına kaptırmışken bir gün işe gittiğinde vardiya listesinde adını sabah vardiyasında gördü. Bu duruma şaşırdı. Amirine arayarak durumu sordu. Aldığı cevap ise amirinin onu gündüz vardiyasına aldığıydı. Fırat’ın gündüz vardiyasına geçmesi demek tüm hayatlarının tepetaklak olması anlamına geliyordu.

Çocuğunun raporu ve eşinin adliyede çalıştığına dair kanıtları daha önce MBB’ye sunmuştu. Ondan önce gündüz vardiyasına geçebilecek, hiçbir sorunu olmayan beş arkadaşı olmasına rağmen amiri gündüz vardiyasına onu yazmıştı. İddiasına göre, durumu anlattığında amirinden aldığı yanıt; “En zayıf halka sensin. O yüzden seni yemek zorunda kaldım.” oldu. 

Derdini kimseye anlatamadı

Fırat bunun bir yanlış anlaşılma olduğunu ve üst makamlara giderse bu haksız uygulamayı durdurabileceğini düşündü. Bu süreçte derdini yüksek makamlara anlatmak için uğraştı. Hem hakkını aramak hem de çocuklarına bakabilmek için tüm izinlerini kullandı. İki küçük çocuğuyla birlikte derdini yüksek makamlara anlatabilmek için büyükşehir binasına gitmeye başladı. Önce Ulaştırma Daire Müdürü’ne gitti. Oradan da cevap alamayınca Genel Sekreter ve hiçbir yerden çözüm bulamayınca en son Başkan Vahap Seçer’e ulaşmaya çalıştı. Birçok kereler Başkan Seçer ile görüşmek için MBB binasına giden Fırat kendi ifadesiyle çocuklarının önünde azarlanarak oradan uzaklaştırıldı.

Şoförlükten bekçiliğe: Statü ve gelir kaybı

Fırat’ın anlatımına göre süreç burada da bitmedi. Üstleri bu konuyu üst mercilere taşımasına çok sinirlenmişti. Fırat’ın ifadesiyle bu konu ile ilgili olarak iş arkadaşlarının önünde aşağılandı ve çocuğunun hastalığı ile ilgili olarak bile dalga geçildi. Fırat ta ttazminatını alıp işten çıkmak istedi.  O zaman kendisine yarı maaşlı olarak gece bekçiliği teklif edildi. Fırat ta çocuklarını düşünerek bu teklifi kabul etti. Ama Fırat için her şey yeni başlıyordu.

Mobbing iddiaları: “Görevim olmayan işler yaptırıldı”

Fırat yeni görevinde yaklaşık 8 ay çalıştı ama kendi ifadesiyle bu 8 ayda 38 yaşına kadar yaşamadığı her türlü mobbinge maruz kaldı. Görevi gece otobüslere bekçilik etmekten ve sabah gelen şoförlere çay hazırlamaktan ibaretti. Fakat ona sahadaki izmaritleri ve çöpleri toplatmaktan otobüs boyatmaya, ağaç sulamaya kadar her iş yaptırıldı.   

Bu süreçte Fırat’ın iddiasına göre yeni bir iş emri ile yeni bir uygulama getirildi. Bu uygulamaya göre ilk otobüsün çıkması için Fırat mesai bitiminden sonra bir saat fazladan bekleyecekti. Bu uygulama yüzünden Fırat her gün eve bir saat geç gitti ve bu iş için de fazla mesai ücreti kendisine ödenmedi.  

Kritik olay: Tutanak ve işten çıkarma

Fırat bir gün nöbetteyken yine bir iş emri geldi.  Normalde otobüs şoförlerinin otobüslere astığı posterleri Fırat’tan ve mesaideki servis şoförü arkadaşının yapmasını istediler. İkisi de bu işin kendi işleri olmadığını söyleyerek bu işi yapmayı ret etti.  Sabah işe gelen amir haklarında tutanak tutulmasını istedi ve bu tutanak ile Fırat’ın işten çıkarılma süreci başladı. Kendisi ile beraber tutanak tutulan servis şoförü ise işine devam etti.  

“Aynı tutanak, farklı sonuç” iddiası

Fırat’ın bu konuda en dikkat çekici iddialarından biri de: “Aynı tutanak tutuldu, aynı savunmayı yaptık. Ama sadece ben işten çıkarıldım.” oldu.

Bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savunan Fırat, kararın “önceden hazırlanmış bir süreç” olduğunu iddia etti.  Fırat’ın ifadesiyle sonradan diğer tutanak örtbas edildi. Fırat’a tazminat ödememek için de 49. madde, emre itaatsizlikten çıkış verildi. “Bu kadar da olmaz.” diyerek konuyu üst makamlara taşıyan Fırat girişimlerinden yine sonuç alamadı.  

Fırat’ı haklı çıkaran tanık ifadeleri ve işe iade kararı

Yaşananların ardından Fırat, konuyu yargıya taşıdı. Mersin 7. İş Mahkemesinde görülen davada Fırat ile beraber şoförlük yapan iki arkadaşı tanıklık yaptı. Zapta geçen ifadelerde tanıklar Fırat’a görev tanımında olmayan işlerin yaptırıldığını söyledi. Hakim de tutulan tutanak ile işten çıkarılma yapılamayacağına karar vererek usulden davayı karara bağladı. Hakim verdiği kararda Fırat’ın ya işe iadesini ya da Fırat’a tazminat ödenmesine karar verdi.  

“Büyükşehirde işlerinizi yürütmek istiyorsanız arkanız olması şart”

Fırat bu kararla ilgili olarak The Epoch Times Türkiye’ye şunları söyledi;

“Ben hiçbir referansım olmadan, arkamda hiçbir kişi olmadan Mersin Büyükşehir’e şoför olarak girdim. Çalıştığım süreçte görevimi hatasız bir şekilde tam olarak yerine getirdim. Hiçbir sebep yokken ve durumumu bildikleri halde beni gündüz vardiyasına almak istediler. Bu konuda referanssız işe girdiğim için zayıf halka olduğumu söylediler. Hiçbir referansım olmadan işe girdiğimi anlayan müdürüm şaştı kaldı. ‘Sen bu işe nasıl girdin?’ dedi. Sonradan anladım ki büyükşehir belediyesine referanssız olarak işe girmek neredeyse imkansız ve büyükşehirde işlerinizi yürütmek istiyorsanız arkanız olması şart.

Bunu nereden mi biliyorum? Beni bir tutanakla işten attılar. Halbuki benden çok daha fazla tutanağı olan ve yaptıkları suç sayılabilecek insanlar şu anda belediyede çalışmaya devam ediyorlar. Bu arkadaşlarla konuştuğum zaman bana samimi bir şekilde arkalarında insanlar olduğunu ve bu yüzden hala burada olduklarını söylüyorlar. Eğer bunun bir parçası olmak istemiyorsanız sizi bunun bir parçası yapıyorlar. Mesela ilk olarak davada tanıklık yapacağını ifade eden bir iş arkadaşımın izin günü duruşma tarihine geliyordu. Bu kişi duruşmaya gelip ifade vermesin diye izin gününü değiştirdiler. Daha sonra duruşmaya gelmedi. Hakim de zorla getirilme kararı çıkarınca davaya gelip ifade verdi.”

“Büyükşehir’de liyakat yok, bazı yapılar var.”

Fırat konuşmasının devamında maruz kaldığı haksızlık ve muamele için de şunları söyledi; “Ben de bu konuda hakkımı arayınca beni düşman ilan ettiler ve sadece haklarımı düşürmekle kalmadılar aynı zamanda bana çok ciddi mobbing uygulayıp en sonunda da bir senaryo ile beni işten tazminatsız çıkardılar. Bana neden gece bekçiliği teklif ettiklerini sonradan anladım. Önce tazminat vermemek ve belki de bu olayın haber olmasını önlemek için bana yarı maaşlı gece bekçiliği teklif ettiler. Amaçları mobbing ile beni yıldırmak ve işten ayrılmamı sağlamaktı. Bu da olmayınca beni 49. madde ile bir senaryo ile işten çıkardılar

Bu işin içerisinde amirler, müdürler ve başka kişiler vardı. Üst düzeydeki yöneticiler bile benim uğradığım haksızlığa dur diyemediler. 

İyi ki doğruyu söyleyen iş arkadaşlarım vardı. Doğruluk ve dürüstlükleri için onlara müteşekkirim. Ben demokrat bir insanım. Mersin Büyükşehir Belediyesi ne kadar demokrat bir belediye gibi görünse de perdenin arkasında her şey çok farklı. Ben buna şahit oldum. Büyükşehir’de liyakat yok, bazı yapılar var. Arkanız eğer güçlüyse bu yapılar ile işinizi yürütüyorsunuz. Bütün bunları mottosu hak, hukuk, adalet olan CHP’li bir belediyede yaşıyorsunuz. Gerçekten çok üzücü.”                                                                                                                                                                                                                                 

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.